Aşık türk adam

Aşık adam ambulansın arkasına takılmaz, yere tükürmez, terbiyesizlik yapmaz, kimseye tepeden bakıp küçümsemez. Aşık olmaktan ve aşık adamdan korkmayın'' dedi. GÖNDER. ... en yeni spor haberleri ve magazin dünyasından son olaylar CNN Türk'te. tüm platformlar. Onun güzelliği giyim tarzı şehirdeki kadınlardan farkı yoktur. Ayşe ise kendisine şehirden bir adam bulmak için bu şekilde giyinmekte ve hareketler etmektedir. Günün birinde şehre giden Ayşe burada kendisine aşık olduğuna inandığı bir adam ile seks yapar. Ancak bu adam onu sadece seks için kullanmıştır. Yorum Umut Vera Tuna Narsistik kişilik bozukluğuna adını veren, Mitolojik karakter Narcissus’dur, Kendine Aşık Adam. Efsaneye göre, Narcissus (Narkissos) doğduğunda bir kahin, kendi yüzüne asla bakmaması şartıyla onun çok uzun bir ömür süreceğini söyler. Narsiccus büyür ve olağanüstü güzelliğiyle ormandaki bütün kadın ve perileri kendine aşık eden genç bir ... Ancak Halil aslında Meral'e değil, fotoğrafına aşık olmuştur. Metin Erksan imzalı Sevmek Zamanı, psikolojik çözümlemeleri ve konusuyla Türk sinemasının en önemli eserlerinden. IMDb ... İkinci cildin Türk okurun çok ciltli kitaplarda hep yaptığı gibi daha sakin karşılandığını, çoksatar listelerine girmediğini, girdiyse de çok kalamadığını görünce bir tane edindim ve tatilimi onunla değerlendirdim. ... Aşık Bir adam kendimizi nasıl yarattığımıza ve iyileştirdiğimize dair cesur bir keşif.' -Stuart ... Aşık Bir Adam biterken Karl Ove diyor ki; umursamamak yedi ölümcül günahtan biri, belki de en büyüğü.. Yaşama karşı en büyük günah olarak görüyor. Ama kendisi bunu tam merkezinde yaşıyor. Katlanmak zorunda olduğu şeylere katlanıyor ama onun dışındaki her şeyi olması gerektiği gibi, buz gibi yaşamında hapsediyor. Ayrıntılara Aşık Adam-KIRMIZI KEDİ YAYINEVİ- Alberto Manguel Vasanpeine Poitiers’de yaşayan çipil gözlü hantal donuk bir hamamcıdır. Silik Karl Ove anlatıyor, çocuğuna bakar gibi anlatıyor, aşık olduğu kadınla kavga eder gibi anlatıyor, su içer gibi anlatıyor, nefes alır gibi anlatıyor. Okura oyun oynamadan, anlatmakla ilgili başka hiçbir derdi olmadan elinde nesi var nesi yok ortaya koyuyor. Blöf yok. Anlaşılmak, tek derdi bu. Övgü is Türk sinemasının efsane yönetmenlerinden Çağan Irmak’ın en iyi filmlerinden biri olan “Issız Adam” başrollerinde Melis Birkan ve Cemal Hünal yer almıştır. Henüz aşık olmamış bir adam olan Alper ve kitap dükkanında karşılaştığı Ada’nın aralarında yaşadıkları aşk hikayesini ve drama doğru sürüklenen ... Haberler > Kültür Sanat > Kitap > Kavgam, Aşık Bir Adam ile devam ediyor Kavgam, Aşık Bir Adam ile devam ediyor 27.05.2016 - 13:09 Son Güncelleme: 07.10.2016 - 11:50

GRRM - 2012 Söyleşileri

2020.07.29 15:25 griljedi GRRM - 2012 Söyleşileri

  1. Şu ana kadar yayımlanan kitaplara eklediğiniz ve okuyucunun bulmasını umduğunuz ama bulamadığı şeyler var mı? Yahut çok az kişinin gördüğü?
Hayranların şu ana kadar her şeyi öğrendiğini düşünüyorum. İnsanlar düşüncelerini internette, bloglarda yazıyor. En anlaşılmaz, ücra ipuçları bile kısa sürede bulunuyor ve dikkat çekiliyor.
  1. Valyria’yı görecek miyiz?
Kıyamet öncesi mi şimdiki halini mi? Belki.
  1. Cevaplanmamış ama Kış Rüzgarlarında cevaplanacak üç soru söyler misiniz?
Söyleyebilirim ama söylemeyeceğim.
  1. Bronn’un hikayesi bitti mi?
Bronn’un hala bir rolü var, kesinlikle geri dönecek.
  1. Başlangıçta onlara vereceğiniz yolu ertelediğiniz veya yoldan saptırdığınız bir karakter var mı? Varsa, kim?
Hayır, var diyemem. Bazı durumlarda kronolojiler başlangıçta istediğimden farklı ama tüm karakterlerin hikayeleri aynı devam devam ediyor.
  1. Demiradamlar kuzeye saldırmamış ve Kızıl Düğün gerçekleşmemiş olsaydı Kuzey ve Nehirtoprakları bağımsız kalmaya devam edebilir miydi?
Kuzey olabilir ama Nehirtoprakları daha sorunlu. Gerçek doğal sınırlar olmadan, nehirtoprakları her taraftan saldırılara karşı savunmasızdır, bu yüzden tarihleri kan ve kargaşa ile dolu.
  1. Hayranların bulduğu ama sizin o amaçla yazmaya niyetlenmediğiniz en büyük kırmızı ringa balığı (yem) nedir?
Bu söylemek olurdu ama hayranlar, ufacık bir şeyden bile kuram çıkarıyorlar. Zaman zaman bunları bana e-posta atıyorlar.
- Dothraki aslında bir dizi bozkır ve ova kültürünün bir karışımı olarak tasarlandı ... Moğollar ve Hunlar, kesinlikle, ama aynı zamanda Alans, Sioux, Cheyenne ve çeşitli diğer Amerikan kabilelerinin ... saf bir fantazi ile terbiyeli hali. Araplara veya Türklere - orijinal olarak bozkırların atlıları olması haricinde- herhangi bir benzerlik tesadüfidir (bu emmiye biri Hunların da Türk olduğunu söylesin. Neyse). Bununla birlikte, genel olarak, tarihten ilham alırken, ister bireylerden isterse tüm kültürlerden olsun, doğrudan bire bir nakillerden kaçınmaya çalışırım. Robert'ın VIII. Henry veya Edward IV olduğunu söylemek nasıl doğru değilse, Dothrakilerin de Moğol olduğunu söylemek doğru olmaz.
- GRRM; “Ejderhaların Dansı sonunda pek çok uçurum vardı, 6. kitapta bunları çok erken çözeceğim. Kitabı inşa ettiğim iki büyük savaşla açacağım; Buz Savaşı ve Meereen-Köle Körfezi Savaşı ve sonra oradan alıp devam edeceğim.”
- Ned ve Robb’un ölümü... Bu iki karakterin sonunu en başından beri biliyor muydunuz yoksa zaman içinde mi karar verdiniz?
Neredeyse en başından beri biliyordum. Hikayenin büyük vuruşlarını biliyorum; ana karakterlerden kim ölecek, kim yaşayacak... hepsini. Yazım sırasında keşfettiğim çok ayrıntı var, küçük karakterler gibi... Yani ana karakter altı arkadaşıyla bir savaşa girecekse altı arkadaşın hepsine de ne olacağını bilmiyorum, buna yazarken karar veriyorum ama büyük oyuncular, büyük hayatlar ve hayat değiştiren büyük olayları en başından beri planlı.
- Bir çok kişi Jon’u öldürdüğünüzü düşünüyor. Geçmişte Starklara çok kötü şeyler yaptınız ama içimden bir ses Jon hayatta kaldı diyor. Bu konuda yorum yapmak ister misiniz?
[Güler] Bu konuda yorum yapmayacağım.
- Jon, Lord Kumdandan olarak resimden etkili bir şekilde çıkmış olsa da - yaşıyor olsa bile, Sur’un o kış geldiğinde Ötekileri geri tutma şansını sevdiğimden emin değilim. Kış Rüzgarları'nda Sur’un güneyine doğru hareket ettiklerini göreceğimizi varsayabilir miyiz?
Çok fazla şey söylemek istemiyorum ama Kış Rüzgarlarında kesinlikle daha fazla Öteki göreceksiniz.
- Kargaların Ziyafeti ve Ejderhalarla Dansta bölüm başlıkları olarak Kraliçe'nin Eli veya Demir Talip gibi etiketleri kullanmaya başladın, daha önceki ciltlerde ise her zaman Jon veya Ned ya da Arya idi. Bu kimlik sorunlarını keşfetmenin bir yolu mu? Özellikle Arya ve Sansa ve Theon ile tüm kimlikleri değişiyor gibi görünüyor.
Evet, tam olarak amacım bu. Bu kitaplarda birçok kimlik saldırı altında.
- Ortaya çıkan bir diğer tema da – her yerde var ancak ancak Ejderhalarla Dansa son pov’da daha da netleşiyor - taht oyununda oyuncu olduklarını düşünen karakterlerin piyonlardan daha sık olması. Gerçek güç gölgelerdedir. Bu fikri en başından itibaren keşfetmek istediniz mi yoksa hikaye geliştikçe mi ortaya çıktı?
Hangi durumdan bahsettiğinize bağlı. Bu seriye 1991 yılında ilk başladığımda, ne olduğunu gerçekten bilmiyordum. A Game of Thrones'a geldiğimde, ana temaların ne olacağını biliyordum ve bu kesinlikle onlardan biri. Gücün doğası ve gücün kullanımı ve insanların iktidara gelmesi için neler yaptıklarını - ele aldığım en önemli şeylerden bazıları.
Varys’ın 2. kitapta sorduğu kral, rahip, savaşçı bilmecesi buna hitap ediyor. Kim kime itaat ediyor? Asıl güç kimde? Asıl soru bu.
- GRRM, Tyrion karakterini, 1981 yılında Lisa Tuttle ile yazdığı Windhaven isimli kitaptaki bir cümleden ilham aldı; “Bir cüce var, gördüğüm en çirkin adam ama ayrıca en zekisi.”
- GE: Tyrion ve Daenerys, serinin en ünlü iki karakteri...
En popüler iki karakterden biri, ancak bence evrensel olarak en popüler olan ikisi Jon Snow ve Arya. Her karakterin hayranları ve büyük bir iltifat olarak aldığım aleyhte sözler var. Gerçek insanlar hakkında böyle hissederiz; bir kişi onları sever, başka bir kişi onlar tarafından tahrik olur ve başka bir kişi onların sahte olduğunu düşünür. Kurgusal bir karakter yaratıyorsanız ve herkes karakteri seviyorsa veya karakterden nefret ediyorsa, muhtemelen bir karton parçası yaratmış olursunuz.
- GRRM, Kargaların Ziyafeti’nde Brienne’nin asılırken yaptığı seçimin “kılıç” olduğunu doğruladı ve bunu küçük Payne’i kurtarmak için yaptığını da... Yani Podric Payne, hala hayatta.
- Karakterleriniz arasında bir seyahat arkadaşı seçmeniz gerekse kimi seçerdiniz?
Hedefe ve ne yapmak istediğime göre değişir. Eğer sadece gezi, manzara, farklı yerleri görmekle ilgiliyse Tyrion’u yanıma alırdım; asit yorumları (iğneliyici demek istiyor sanırım, söyleşi ispanyolcaydı, ben de otomatik sayfa çevirici kullandım) belli zamanlarda çok iyi olurdu. Daha romantik bir kaçış olacaksa da Daenerys’i alırdım çünkü eğlenceli olmasının yanı sıra çok güzel bir kadın.
- Kim daha seksi? Hayalinizdeki Daenerys mi yoksa Emillia mı?
Gerçek şu ki Emillia çok seksi ama farklılar. Benim için seçmesi zor çünkü ikisini de çok seksi görüyorum. Emillia düşündüğüm karakterin daha yaşlı bir hali. Kitaptaki Dany, cinsellik dünyasına girmiş bir genç kız ile küçük bir kız olma arasında değişiyor. Bazen bir kraliçecilik oynayan bir kız gibi davranırken, bazen de her açıdan tamamen işlevsel bir yetişkin gibi davranır. 23 yaşındaki Emillia 17 yaşında olması gereken (aslında 16) bir karakteri canlandırıyor.
- Westeros’ta ailelerin çok fazla çocuğu var, onları rahatça öldürebilmek için mi? Karakterleri öldürmeyi seviyor musunuz?
Bunu sevmiyorum ama bazen bunu komplo ihtiyaçlarıyla yapmak zorunda kalıyorum. Buna ek olarak ilham aldığım dönem Orta Çağ; o dönemlerde ailelerin şimdikilerden daha fazla çocukları olurdu çünkü kadınlar da çocuklar da sık sık doğumda ölürdü hatta çocuklarınızın ileride fazla yaşamayabileceğinizi bilirisiniz; kimisi erken yaşta kimisi biraz daha ileri yaşta ölürdü. Bu yüzden o dönemlerde çok çocuk olurdu. Ben de, her ne kadar bu bir fantezi de olsa, işime bunu yansıtmaya çalışıyorum, o dönemin şartlarına sadık kalmaya çabalıyorum.
- Yedinci kitabın ismi Kurtların Zamanıydı, bunu neden değiştidiniz?
Bu geçici bir başlıktı; bir isim seçmem istendi ve benim de aklıma ilk Kurtların Çağı ya da Kurtların Zamanı geldi ama hiçbir zaman sevmedim. Bir Bahar Rüyası daha iyi bir başlık.
- Ormanın Çocukları ile Ötekiler arasında göründüğünden daha yakın bir ilişki var mı?
Olabilir, olabilir. Hikaye devam ettikçe gelişecek bir konu, bu yüzden şu an bir şey söylemem (kendi de bilmiyor :D ).
- Jon Arryn’nın ölümünün LF ve Lysa eliyle olduğunu öğrendik, peki Sör Hugh’un ölüm emrini kim verdi? Cersei mi? LF mi?
İkisi de olabilir, kararınıza göre... Ancak bu, sadece bir Gregor olayı olabilir de. O cani ve acımasız biri, birini öldürmek için gerçek bir nedene ihtiyacı yok.
- Doran ve Mellario’un tartışma sebebi çocuklarını uzaklaştırma meselesi yüzünden ise Mellario neden Dorne’u terk etti? (Herkesin merak ettiği bir soru.)
İyi bir evlilik değildi. Yeni ve egzotik bir şeyin cazibesi nedeniyle evlendiler. Bazen cazibe en az beklediğiniz zaman olur. Uzak bir ülkenin prensi idi ve o da hayat dolu, çok çekici, çok farklı bir kültürden gelen bir kadın gibi görünüyordu. Dorne'a geldiğinde, Norvos'tan farklı olan, özellikle de çocukların başkalarına himaye edilmesiyle ilgili geleneklerin olduğunu görür. Bu ne siyasi bir evlilik, ne de büyülü bir evlilikti, sadece insan doğasının bir örneğiydi. Bazen ilişkiler iyi bir temel üzerinde başlar: tanışırsınız, büyük bir cinsel cazibe vardır, bir ilişki kurarsınız, evlenirsiniz ... ve sonra dört veya beş yıl içinde gerçekten ortak bir şeyinizin olmadığını fark edersiniz. Bir hata yaptınız ve yedi krallıktaki gibi boşanmanın yaygın olmadığı bir toplumda kolay çözümü olmayan bir durumdasınız... Bu sadece başarısız olan politik bir evlilik örneği değil, ayrıca aşk evliliklerinin bile başarısız olabileceğinin bir örneğidir.
Bazen Yedi Krallık'taki politik evlilikleri iyi gelir ve aşk için olan evlilikler iyi olmaz. Bazen bir çift birbirini sever ve sonra bir noktada sevmezler. Şehvetten gülüşmeler başka bir şeyden de gelişmeyen evlilikler vardır. İşlerin iyi gideceğine dair bir garanti yoktur ve bunun sonucu, hayal kırıklıklarının gelişmesi ve her insanın kendi yolunda gitmesi için yabancılaşmanızdır. Bu konuda Mellario'dan bir miktar acı var çünkü Dorne Prensi olarak Doran çocuklarıyla birlikte kalabildi ve Mellario, onları terk etmek zorunda kaldı (anladığım kadarıyla Doran, kadının çocukları alıp gitmesine izin vermemiş).
- Kitaplarda, krakenleri derinlerden uyandırabilecek bir boru hakkında hikaye var. Hiç kraken görecek miyiz?
Mümkün soruya şaşırmış görünür
- Ölü ulukurt ve yavrular hakkında... Bunlar eski ilahlardan bir hediye mi yoksa Bloodraven’dan mı? Bazıları ölü kurdun boğazına takılan geyik boynuzunu bir fs olarak görüp Stark-Baratheon çatışmasına işaret kabul ediyor.
Dostum, bu okuyucuların anlaması gereken bir şey. Eğer orada dikkatlice ince bir şekilde çalıştığım bir sembolse, bunun nedeni insanları düşündürmek için fikir verici olmaya çalışıyorum. Eğer görürseniz ve merak etmeye başlarsanız, bu bilerek yapılmıştır. Ama "Bu bir sembol! Bu bir sembol!" diye bağırmayacağım. Her okuyucu kendi okumalı ve sembollerin ne olduğuna ve ne anlama geldiğine kendileri karar vermelidir. Bu, karmaşık bir sanat eserinde yaptığınız işin bir parçasıdır, kasıtlı olarak yapılandırılmış ve nispeten belirsiz olan bir şey, böylece her okuyucu kendi sonuçlarını çıkarabilir.
- Jaqen, Kızıl Tanrı'ya ve başka yerlerde ateş tanrısına atıfta bulunur. R'hllor'dan mı bahsediyor? Arya'nın Yüzsüz Adamlar tarafından eğitildiğini gördüğümüzde, R'hllor onlar için özellikle önemli görünmüyor.
George bir an düşünür Eh, Jaqen’ın onu ne zaman andığına dikkat et; yakın zamanda neredeyse yanıyordu.
- İsyan sırasında neden Davos, Stannis’e yardım etti?
George güler Çünkü soğanı vardı! Ve kendi kendine şöyle düşündü: "Bunları en iyi fiyata nereden satabilirim? Onları King's Landing'e götürürsem bana soğan bedelini ödeyecekler ama onları açlık çeken insanlara götürürsem kesinlikle daha iyi ödeyecekler. "
- Varys ve Illyrio, Prens Doran ve Sör Willem Darry'nin yapmış olduğu nişan sözleşmesinin farkında mıydı? Ve neden Darry veya birisi Viserys'e ölümünden önce bu anlaşmayı söylemedi?
İlk soruya: hayır. İkincisi ise, Viserys karar verildiğinde olgunlaşmamış bir çocuktu ve bu bilgiye hazır değildi.
- Arthur Dayne, asil ve cesur bir şövalye olarak tanıtıldı. Jaime bile dehşete düşerken o nasıl Aerys’in acımasızlıklarını destekleyebildi?
Okumaya devam edin.
- İlk Daenerys, Daemon Blackfyre ve Dorne prensi arasındaki ilişkide neler olduğunu anlatır mısınız?
Daemon ve Daenerys'in aşık olmasına rağmen, kardeşi kral Daeron, sevgi meselelerinden daha çok devlet meseleleriyle ilgiliydi. Dorne ile uzun yıllar mücadele etmiş ve Yedi Krallığa taciz etmelerini engelleyemedikleri gibi onları Yedi Krallığa katamamıştı. Şiddetin başarısız olduğu yerde, belki de evliliğin düşmanlığa son verebileceğini fark etti ve böylece kız kardeşini Dorne prensi ile ittifak kurmak için kullandı. Bu politik bir evlilik, saf ve basit, Dorne ve Yedi Krallık arasında birliği garanti etmek için uygun bir evlilik. Ayrıca, kız kardeşini ki kendisiyle birkaç çatışması olmuş ve bir çok insanın tahtın gerçek sahibi olarak gördüğü piç erkek kardeşi yerine, Dorne prensine vermeyi tercih etti. Bu da Daemon’u ilk Blackfyre Taliplisi olmasına iten bardağı taşıran son damlaydı.
- Ejderhalarla Dansta, Brandon Stark’ın da Robert gibi kadınlara olan ilgisi hakkında daha fazla şey öğreniyoruz. Brandon'ın da piçleri var mıydı?
Brandon'ın çocuk sahibi olmadan önce öldüğünü söylemek abartı olurdu. Kitaplarda bakire olmadığı tespit edilmiştir. Ziyaret ettiği çeşitli yerlerde küçük snowlar bırakmış olabilir ama kesinlikle açık olan, meşru çocukları olmadığıdır.
- Meereen Düğümünün nasıl vuku bulduğunu artık biliyoruz. Asıl sorun neydi? Örneğin, Dany'nin çeşitli karakterlerle tanışma sırası mıydı, yoksa ejderhaları kim, ne zaman ve nasıl almaya çalışacağı mıydı?
Şimdi bir şeyler açıklayabilirim. Pek çok, birçok faktörün bir birleşimiydi: Xaro'dan Dany gemilerini vermek için teklifle başlayalım, reddedilmesi daha sonra Qarth'ın savaş ilanına yol açacaktır. Sonra şehri sakinleştirmek için Daenerys'in evliliği var. Sonra Yunkai ordusunun Meereen kapılarına gelişi var, çeşitli insanların yoluna çıkma sırası var (Tyrion, Quentyn, Victarion, Aegon, Marwyn, vb.) Ve sonra Daario var, bu tehlikeli kiralık kılıç ve Dany'nin onu gerçekten isteyip istemediğine dair bir soru var; salgın var, Drogon'un Meereen'e dönüşü var ...
Bütün bunlar havaya fırlattığım toplardı ve hepsi bağlantılı ve kronolojik olarak iç içe geçmişti. Drogon'un şehre dönüşü, farklı zamanlarda olduğunu keşfettiğim bir şeydi. Örneğin, Quentyn'in Meereen'e gelişinin üç farklı versiyonunu yazdım: biri Dany'nin evliliğinden çok önce geldi, biri daha sonra geldi ve diğeri evlilikten sadece bir gün önce geldi romanda olan da bu Ve bu farklı varış noktalarının diğer karakterlerin hikayelerini nasıl etkilediğini karşılaştırmak ve görmek için üç versiyonu da yazmak zorunda kaldım. Henüz gelmemiş bir karakterin hikayesi de dahil (Sonra da GRRM neden kitapları bitiremiyor, diyoruz :P ).
- Melisandre neden Stannis'i aradı? Onu alevlerinde gördü ve kendi başına aramaya mı karar verdi yoksa kırmızı rahipler adına bir göreve mi başladı? Rahipler tarafından gönderilen Moqorro ile karşılaştırdığınızda, sanki ikincisi gibi görünmüyor.
Haklısın, Melisandre kendi karar verdi, onun kendi gündemi var.
- Ejderha Kayası temelde volkanik bir ada ve bu nedenle, mağaralarına ne kadar derine girerseniz, o kadar sıcak olur ... ama derinliklerinde bu ısıya neden olan eski Valyri büyüsü olabilir mi?
Ejderha Kayası kalesinin nasıl inşa edildiğine ve bazı yapılarında taşın bir şekilde sihirle nasıl şekillendiğine bakarsanız ... evet, hala Valyria büyüsünün mevcut olduğunu söylemek mümkündür( Targların buradaki büyü yüzünden hastalanmadığı, ayrıldıkları için hastalanmaya başladıkları kuramım daha bir güçlendi :) ).
- Neredeyse her zaman birbirleriyle müttefik olmak isteyen aileler arasında evlilikler görüyoruz. Bu bağlam göz önüne alındığında, Tywin Lannister'in evliliğinin ilk kuzenle olması tuhaf görünüyordu ve hatta Tywin'in ne kadar pragmatik ve hırslı olduğunu düşündüğünüzde daha da tuhaf görünüyordu. Yoksa gerçekten bir aşk evliliği miydi?
Aşk olabilir ama ailenin kanını güçlendirmek için başka bir açık sebep var. Targaryenlar bu politikanın en uç örneğidir: sadece kanın saflığını korumak için aile içinde evlenirler ve böylece taht veya ailenin yönetimi için birkaç aday bulundurma probleminden kaçınırsınız. Beş erkek kardeşiniz varsa ve her birinin birkaç çocuğu varsa iki veya üç nesilden sonra kendinizi otuz potansiyel mirasçı ile bulabilirsiniz: Lannister veya Frey adında otuz kişi olabilir ve bu da çatışma üretir çünkü hepsi taht için kalıtsal kavgalara katılacaklar. Güller Savaşı'nın kaynağı budur; Taht için fazla aday, hepsi Edward III'ün torunları. Beş oğlunuz varsa ve bu tür bir problemden kaçınmak istiyorsanız, belki de en büyük oğlunun ilk doğan kızını üçüncü oğlunun çocuğuyla evlenmek o kadar da kötü bir fikir değildir; kavgalardan kaçınırsınız ve kan birleşik kalır, belki de Tywin'in evliliğinin amacı buydu. Belki Lord Tytos'un fikriydi hatta Tywin'in büyükbabasının fikri bile, evlilik ittifakının tam olarak hangi saatte yapıldığına göre...ancak notlarımı kontrol etmem gerekir çünkü hatırlayamıyorum.
- Valyria’yı görme şansımız var mı?
Belki ama kesin değil. Asıl soru geçmişteki mi yoksa şimdiki mi? (yukarıda vardı bu soru, evet. Kasıtlı tekrar ekledim çünkü adamın kafasındakini çözmeye çalışıyorum ama daha çözemedim. :D)
- Jaime, Diyar’ın tarihindeki en iyi kılıç ustalarından biri. Ned harika bir kılıç ustası denemez, daha çok yetkin bir kılıç ustası demek daha doğru olur, onun yeteneği başka yerde yatıyor. O daha çok iyi bir komutandır(ağabeyi iyi bir kılıç ustası).
(Bundan sonra yine bir İspanyolca çevirisi var ve yine oto sayfa çevirisi kullandım. Malum bu dili bilmediğim için olduğu kadar; çoğu genelde iyi çeviri görünüyor ama kelimelerde anlamsız kaçan noktalar vs. olabilir. Çok karmaşık, devrik olan; çeviriden emin olmadıklarımı çıkartıyorum yazıdan çünkü tamamen yanlış bir bilgi de verilmiş olunabilir, emin olamam.)
- İlk kitaplardan herhangi bir şey değiştirmek ister misiniz?
Ahm ... Bekle ... Neyi değiştirmek isterdim? Tyrion Lannister'ın ilk tanıtıldığı sahneyi değiştirmek isteyebilirim;Tyrion'un bir kapının tepesinden atladığı sahne; bu mümkün değil. O zamana kadar, böyle durumu olan insanlar hakkında çok az referansım vardı ve daha sonra fiziksel zorlukları hakkında daha geniş detaylar öğrendim. Yani bu değiştireceğim şeylerden biri.
- Dördüncü kitaptan, 'Peygamber' veya 'Kraken'in Kızı' gibi takma adlarla bazı bölümleri açığa çıkardınız. Bunu neden yapıyorsun?
Eh ... [Gizemli bir gülümsemeyle uzun zamandır düşünüyor] Bence en iyi bilim kurgu ve fantezi yazarlarından Gene Wolfe'yi tanıyor musunuz bilmiyorum.Eserleri bulmaca ve gizemlerle dolu ve söylediklerine çok dikkat etmeniz gerekiyor.Bir gün ona sorduğumu hatırlıyorum: “Bunu neden kullanıyorsun? Bunun ötesinde daha derin bir neden var mı? ”Ve başlangıçta hiçbir şey söylemedi. Sadece ironik bir şekilde gülümsedi ve bana dedi ki: “Bunun ne anlama geldiğini düşünüyorsun?” Ve ona teorilerimi söyledim.Sonra şöyle cevap verdi: “İlginç…” [Gülüyor].Benden kurtulmak istediğin tek şey bu, ama bunun bir kaza olmadığını söylemeliyim [Gülüyor].
- 2012 yılında 400 sayfasını yazmış kitabın ama ancak 200 tanesi tam manası ile bitmiş (son gözden geçirmelerle yani). Bu durumda şimdi sona gelmiştir inşallah. :)
- Kitabın sonunda herkesi memnun etmeyeceğini biliyorsun, değil mi?
Tabii ki bazı hayranlarımı hayal kırıklığına uğratacağım çünkü nihayet tahta çıkacaklar hakkında teoriler yapıyorlar: kim yaşayacak, kim ölecek… ve hatta romantik eşleşmeleri hayal ediyorlar ama bu fenomeni Rick Nelson'ın sözlerini tekrarlayarak yaşadım: “Kimseyi memnun edemezsin, bu yüzden kendini memnun etmelisin”. Bu yüzden son iki kitabı yapabildiğim kadar iyi yazacağım ve okurlarımın büyük çoğunluğunun bundan memnun olacağını düşünüyorum. Herkesi memnun etmeye çalışmak korkunç bir hatadır; Ben okuyucularınızı kızdırmanız gerektiğini söylemiyorum ama sanat bir demokrasi değildir ve asla bir demokrasi olmamalıdır. Bu benim hikayem ve rahatsız olan insanlar dışarı çıkmalı ve kendi hikayelerini yazmalı; okumak istedikleri hikayeleri.
- Hayran forumlarından uzak durmaya çalıştığını çünkü insanların olanları tahmin ettiğinde hikayeyi değiştirme güdüsü devreye giriyor ama onca ipucunu verdikten sonra bunu yapmanın doğru olmayacağını ve bunun hikayeyi de mahvedeceğini bildiğinden bakmamak en iyi seçenek. “Kitabı o kadar ipucuyla doldurduktan sonra değiştirmek beni yalancı yapar, ben yalancı değilim” diyor(Ama karısı giriyormuş forumlara :P ).
- Sen kötü bir yazarsın çünkü birçok ana karakteri öldürüyorsun. Bununla nasıl başa çıkıyorsunuz?
Şey… Okuyucularımın okuduklarına duygusal olarak katılmalarını istiyorum. Uzaktan okumayı sevmiyorum ve onların gerçekten dahil olmalarını istiyorum ve eğer korkunç şeyler olacaksa; Korkmalarını istiyorum. Bunu yapmanın ötesinde herkesin ölebileceğini belirtmek istiyorum. Benimki, kahramanın güvende olduğunu bildiğiniz, diğerleri gibi tahmin edilebilir bir kitap değil. Kahramanın ne kadar sorun yaşarsa yaşasın, karşılaştığı ihtimaller; o gelecek, çünkü o ... o John Carter, o kahraman. Gerçek hayatta böyle değil ve kitaplarımda gerçekçi olmak istiyorum, bu yüzden kimse kitaplarda güvende değil. Bir yazar olarak amacım her zaman güçlü bir kurgu hikayesi yaratmaktı. Okuyucularımın kitaplarımı ve rahat bir koltukta otururken geçirdikleri harika zamanı hatırlamalarını istiyorum.
- Ama Buz ve Ateşin Şarkısı'nın kahramanı kim ?
Bilmiyorum. Herkes kendi hikayesinin kahramanı ... ve bir düzineden fazla bakış açısı karakterim var ve hepsi kahraman …
- Kitaplarınızın bir başka ilginç yanı da bize Kızıl Tanrının alevleri, Yüce Yürek Hayaleti'nin sözleri veya Ölümsüz Evi'nin vizyonları aracılığıyla birçok ipucu vermenizdir…
-Güler- Onlar spoiler mı? Onların ne demek istediğini anlamak için çok dikkatli bir şekilde bakmanız gerekir. Hepsi de göründüğü gibi değil. Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.”
- Elbette bize yardım etmek için verdiğiniz tüm kehanetlere rağmen hikaye çok öngörülemez …
Kehanetler, kabzasız kılıca benzer, çok dikkatli tutmak gerekir.” diyor ve kehanet işinin kitaba ilginçlik katacağına ama çok belirgin bir mana ile yahut çok kolay anlaşılır şekilde bunu yapmak istemeyeceğinden bahsediyor. Kehanet için Güller Savaşında yaşamış bir lordu örnek veriyor. Beyaz Kule’nin altında öleceğine dair bir kehanet duymuş ve ondan sonra o kuleye bir daha yaklaşmamış; savaşta öldürülüyor ve öldüğü yer de o kulenin resminin olduğu yerdir. “Kehanetler beklemediğin şekillerde gerçeğe dönüşürler.” diye bitiriyor. “Kehanetler beklenmedik şekillerde gerçekleşir. Onlardan ne kadar kaçınmaya çalışırsanız, onları o kadar çok gerçeğe dönüştürürsünüz ve ben bununla biraz eğlenirim.”
- Yani her zaman beklentilerimizi hayal kırıklığına uğratmak istiyorsun, değil mi?
Evet, her zaman niyetim buydu: okuyucunun beklentileri ile oynamak. Bir yazar olmadan önce çok iddialı bir okuyucuydum ve hala öyleyim ve çok öngörülebilir grafikleri olan çok sayıda kitap okudum. Bir okuyucu olarak aradığım şey beni memnun eden ve şaşırtan bir kitap. Ne olacağını bilmek istemiyorum. Benim için hikaye anlatımının özü bu ve bu nedenle okuyucularımın artan ateşle sayfaları çevirmelerini istiyorum: sonra ne olacağını bilmek. Çoğunlukla fantezi türünde, kahramana sahip olduğunuz ve o seçilmiş olan birçok beklentisi var ve her zaman onun kaderi tarafından korunuyor. Kitaplarım için istemedim.
- Serinin ismi neden Buz ve Ateşin Şarkısı? Sur ve ejderhalar ve ötesi için mi?
Bu bariz bir şey ama evet, bundan fazlası var. İnsanlar Robert F.’in şiirinden etkilendiğimi söylüyor, doğru. Ateş aşk, tutku, cinsel şevk ve diğer şeylerdir. Buz ihanet, intikam ve buz… biliyorsun, insaniyetsiz bir soğukluk ve kitaptaki diğer şeyler.
- Bana biraz kadın karakterleri hakkında konuş, çünkü onlar çok çeşitli ... Lady Catelyn, Kraliçe Cersei, Asha Greyjoy, Melisandre, Tarth Brienne ...
Şey ... Farklı olmalılar çünkü farklı yaşam deneyimleri olan farklı kadınlar. Tüm kadınların aynı olduğuna inanmıyorum, erkeklerin hepsi aynı değil. Bence “tüm kadınlar… boş olanı dolduruyor” gibi yaptığınız herhangi bir ifade yanlıştır. Bu tür genellemeler sizi her zaman sıkıntıya sokar, bu yüzden kadın karakterlerimi Westeros'un Yedi Krallığı gibi cinsiyetçi ve ataerkil bir toplumda bile büyük çeşitlilikte sunmak istedim. Kadınlar farklı roller ve farklı kişilikler bulabilirler, bu yüzden farklı yeteneklere sahip kadınlar bir toplumda kim olduklarına göre çalışmak için yollar bulabilirler.
- GRRM savaş karşıtı biri ama “mutlak pasifist” biri kesinlikle değil.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.06.29 07:04 rohunder "Atatürk'ü takip etme bırakıldı, Türkiye öldü." Üzerine Tavsiye Yazısı

Herkese günaydın!
Gruptaki Atatürk paylaşımlarını ve yorumlarını incelediğimde birkaçınızın yapmış olduğu ve birçok kişinin de destediğini gördüğüm yorumlarda, Atatürk Türkiye'sinin 10 Kasım 1938'de öldüğü bahsedilmiş. Bu argümana kısmen katılmakla birlikte kısmen de katılmıyorum. Evet o karanlık günden beri iyiye giden ve gitmesi istenen her şey, şu zifiri karanlık dönemi oluşturacak ve karanlığın fitilini ateşleyecek bir çok rezil ve boktan olaylarla yok edildi. Şu bir gerçek ki Atatürk'ten sonra olan her şey, Rusların şovlarına maruz kaldı. Öyle ki bu Rusların şovları sadece Türkiye üzerinde değil, Afganistan, Azerbeycan, Ermenistan, İran ve kendisine yakın birçok topluluklar üzerinde gerçekleşmiştir. Örneğin Afganistan örneğini verecek olursam, şu an kafada canlanan Afganistan yapısı 1979'dan sonra oluşmaya başladı. 1979'a kadar Afganistan tamamen modern ve gelişime açık bir devletti. Evet toplumun çoğunluğu müslümandı. Ancak hiçbir din yoktur ki siyasete el atmadığı sürece, toplumun içinde var oldukça gelişime müdahale etsin. Afganistan'ın hızla büyümesi ve gelişmesi kimi rahatsız etti dersiniz? Elbette Rusları, yani o zamanki Sovyetleri. Şu an artık Sovyet değiller mi? Emin olun hâlâ Sovyet kafasındalar. Şu an biz nasıl ki Laik Demokratik Cumhuriyet'e sahip olmamıza rağmen bazı kafalarda halen şeriat varsa, onlarda da bu durum var. Hatta çoğunluğu böyle diyebilirim. Ukrayna-Rusya olayını ele alalım. Ukrayna'ya gittiğinizde çoğu barlarda Lenin fotoğrafı hedef tahtası olarak kullanılır ve eğer Rus veya Kürt iseniz size karşı bakış açıları oldukça kötü olacaktır. Neden Kürt dedim? Çünkü Ruslar Kırım meselesini korku ile ve buna bağlı şiddet ile çözebilmek için, kendilerine yıllardır bağlı kalan Kürtlerden destek aldılar. Ukrayna'da gerçekleşen çöp konteynırlarındaki parçalanmış beden mevzusu, Ukrayna'yı derinden yaralamıştı. Öyle ki özellikle Ukrayna'da Türkiye'den Rusya'ya ve oradan da Ukrayna'ya geçen çok özel Kürtlerle karşılaşacaksınız. Her biri eğitimsiz ve vicdandan yoksun kimselerdir. Cepleri ise nereden geldiği belli olmayan balya balya paralarla doludur. Genellikle dolar kullanırlar. Çünkü Rus rublesi olması meselenin nereden geldiğini belli edecektir. Her zaman olduğu gibi "İŞTE BUNLAR AMARIGAN OYUNU!!" diyebilmek için paralarını dolara çevirir ve her şeylerini dolar üzerinden yaparlar. Peki Kürtleri kullanarak öldürülen Ukrayna vatandaşları olayından sonra ne mi oldu? Rusya yıllardır istediği şeye kavuştu: Kırım.
Afganistan mevzusuna geri dönelim. Gelişen ve büyüyen Afganistan'dan rahatsız olan Ruslar, Afganistan'a 1979 yılında Afganistan içerisindeki devleti ele geçirip hükümet kuran komünistlerin tavsiyesi üzerine savaş açtı ve bu savaş neredeyse 10 yıl sürdü. Ruslar bu savaşı tamamen komünist-şeriatçı savaşına dönüştürdü. Elbette Sovyetler bu savaşı kazanamadı. Ülkelerine 15 Şubat 1989 yılında geri döndüler. Sovyetler Birliği 1991 yılında dağıldıktan sonra ne mi oldu? Kafalar halen Sovyet düşüncesiyle çalıştığı için, zamanında kaybettiği Afganistan savaşını kazanma amacıyla, 1994 yılında gizlice destekledikleri şeriatçı toplululuklarının birleşmesine müsaade ederek Taliban terör örgütünün kurulmasına neden oldu ve artık kullanma gereği duymadığı tüm Rus silahlarını kaçakçılar vasıtasıyla örgüte aktardı. Yeni kurulan Rusya Federasyonu'nun diğer ülkelerle yaptığı ticaret ile birlikte elde edilen gelirlerin bir kısmını dolar üzerinden yaparken, dolar üzerinden elde edilen bu gelirleri dünyanın birçok noktasındaki terör örgütlerine aktardılar. Böylece hem Rus rublesi aklanmış oluyor, hem de hedef şaşırtılmış oluyordu. Afganistan'ın yıkımı da böylece gerçekleşmiş oldu. Toprak kazanamadılar ancak kazanamadıkları toprakları ise kullanılamaz hale getirdiler.
Rusların en aktif ve en güçlü oldukları 1970 yıllarında bir de ne mi oldu? İran'da İslam devrimi oldu. Yıllarca krallıkla babalar gibi yönetilen ülke, şeriatçıların ve teröristlerin eline geçti. Peki o yıllarda Türkiye'de ne oldu? Ülkede devasa bir komünizm alevi yükseldi ve bu alevi daha da harlamak için kendilerinden birini feda ettiler: Deniz Gezmiş. Deniz Gezmiş'in asılması komünizme darbe vurmadı, tam tersi alevin daha da harlanmasına neden oldu. Eğer Deniz Gezmiş denilen şahıs, "DEMOKRATİK CUMHURİYETİ YIKACAĞIZ, YERİNE KOMÜNİZM DEVRİMİNİ GETİRECEĞİZ GEREKİRSE SİLAH YOLUYLA!" demek yerine okulunu bitirip siyasi fikirlerini daha iyi ve daha doğru bir şekilde dile getirmek için parti kurup, bu parti çatısı altında fikirlerini ve düşüncelerini medeni bir şekilde dile getirmiş olsaydı ne Rus destekli komünizm kaynaklı kötü olaylar gerçekleşecekti ne de idam edilecekti. Bu durum kahpenin de kahpesi Mahir Çayan ve saz arkadaşları için de geçerlidir.
Bir de gaza getirip rahatça konuşturdukları Aziz Nesin, bu olayların yakın tarihinde Rusları güldüren ama bazı kesimleri sinirlendiren birçok sert cümleler kurdu. Bu cümleler neredeyse kendi hayatına mâl oluyordu ancak kurduğu sert cümleler, Madımak faciasında yanındaki aydın arkadaşlarını kurtaramadı ve bunun cefasını kim çekti? Gerçekleri doğrudan söyleyen Uğur Mumcu ve gerçekleri gün yüzüne çıkaran, Ruslara, onların yardakçısı komünistlere ve özellikle İzmir'de yakalanan o zamanın Sovyet Ajanı Putin'e "SİZİN NE İŞİNİZ VAR LAN ÜLKEMİZDE?" diyerek sorguya çeken ve gerekirse bu puştları konuşturabilmek için gerekli işkence tekniklerine sahip adam gibi adam olan ismini vermek istemeyeceğim ülkesine aşık bazı babalar ve daha birçokları.
Türkiye'de gerçekleşen bu komünizm alevinden rahatsız olan kesim kimdi? Elbette şeriatçılar. Çünkü kendilerine sürekli olarak komünizm kaynaklı raporlarla "Bu komünist adamlar yüzünden din elden gidecek." dendi ve bu kesim bir araya gelip de güçlerini topladıklarında Ruslardan kendilerine önce sevgi dolu mesaj ve milyonlarca dolar para aktarıldı. Aynı Afganistan'da ve İran'da olduğu gibi... Amaç ele geçiremediği toprağı bir daha kullanılamaz hale getirmek... Bu parayla kıçına don dahi bulamayan cahil fütursuzlar tarikatlar kurup, bu tarikatlara adam toplamaya başladılar. Diğer yandan da bu tarikatlara ve şeriata düşman kesim olan komünizm yanlısı Kürtler örgüt haline gelip pkkyı kurdular. İki kesimin de parasal ve silah kaynağı tamamen Rusya üzerindendi. Ancak bir sorun vardı. Her ne kadar milyonlarca dolar harcansa da bu iki kesim istenildiği kadar büyüyemiyor ve yangın körüklenmiyordu. Çünkü karşılarında durmak ve yılmak bilmeyen bir Türk ordusu vardı. Bu sorun nasıl çözülecekti peki? Pkk işe yaramıyordu ve neredeyse örgüt çökmek üzereydi. Ama tarikatlar bu işi yapabilirdi. Hem de en çok istenildiği şekilde. Bu yüzden önce tarikatlarda çocuklar yetiştirilip büyütülmeye başlandı. Sonra bu çocuklar askeri okullara yollandı ve beklemeye başladılar. Bu bekleyiş elbette oturarak olmadı. Siyasete de el almaya başladılar. Rusların desteğini belli etmemek adına siyasete girmesi istenen tarikatçılar öncelik olarak Amerika'ya ve Avrupa'ya yollandı. Orada okul okuyup diplomalarını aldılar. Kafaları bilgiyle doldu ancak kafaları halen Rus destekli tarikat kafasındaydı. Türkiye'ye dönüp siyasete sızdılar. Arada dozu kaçırdılar elbette ama zaten bu doz kaçımı istenen ölçüdeydi. Amaç toplumu Türk askerinden soğutmak. En son benim neslimin de içinde bulunduğu 28 Şubat'taki post-modern askeri darbe ve kendi ürünleri olan, uzun süre askeri okullarda okutup beklettikleri çocukları sahaya inip de meyvesini aldıkları 15 Temmuz olayından sonra toplum tamamen Türk askerinden soğuyup uzaklaştı ve korkar hale geldi. Çünkü atılan her şeriat ve komünizm adımında "Acaba Türk askeri bizi engelleyecek mi?" deniliyordu. Şu an "sanırım" bu sorunları da ortadan kalktı. Tabi ufak olarak sanırım diyorum. Çünkü Türk askerinin ne yapacağı hiçbir zaman belli değildir.
Şu an içinde bulunduğumuz dönem kabul edelim ki Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en karanlık günleridir. Yarın görünmüyor, geçmiş ise puslu gibi. Atatürk ve düşünceleri sanki bizden milyonlarca kilometre uzakta duruyor gibi. Sanki her şey bitmiş gibi. Sanki bütün güç bu fütursuzlarda ve artık elimizden hiçbir şey gelmiyor gibi. Ama hayır! Evet kocaman bir hayır! Şu unutulmamalıdır ki biz yeni nesil olarak elimizde çok büyük bir avantaj var sevgili dostlar: bu orospu çocukları ülkemizi yıkmak için ömürlerini yok yere harcadılar. Evet zenginler, evet çok paraları var. Ama bizde ise onlarda olmayan ve onların da çok korktuğu çok önemli bir silahımız var; beynimiz. Çünkü bu zamana kadar anlattığım tüm olayların sorumluları anne-babalarımız ve onların da anne-babalarıdır. Fark ettiniz mi bilmiyorum ancak bizlere kendi dönemlerinde olduğu gibi söz geçiremiyor, kendi eğitimlerini aktaramıyorlar. Benim neslim bilir, benim neslime Osmanlı terbiyesini aşılamaya çalıştılar. Ancak başaramadılar. Osmanlı terbiyesi tamamen kula kulluk felsefesi üzerine çalışır ve sesini soluğunu çıkaramaz, "kendini siktir" emri geldiği anda domalıp kendini siktirmen gerekir. Bu ancak kendi nesillerinde işe yaradı ve kendilerini Ruslara ve onun yardakçılarına bir güzel siktirdiler. Peki yeni nesilde bu neden işe yaramadı? Bizi neden bozamadılar? Neden yeni nesil Atatürk'ü ve onun düşüncelerine eskiye nazaran daha bağlı? Yaşadığımız kötü olaylardan dolayı Atatürk kıymete bindi diye mi? Hayır. Tamamen modern çağın bir getirisi bu sevgili dostlar; teknoloji ile hemen hemen her şeye erişebiliyor, bu pisliklerin ne gibi pislikler olduğunu görebiliyor, Atatürk'ün ise zamanında bu gibi pisliklere karşı ne gibi icraatlar yapmış olduğunu öğrenebiliyor oluşumuzdur. Bize ve modern çağa asla ayak uyduramayacaklarının, ömürlerini ise boş yere harcadıklarının farkına varmaya başladılar. Bu yüzden ise yapabildikleri son şey olan yeni nesli, özellikleri ve yetenekleri ne olursa olsun engellemeye çalışmak. Ancak bu bile artık işe yaramamaya başladı. Yok oluyorlar sevgili dostlar. Yok olup toprak olacaklar ve biz yeni neslin bu ülkeye kazandıracakları bir çok şeye, Atatürk'ün çağdaş ilkelerini tekrardan diriltmeye, sanata ve bilime engel olamayacaklar. Tek yaptıkları sadece zaman kazanmak. Yani diğer tabir ile uzatmaları oynuyorlar. Tek yapmamız gereken olabildiğince çaba gösterip, bize yatkın olan alan ne ise (bilim, sanat, edebiyat, kültür, zanaat vb.) o alanlarda vicdanımız ile gelişip yoğurularak sahnedeki rolümüze hazırlanmak. Atatürk'ün "Bütün ümidim gençliktedir." sözü aslında bizden önceki cahil neslin gençleri için değil, modern çağın gençleri olan bizler için söylenmiş bir sözdür. Çünkü Atatürk, bugünlerin gelebileceğini gören bir liderdi ve bu sözünde ise tamamen bize sesleniyor. Buna emin olun ki Atatürk'ün bu sözünü rahatlıkla üstünüze alınabilirsiniz ve şuna da emin olun ki azınlık değiliz. Bizim gibi sahneye çıkmayı bekleyen o kadar çok yaralı insan var ki... Bu günler geçecek dostlarım. Çünkü bu cahil topluluk modern çağın ağırlığını taşıyabilecek yetiye sahip değil, hiçbir zaman da olamayacak. Bu yüzden Atatürk Türkiye'si ölmedi ve hiçbir zaman da ölmeyecek.
Sabırla ve dirayetle aydınlığa erişmek dileğiyle.
submitted by rohunder to KGBTR [link] [comments]


2020.06.11 08:47 yennicheri Salak Kız Nasıl Tavlanır ? Bölüm 3 (Kızı eve atıyoruz sonunda)

8-KIZA KUMPAS KURMA
Tamam kızı tavladiniz📷bir kere çiktiniz ama daha adam olamadiniz.Simdi sira geldi kıza kumpas kurma yöntemlerine! Zira siz bu kadar seyi gidip kızla cafede bir bardak çay içmek için yapmadiniz herhalde) Sizin amaciniz bastan beri belli.Simdi gelelim bu amacinizi gerçeklestirmeniz için gereken taktiklere.
Öncelikle bilmeniz gereken şey;sizin daha önceden BULVAR gazetesinin verdigi eklerde ve bilumum aaaaa dergilerin forum köselerinde okudugunuz fanaaailerin gerçek hayatla hiçbir alakasi olmadığıdir.Bunlar tamamen uydurma seylerdir.Kız asla ve asla size kumpas kurup sizi eve atmaz.Bunu sizin yapmaniz lazim.
Kızla sevismek istiyorsaniz kızların her zaman için "Millet görse ne der?" kaygisi sahibi olduklarini kesinlikle aklinizdan çikarmamalisiniz.Bu yüzden daha öncede söyledigimiz gibi sakin kızı topluma açik mekanlarda taciz etmeyin.Dahada önemlisi kızı sakin kendi arkadaslarinin yaninda taciz etmeyin.Zaten istesenizde yapamazsiniz.Bunu bilen kız milleti genellikle sizinle basbasa kalmamak için elinden geleni yapar ve bulusmalariniza genellikle kendisinden çok daha salak bir arkadasiyla beraber gelir.Kızı yalamak istiyorsaniz öncelikle bu ultra salak arkadasi(ki biz buna halk arasında kuyruk diyoruz) egale etmek gerekir.
Kız bulusmalariniza yaninda kuyrukla geliyorsa kisasa kisas deyin ve sizde bulusmalariniza kankanizla beraber gidin.Bu kankaniza gitmeden önce "oglum benim manitanin bir kız arkadasi var;ben onu sana ayarladim ama is artık tanismaniza kaliyor.Kız biraz salak gibi gözüküyor ama bakma sen📷benim hatun onun için inanilmaz azgin dedi.Bu kiyagimida unutma heee!"seklinde gaz verin.Tamam kabul ediyoruz bu biraz :-):-):-):-)lige girer ama naabalim artık.Bu kankanizla birlikte gittiginiz bulusmanizda kızı "Gel bakiyim sana ne anlaticam" seklinde bir hitap sekli kullanarak soteye çekin. Ondan sonra yavas yavas saçlarini oksayip kulagina onu ne kadar çok sevdiginizi fisildayin.Önemli not📷akin kızın kulagina tükürme gafletine düsmeyin. Sonra yavas yavas ellerinizle kızın boynunu oksayin.Bu sırada kızın kulagina onunla ne kadar mutlu oldugunuzu fisildayin.Bu sırada yillarin abazani bünyeniz daha bir azacak vücudunuzdaki bütün kan ayni yere toplandigindan dolayi beyninize kan gitmeyecek ve düsünemeyeceksiniz.O yüzden simdiden hatirlatiyoruz.Sakin ola bu esnada fazla ileri gitmeyin.Siz zaten az önce yaptiklarinizla kızı azdirdiniz.Kız eve gittiginde sürekli sizin dokunuslarinizi düsünecek ve kendinden geçecektir.Ama su an sizin dönmenizi bekleyen iki büyük soruna sahipsiniz: kankaniz ve ultra salak kuyruk)) Onlari daha fazla bekletirseniz killanir ve yaniniza gelirler.Bu da sizin açinizdan çok kötü olur.Siz nasıl olsa amaciza ulasip📷kıza "seninle yatmak istiyorum"bilinçalti mesajini verdiniz.Eğer bulusmalariniza kuyrukla geliyorsa bu problemide astiniz.
Kızlar genellikle ne kadar azgin olurlarsa olsunlar(ki hepsi zannettiginizden daha azgindir.) bunu size belli etmemek için ellerinden gelen her seyi yaparlar.Ama kızı bir şekilde tufaya getirip📷toplum içerisinden uzaklastirip basbasa kalmayi basarabilirseniz hayatinizin en büyük dumurunu yasarsiniz.Çünkü bu salak kız milleti etrafinizda başka birileri varken sürekli"ayy yapma📷lütfen!" tribine girmelerine ragmen bas basa kaldiginizda resmen üstümüze atlarlar!asiul is kızla gerçek manada basbasa kalabilmektedir.Bunu nasıl yapacaginizida açikliyoruz.Ulan varya size yaptigimiz kiyagin haddi hesabi yok serefsizim :)
9-KIZI EVE ATMA .)
Kıza bir şekilde kumpas kurup eve attiniz mi isiniz kolaylasir.Ama kıza "hadi gel eve gidelim" diyemezsin.Bunu dolayli yollardan sölenmeniz lazim.Ama öncelikle halletmeniz gereken bir sorun var o da kızı hangi eve götüreceginiz.Yani çogunuz hala ailesiyle yasiyor ve genellikle bu ebeveynler evi bos birakmazlar.Yapabiliyorsaniz kendi evinizi bosaltip kızı kendi evinize getirmeniz en mantikli seydir.Ama çogunuzun böyle bir imkani yok.Biz Allahtan yanliz yasayan tipleriz ve son senelerde hiç "Ulan kızı hangi eve götürecem"kaygisi yasamadik.Ama yinede yapmaniz gerekenleri biliyoruz.Sonuçta bizde bir dönem ailemizle birlikte yasiyorduk.
Evi bosaltamiycaksaniz elinizde tek bir çözüm var o da kızı başka bir arkadisinizin evine götürmektir.Bu arkadasinizin yanliz yasayan bir tip olmasi menfaatiniz icabidir.Ama bu yanliz yasayan arakadasiniz size evi hemen "Buyur abi ne demek " seklinde sak diye vermeyecektir.Önce bu arkadasinizin gönlünü almalisiniz.Açikçasi rüsvet vermelisiniz.Kızı götürmeden önce 📷gidip baya bir içki meze falan alip arkadasinizi ziyarete gidin.Sizi kapida elinizde posetlerle gören arkadasiniz amacinizi dank diye anlar.Ama size belli etmez.arkadasinizla muhabbete baslayin.Bir yandan için bir yandan geyik yapin.Bu sırada arkadasiniza müjdeli haberi verin.Ama bunu emrivakiye getirin ki herifin itiraz etme sansi kalmasin."Olm ben bu hafta sonu buraya kız atçam📷sorun çikmaz di mi?" sorusu bu is için en ideal cümledir.Herif alkolünde verdigi yavsamayla kesin kabul eder.Sonra arkadasinizla vedalasip evden ayrilin.Sakin herife "olm evi topla heeeee" seklinde bisey sölemeyin.Herif "hehe" diycektir.Ama siz kızla geldiginizde evi yine ayni halde görürsünüz.Kızla gideceginiz evin temiz olmasini istiyorsaniz o gün erkenden eve gidip arkadasiniza gaz vererek birlikte evi toplamalisiniz.Neyse artık ev sorununu hallettik.Ama simdi karsimizda daha büyük bir sorun var.Kızı o arkadasinizin evine nasıl götürecez?
Bunun için en kolay yol kıza o en samimi(!) arkadasiniz hakkinda atip tutmak ve kızın o arkadasinizi merak etmesini saglamaktir.Unutmayin insanin basina ne gelirse meraktan gelir.Simdi kızın yanina gidin ve "Bizim bir aradas var Ahmet diye📷bu varya manyak bir tip.Herif resmen asmis. Cem Yilmaz falan hikaye.Bu bir basliyo anlatmaya biz gülmekten kiriliyoz.Nerden buluyo çok merak ediyorum valla.Ayrica sadece komik olsa yine iyi.Ayni zamanda sakir sakir ingilizce almanca ve fransizca konusuyo.Bilgisayar desen zaten olayi bitirmis.Hele bir gitar çaliyo varya görsen kafayi yersin....."gibi uzayip giden bir hikaye uydurun.Emin olun kız bunlari duyunca içten içe Ahmet!I merak edecek ve bunu size "Iyi tanistir o zaman bizi" seklinde yansitacaktir.Siz de hemen "Bir gün ona oturmaya gideriz zaten yanliz yasiyor" diye cevap verin.Kız ne diyecegini sasiracak.Gitmeyelim diyemez çünkü tanismayi o istedi.Iste bu iste bu kadar.Sira geldi kızı Ahmet'e oturmaya(!) gitmeye ikna etmeye.
Yine bir gün kızla bulusun.Ama o bulusmaniza herzamnkinden çok daha hazirlikli gidin.Cüzdaninizda mutlaka bir prezarvatif olsun.Ben size üzerinde mavi Porshe rasmi olan Durex'i öneririm.Çünkü resmen en iyi prezervatif bu.Tabi ki Durex bize para vermedi salak📷biz sizin iyiliginiz için bütün hepsini denedik.En iyi performans bunda.Peki prezarvatifleri test ederken hangi kistaslarimi kullandik.En önemlisi hissedilmektir.Çünkü hissedebilmek herseydir.)) Valla Durex'ten para almadik lan.Ayrica bütün süpermarketlerde bulunuyor.Ama bize gelen maillerden ögrendigimiz kadariyla çogu arkadasimizin prezarvatif satin almaktan utandigi gerçegi var.Böyle bir sorununuz varsa gidin üçem bir Migros'a bir kaç bir şey alin ve sepete bir kutuda prezarvatif atin.Fiyat niye bu kadar pahalı diye sormayın.Unutmayin kaz gelecek yerden tavuk esirgenmez.
Neyse bu konuda unutmamanız gereken son seyse prezervatifi kızın yanina kutuyla götürmemektir.Biz denedik.Çok feci tirsiyolar.)))))) Cüzdaninizda bulunması gereken diğer önemli şey ise en az iki adet sigara.Çünkü birazdan arkadasinizin evinde sigara bitecek (niye acaba?)) ve siz kızla sevistikten sonra mutlaka sigara içmek istiyceksiniz. O yüzden bunu sakin ihmal etmeyin.Bu bulusmaniza giderken ayrica manyak bir eau de toilette alip sikmanizi tavsiye ederiz.Daha öncede söledigimiz gibi Brut bu konuda ideal.ama kızın eve girer girmez üzerinize atlamasini istiyorsaniz Original Fahrenheit'tan daha iyisi yoktur.Kız harbiden kuduruyo.ama bu ikinci söledigimiz eau de toillette'in çok büyük dezavantajlari var.Birincisi çok pahali(illa fiyat istiyosan söliyim:$200) ikincisi piyasada bulunmuyor. Neyse bir şekilde bulursanız alin. Aklınızda bulunsun. Artık hazirsiniz. Bir cafeye gidip oturun falan.Ama bu sefer bulusacaginiz yer arkadasinizin evine çok yakin olsun.Cafede biraz takilip çikin.Sonra yine kıza "Biraz yürüyelim mi?" seklinde gaz verin.Yürürken gidecegin📷z istikamet tabiki arkadasinizin evi olacak.Siz zaten arkadasiniza o gün gelceginizi söylemistiniz📷arkadasinin evinin önüne geldiginizde kıza "Dur bir arkadasa ugramam lazim" seklinde bir şey söleyip arkadasinizin evine girin.Sonra arkadasiniz sizi görünce gelin bir kahvemi için moduna girsin.Bunuda daha önceden arkadasiniza söyleyin.Siz içeri girince kıza "Iste sana sürekli bahsettigim kanka varya bu" diye arkadasinizla kızı tanistirin.Burada unutmamamniz gereken en önemli şey kızın evde asla bisey içmeyecegidir.Bunun nedeni ise sadece Türk filmlerindeki eve atilan kızın çayina uyku ilaci atip kızın irzina geçme sahneleridir.Dünye üzerinde hiçbir uyku ilaci kızı o derece uyutamaz.Ama kız milleti bu salak yesilçam senaryolarina hiç kuskusuz inanirlar.Ne kadar salak olduklarini burdan anlayin artık.Sakin kıza bir şey içmesi için israr etmeyin. Neyse arkadasiniz bir kaç dakika sizle birlikte takilsin.Ve aniden evde sigara bitsin.Nasıl yapacaginiz size kalmis.Sigara bitti bahanesiyle arkadasiniz bir kosu Samsuna kadar gidip bir paket Samsun 216 alsin gelsin.Tabi📷herif kösedeki markete kadar gitmek üzere evi terkedecektir.Bundan sonra isiniz çok daha kolay.
Simdi asil isiniz basladi.Arkadisiniz gittikten sonra kıza biraz daha yanasin.Kendini geri çekiyosa hemen israr etmeyin.Biraz saçlarini oksayin ve kulagina tatli ask sözleri fisildayin.Bu kız milletini inanilmaz tahrik eder Kızın yüz ifadelerine çok dikkat edin.Kızın yüzü kizarmaya baslamissa kivama gelmis demektir.Yavas olun.Olayi abartmayin.Sonra yapisin dudaklarina.Daha önce hiçbir kızla öpüsmemis olmaniz sorun değil.Kız bunu asla anlayamaz. Anliyosa zaten çok sanslisiniz biraz sov basliyo.Kız sizin yaptigin her harekete "yapma lütfeeeeeeen" seklinde yanit verir.Sakin bunu ciddiye almayin. Bu en meshur kız tribidir.Kız ne kadar profesyonel olursa olsun bu tribi her zaman yapacaktir.Neyse kızı öperken yavas yavas altiniza alin ve devam edin.Bu sırada kız kandinden geçecektir.Eğer bu ilk olayinizda ciddi manada bir ilişki yasayacaginizi saniyorsaniz kesinlikle yaniliyorsunuz. Zira kız siz biraz ileri gidince "Yapma lütfen ben bakireyim" moduna girerler.Bu durumda da sizin bütün istahiniz kaçar.Olay orda biter. Simdi çikarin cüzdaninizdan sigarayi ve bir sigara yakin.Sonrada kıza dönüp "Seni Seviyorum" diyin.Siz ilk seferlik bu kadarla yetinin.Gerisi gelecektir. Artık sik sik bu arkadasiniza ugrayacaksiniz.Bundan süpheniz olmasin.Peki niye gidip prezarvatif aldik diye soranlar için söylüyorum;kızların ne zaman ne yapacaklari asla belli olmaz📷ya kız verseydi...Sen her zaman tedbirli olda. Bu durumdayken her kız tabiki yukarida anlattigimiz kadar çabuk ikna olmaz. Yukarida anlattigimiz şey olayin en iyi ihtimalle nasıl gelisecegiydi.Simdi biraz daha negatif seylerden bahsedebiliriz.Kızın yapacagi en büyük killik📷"Lütfen yapma daha hazir degilim" cümlesidir.Bunun öztürkçesi "Ben senin gibi ne abazanlar gördüm📷dur biraz da kendimi naza çekiyim" dir.Bu sözü söyledikten sonra kızın üstüne gitmek kızın sizden sogumasina neden olacaktir. Siz bunu duyduktan sonra hiçbirsey yokmus gibi davranin.Bu eve bir dahaki gelisinizde mutlaka amaciniza ulasacaksiniz.Güvenin bize ve biraz sabredin.
Diğer bir killik ise "Ben senin bildigin kizlardan degilim" cümlesidir.Bu cümle genellikle salaklik ve abazanlik derecesi esit kızlar tarfindan sarfedilir.Bu cümlenin öztürkçesi ise"Bak ben senden 10 kat daha fazla istiyorum ama biraz yaparsam kendimi tutamam ve gerisi gelir📷o zaman da annem duysa kizar 📷babam duysa keser"dir.Bu durumda kızın üzerine gidilebilir.Kız sizi ittirip "Tamam yeter lütfen" diyinceye kadar abartilabilir. Daha fazla ileri giderseniz tokat yersiniz.Sizinde rahatlikla tahmin edebileceginiz gibi kızın burda sizi sürekli reddetmesinin nedeni kendine hakim olamaktan korkmasidir. Kızların üzerinde toplumsal baski zannettiginizden çok daha fazladir.Ve böyle bir korku tasimalari çok normal.Ama bir kaç kez bu eve geldikten sonra olaya en çok adapte olan kızlarında bunlar olduklarini belirtmekte fayda var.
Kızların yaptiklari en alisilmis tripler bunlardir.Ama bazı salaklar(Salaklik derecelerine bagli olmak üzere)daha degisik bahaneler uydurabilirler.Sizin bilmeniz gereken tek şey kız orda ne söylerse söylesin trip yaptigidir.Ancak tek bir cümle dogru olabilir o da biraz sevistikten sonra söyleyecekleri "Bugün olmaz!" cümlesidir.Eğer kız bu cümleyi kurduysa harbiden o gün olmaz.Bu cümlenin öztürkçesi ise "Regl oldum" dur.Ve bu gayet dogal bir kizsal mazerettir.Eğer kız bunu söylediyse sakin üstüne gitmeyin ve günün tarihini mutlaka bir kenara not edin.Çünkü bu kız 28 gün sonra tekrar regl olcak ve sizde o gün kızı eve atmak gibi bir salaklik yapmiycaksiniz.Yanliz dikkat edin bir ay değil 28 gün.Ama haftaya ayni eve gelip kızla moda girmeye basladiginizda bambaşka bir kızla karsilasacaksiniz. Bunun nedeni de su:kızların regl dönemlerinin hemen sonrasinda her zamankinden daha azgin olduklari bilimsel olarak kanitlanmis bir seydir.Yani ne yapip edip bir şekilde kızın hangi tarihte regl olduğunu mutlaka ögrenmelisiniz.Sakin sormayin.Cevap vermezler.Hatta %90'i regl olduklarini bile inkar ederler.Çünkü bu kızlar için çok utanç verici bir seydir.
Bu iside alninizin akiyla astiniz.Kız bir kere o eve geldi ya artık siz ne zaman o arkadasinizin adini ansaniz kız sizin sevismek istediginizi anlayacaktir. Kızlar sevismek istemeyen yaratiklardir gibi bir düsünceye sahipseniz hayatinizin en büyük yanlisini yapiyorsunuz.Siz bir kere istiyorsaniz onlar on kere ister.Ama bunlar kendilerini agirdan satma tribine girdiklerinden bunu size belli etmemek için ellerinden gelen her seyi yaparlar.ama siz gerçegi biliyorsunuz.O yüzden kızı her türlü eve atabilirsiniz artık.Ama simdi dikkat etmeniz gereken bir şey daha var.Bu arkadasiniza her zaman isiniz düsecegini sakin aklinizdan çikarmayin.O yüzden sürekli olarak gidip bu arkadasinizin gönlünü hos edin.Yoksa herif hakli olarak birkaç seferden sonra size uyuz olur ve size evi vermemek için türlü bahaneler uydurun.Yanliz yasayan tiplere için yapabileceginiz en büyük kiyak sevgilinizin en yakin arkadasini bu herife ayarlamaktir.Tabi ki siz bunu yapmak için ugrasmiycaksiniz.Siz sadece gidip kendi salak kız arkadasiniza "Senin kankiyle benim kanka çiksa ne süper olur" di mi seklinde gaz verin.Gerisini kız halleder zaten.Ayni zamanda bu soru kızın kendisinden çok daha salak kankisi tarafindan kıza hemen hemen hergün soruluyordur.
Yani kisacasi bu salak kızlar en yakin arkadaslarinin sevgililerinin en yakin erkek arkadaslariyla çikmayi bir marifet sanarlar.Ve sizinde rahatlikla anlayabileceginiz gibi kız buna zaten dünden hazirdir.Bu islemi yaparak yine bir tasla kus katliami yapacak ve kendinizi saglama almis olacaksiniz. Yani hem bu kuyruk mevzuundan hem ev sorunundan hemde arkadasinizin abazanlik sorunundan kurtuklacaksiniz. Bu sorunu da bu şekilde atlattiginiza göre artık yapilcak pek bir şey kalmadi.Bundan sonraki amaciniz kız sizi terkedene kadar "yogurdun kaymagini yemektir."Elbette bu kızla gelecek için herhangi bir şey düsünmüyorsunuz ve kız sizi her an terkedebilir.O yüzden siz kizdan yararlanabildiginiz kadar çok yararlanin. Sakin "Daha dur acelesi yok📷o kaymagi elbet birgün yerim" diye düsünmeyin.Çünkü bu kız milleti kendisine cinsel olarak hiçbirsey vermeyen erkekleri abarti cinsellik isteyen erkeklere oranla çok daha çabuk terkederler
10-TERKEDILME HADISESI
Siz kendinizi ne kadar kasarsaniz kasin bu salak kız sizi elbet terkedecek. Kızın sizi terketmek için basvuracagi yöntemleri egale edip kızın sizi terketmemesi için; öncelikle hep birlikte bu salak kızların sizi neden terkedebileceklerine deginelim.(Ulan buda iyice terete sipikeri gibi oldu ))
Bu salaklar daha önce de defalarca söyledigimiz gibi bir şey yapmadan önce biz erkekler gibi beyinlerini kullanmazlar.O yüzden bu konuda da kızların yapacaklari hiçbirseyde mantik aramamak yapilacak en mantikli istir.
Kızın sizden sıkılmış olması ihtimali en büyük ihtimaldir.Çünkü bu kız milleti (sanki kendileri çok mükemmelmis gibi) onu eğlendirememeye başladiginiz an sizden sogur ve kendilerini sizden daha fazla eglendirecek diğer bir erkek arayisina baslarlar. Kız sizden iyice sogumaya baslamis ve arkadasinizin evine artık gidemiyorsaniz yada gitseniz bile kız size türlü bahaneler uydurarak sevismeye yanasmiyosa önlem almaya baslamaninin zamani gelmis demektir.Zira kızın sizden sıkılmasının nedenlerinden biri de cinselliği ya çok abartmış yada hiç cinsellik mevzuguna girmiyor olmanizdan kaynaklanir. Her iki durumda da kız sizi terkeder kalirsin orta yerde.O yüzden iyi dinle simdi.Kıza onu doyuracak kadar cinsellik vermen lazim.Aksi taktirde kız bunu sana asla açik açik sölemez ama diğer yaptigi bütün haraketlerde kil kil davranmaya baslar.Içinden sizin escinsel oldugunuzu bile düsünür ve hatta bunu diğer bütün kız arkadaslarina da anlatir.Yani bu kız sizi terketse bile terkedilmekle kurtulamazsiniz ayni zamanda kızı taniyan kizlarla bir daha asla çikamazsiniz.Oysaki siz büyük bir ihtimalle olayin romantik yönünü yasayip cinselligi sona bırakmayı ve böylece kızın gözünde daha da büyümeyi planlamissinizdir.Ama böyle bir şey olmaz.Dedigimiz gibi ilk bir kaç gün canim cicim muhabbeti yapin ondan sonra action.Ikinci seçenekte ise siz kıza onunla gerçekten neden çiktiginizi çok belli etmisinizdir.
Artık ne kadar inkar etseniz hiçbir ise yaramaz.Kız bir süre sonra gelir ve size " Bazen sanki beni degilde bedenimi seviyormussun gibi düsünüyorum📷 farkindamisin bilmiyorum ama uzun zamandir aramizda cinsellikten başka hiçbirsey yok" der ve kız bu sözleri söyledikten sonra olay en kisa zamanda biter.Siz bunlari duyunca gerçek niyetiniz ortaya çiktigi için mutlaka bir seyler uydurup hemen oracıkta kızın gönlünü almalisiniz."Olur mu bebegim öyle şey?Ben seni sen oldugun için seviyorum.Sana ne kadar aşık oldugumu bilmiyormusun?istemiyorsan bundan sonra sevismeyebiliriz.Benim için hiç sorun değil.Ama sen de biliyorsun ki bu askimizi körüklüyor.Biz bu yatakta bedenlerimizi değil ruhlarimizi bölüsüyoruz ve ask bölüstüçe artan tek seydir.Paylasim olmaksizin bir ask düsünülemez"Ama istemiyorsan dedigim gibi bir daha yapmayabiliriz. Sen yanimda ol bana yeter.Seni deliler gibi seviyorum bebegim."tarzinda bir konusma belki ortami yumusatabilir.O da eğer gerçekten olayi çok abartmadiysaniz.Böyle bir konusma yaptiktan sonra kız sizin hakkinizda düsündügü seylerden dolayi kendinden utanacak ve ona gerçekten aşık oldugunuzdan bir süre hiç süphelenmeyecektir.Ama bu konusmadan sonra da ayni şekilde davranmaya devam ederseniz bu sefer harbiden kız sizi terkeder.Hem daha yeterince sevismediniz.Daha denemediginiz yüzlerce fantazi var.O yüzden bir süreligine cinsellik dosyasini kapatip asiri romantik bir ilski yasayin.Ilk bir kaç gün canim cicim📷ondan sonra hoooooooooop yataga.Bu dönemde dikkat etmeniz gereken en önemli iki şey ise kıza pahali hediyeler almamak ve fantazilerinizi gerçeklestirmek için elinizi olabildigince çabuk tutmak.Çünkü kız sizi en kisa zamanda terkedecek.siz yeni bir kız ayarlayip kenarda tutun.Kız sizi terkettikten hemen sonra o kızla çikmaya baslarsiniz.Hem bu sizi terkeden kızın yeni sevgilinizi kiskanip sizi kaybettigi için pisman olmasina ve size geri dönmek istemesini saglar.Birakin geri dönsün.Fazla sevgili göz çikarmaz.))))
Kızların tümü bir erkegi terkedecekleri zaman hemen hemen ayni anlasilmaz cümle kaliplarini kullanirlar.Simdi de gelin hep birlikte bu kaliplari ve gerçekte ne manaya geldiklerini hep birlikte ögrenelim(terete'ye spiker aranıyo mu? ))
"Olmuyo📷yürümüyo📷bak bende çok üzgünüm ama bitmek zorunda📷 yürütemiyoruz" Bu cümlenin anlami:"Bak tamam güzel günler yasadik ama artık sen bana yetmiyosun.Hem başka bir çocuktan hoslaniyorum.Gidip ona yavsiycam. Çikma teklif etmesini sagliycam.Beni de rahatsiz etme bundan sonra sil beni aklindan." dir. "Bak nasıl söyliyecegimi bilmiyorum ama sen benim aradigim kişi degilsin.Biz ayri dünyalarin insanlariyiz". bu cümle biz erkeklerin anlayacagi dile çevrildiginde "Ilk baslarda olur sanmistim ama yanilmisim.sen bana göre degilsin.Bana söyle......... bir erkek lazim ve belki de böyle bir erkek var ama sirf seninle çiktigim için onu kaçiriyorum.Hem zaten seni hiç sevmemisim📷simdi simdi anliyorum" anlamina gelir.
"Lütfen anla seni bende seni deliler gibi seviyorum ama ailem çok büyük bir problem📷bitsin!" Artık kasiklesmis bu cümle ise "Yetti artık güzeldi ama bitsin.Ugrastirma beni.Bak senin yüzünden ailemede çamur atiyorum zaten📷Simdi burda bitsin ve bir daha baslamasin.Ama belki ilerde biraz yavsarsan tekrar düsünebilirim" olarak dilimize çevrilebilir. "her şey çok güzel ama bitmek zorunda📷biraz daha devam edersek tadi kaçacak."
Sana hala deliler gibi asigim ve hep böyle olacak ama su siralar derslerime/islerime yogunlasmam lazim"
"Çok samimi olduk📷 biraz ayri kalalim 📷bakalim birbirimizi özleyecekmiyiz?Özlersek yeniden baslariz"
"Ve yukaridakilere benzer bir sürü söz sizin aslinda kıza istedigi kadar cinsellik verememis oldugunuz gerçegini ortaya çikarir.Burada dikkat edilmesi gereken en önemli şey sizin cinsellikten anladiginiz şey ile kızın anladigi şey arasindaki farktir.Kızla iliskinizin uzun sürmesini istiyorsaniz mutlaka onunda zevk almasina özen göstermelisiniz.Nelerden zevk aldiklarini tabiki biliyoruz ama burada açiklamak söz konusu değil.Çok merak ediyorsaniz mail atip sorabilir yada Haydar Dümen'den bu konuda ayrintili bilgi alabilirsiniz.Siz bu konuya dikkat etmeniz gerektiginizi bilin yeter.Çünkü kızların erkekleri en çok terk etme nedenleri kendilerinin iliskiden cinsel anlamda hiç zevk almiyor oluslaridir.
Kızların erkekleri terk etme sebepleri arasında ikinci sırada kiskançlik ve aldatilma vakalari yer alir. Kızla iliskiniz boyunca onun yanindayken başka kizlarla kesinlikle ama kesinlikle ilgilenmeyin.Bu en yakin arkadasi bile olsa kız sizi inanilmaz derecede kiskanacak ve hain emellerinize ulasmanizi gereginden fazla zorlastiracaktir.Onun olmadığı yerlerde ise yapacaklariniz sadece hayal gücünüzle sinirlidir.Ikinci konu aldatiliyor olduklarini bir şekilde anlamis olmalarıdır.Kız eğer bir şekilde sizin onu aldattiginizi anlamissa o ilişki fiilen bitmistir.Ama yine de kurtulmak için bir şeyler olmali.Evet📷tam isabet!Tabi ki bu durumdayken de yapilabilecek en iyi şey uydurmaktir."Uzun zamandir bunalimdaydim📷birden karsima o çikti📷Nasıl olduğunu inan bende bilmiyorum.Ne olur affet yalvaririm ..Sana ne deliler gibi aşık oldugumu biliyorsun.Ilk ve son olacak yemin ederim.Bana son bir şans daha ver."tarzi bir hikaye kızı size döndürebilir.Çünkü her firsatta üstüne basa basa belirtiğimiz gibi bu kız milleti salaktir.
Bu bazı durumlarda ise yaramayabilir.Mesela kız sizi diğer sevgilinizle basmis olabilir.Cenabetlik sizi bulur aldattiginiz kız aldatilan kızın ortaokul arkadasi çikar.Hatta benim basima gelen bir terslik sonucu ikiz kardeslerle ayni anda çiktim ve yakalandim.Bu tür bir durumda söylenebilecek en iyi yalan "Bak aşkım lütfen beni bir kerecik dinle📷açiklayabilirim!Biliyosun zaten uzun zamandir sana deliler gibi asigim ama bundan emin olmak istedim.Yani ilk ve son kez yapmistim.Ama kader izin vermedi sen yakaladin!Sen yakalamasaydin da ben sana bunu zaten açikliycaktim!Nolur affet beni! Yalvariyorum! Askimiz o kadar büyük ki eros seni aldatmama bile göz yumamadi. Nolur harcama ikimizi de!" cümlesidir.Harfini bile degistirmeyin! Size sagladigi yararlara tanik olunca ister istemez bu cümleleri çok sik kullanacaginizdan ezberlemenizde fayda var!
Kız sizi ortada hiçbir neden yokken de terkedebilir.Size gerçek sebebi söylememek için trip yapiyormus gibi gelir ama harbiden ortada bir neden olmayabilir.Bu kızlar özellikle ikinci ergenlik dedigimiz 17-19 yas arasında sürekli çalkantili dönemler geçirirler ve bir hafta önce size deliler gibi aşık bir kız bir hafta sonra sizi terkedebilir.Bu durumda ise yapilabilecek en mantikli şey kıza duygu sömürüsü yapmaktir. Bu durumdayken her zaman yaptığınız gibi en aglamakli ses tonunuzu seçin ve "Ne olur gitme📷terk etme beni!Senden başka hiçbir seyim yok benim!Tek yasam kaynagimsin sen!Oksijensiz bir dakika yasayabilirim ama sensiz asla!Gidisin ölümüm olur!Ne olur beni Azrail1in soguk kollarina yollama! Gittigin an vururum kendimi!Ne olur saril bana ve hepsinin yalan olduğunu söyle" cümlelerini harfine bile dokunmadan kurun!Bu durumdayken" Vur ulan kendini📷hadi ne duruyorsun?Beynini dagitmani bekliyorum!"cümlesini kurabilecek kadar piskopat kız sayisi zannettiginizden çok daha azdir. Genelde📷 yani bu genelden kastimiz%99.9📷 kızlar bu cümleleri duyunca birden içinde bulunduklari çalkantili dönemden çikip size deliler gibi aşık olduklari bir hafta önceki hallerine geri dönerler.Kız sizi her terketmeye kalktiginda bunlari uygularsaniz kız sizi daha uzun bir süre terkedemez en azindan sizin kızla isiniz tamamiyle bitinceye kadar!

Devam edecek...
submitted by yennicheri to KGBTR [link] [comments]


2020.05.09 04:31 SikiTuttunSaruman Kgbde hangi karaktersiniz beraber buluyoruz! (Saruman'ın el emeği testi özel)

Karantina ve diğer sebepler ile kgb redditin kuruluşuna yeni bölüm getiremedik, keza ekipmanlarını başka şehirde bıraktım. Fakat kalan bu süreçte son zamanlarda post atmadığımı da farkettim! Aylak sarumanın tasaklarini tarttigi bu süreçte de madem bir şeyler yazamıyorum, neden siz KGB hulkina bir karakter testi yapmıyorum dedim ben de...
Peki bunu nasıl yapacağız? İşimiz kolay olacak. Size bir karakter testi hazırladım aşağıda. Puanlama usulü ilerleyecegiz, fakat olay burada bitiyor mu, bitmiyor! Eğlenceli testin sonunda posta comment atıyorsunuz. Ben de sonraki postta sizin hangi hayali karakter olduğunuzu yazıyorum, keza her gece kgbnin derinliklerinde devriye gezen bir büyücü olarak sizinle mutlaka bir postun altında karşılaşmış, belki de aynı nsfwnin altında 3lu priz fiyatlarından tartismisizdir. Yani nicklerinizi gördüğüm anda hatirlarim, hadi teste geçelim!
Testi nasıl yapiyoruz?
Olay basit. Şıkları işaretleyip çoğunlukta olan sikka bakıyorsunuz. En çok seçtiğiniz sikka göre 5 farklı sonuç var, bakalım siz hangisisiniz?

Sorular

////////////////////////////////////////////////////////////
1-kgbde en çok upvoteladiginiz post türü nedir:
A)meme'ler iyi moruk
B)kgb tarihi-flood tabiki amk, old flairim bile var
C)sağdan soldan toplanmış istanbul esnafinin elinde dolaşmaktan orospu olan 5 liraya dönmüş postlar
D)videolu postlar iyi çünkü evimde baz istasyonu var ve interneti çok hızlı bir piçim
E)nsfw çünkü neden olmasın
////////////////////////////////////////////////////////////
2-peki 1 gunde attığınız comment sayısı kaç?
A) 0 aga ghostum ben
B) sana ne orospu cocugu
C) bazen 10 bazen 0 belli olmuyor çünkü benim sikim tasagima denk
D) ahahaha 5 yeter :D
E) onu siktir et hadise deepfake link ver amcik bayır domuzu gibi oldum
////////////////////////////////////////////////////////////
3-konsepti cozdunuz keycibi. Şimdi zor sorulara geçelim, hangisi?
A) Elanur keşke memesini açsa
B) Barbara palvinciyim aga ben
C) Survivor nisa amk (ne alakaysa)
D) Şu erasmusa giden kız vardı ya...
E) hadise linki nerde amk hala bekliyorum
////////////////////////////////////////////////////////////
4-aşağıdaki şıklara bazı kgb üyelerini koydum, seçin bakalım
A) u/Canadıgzl2• (bu adamın nicki nasıl yazılıyor amk)
B) u/corneliusvanbaerle
C) u/_KIMBUSIK_
D) lan bir adam vardı nicki garipti kimdi o amk
E) hadise
////////////////////////////////////////////////////////////
5- hangi içecek?
A) kahve iyidir delikanli adam kahve icer
B) çayı kavanozla getir içerim amk
C) kola olucak böyle buz gibi off dikiceksin kafaya
D) yukarıdakilerin hepsinin yeri ayrıdır bende
E) tekel 2000
////////////////////////////////////////////////////////////
6- En sevdiğiniz küfür şekli nedir
A) kısa öz küfürler; piç,amcık, sikik gibi
B) Buraya girmeden önce taşşak deseler igrenirdim şimdi bardakta döl getir gulp gulp diye tek seferde içerim amk cem onurun yarragindan tut regl kanını alnına surene kadar görmediğimiz şey kalmadı olmadı siz sikişin biz peçete tutalım orospu çocukları
C) amk
D) kes ananı sikerim sözcük öbeği çok hoşuma gidiyor cuk oturuyor böyle
E) şeddeli küfürler, orrrospu çocuğu diyeceksin böyle dolu dolu adam yarrağıni gotunde hissedecek
////////////////////////////////////////////////////////////
7-Reenkarnasyon olsaydi ne olurdunuz
A) kirpi olurdum amk ortalığın anasını sikerdim
B) gece gece ne diyosun amini dengesini siktimin salağı ananın amini sike sike Türk kahvesine ceviririm
C) kulagakaçan böceği olurdum 2 tane penisim olurdu amk (evet harbiden boyle bir şey var)
D) ördek olur götünü ısırırdım saruman bu nasıl soru böyle
E) bende bu sansla anca tespih olurdum amk ananı sikiyim kader
////////////////////////////////////////////////////////////
8-Aşağıdaki şarkılardan hangisi sizi daha iyi anlatır?
A) Yusuf okur - Eski sevgilim sakso çekmiş
B) bı şarkı vardı pisi no ke ni Na ni naay a do mi ke ni mo diye başlıyordu neydi o
C) kopuktu zincir olduramadım (arogda kaleci olan adamın söylediği)
D) ma layf bi layk uu aaa (gimme gimme some weed)
E) cezayla sagonun iyi olduğu zamanlar neydi öyle amk anası sikildi şimdi piyasanın
////////////////////////////////////////////////////////////
9-asagidaki şehirlerden birini seçin
A) Yozgat
B) pek şehir ayırt etmem ama karadenizlilerin anasını götten sikiyim (bu da baydı amk)
C) Gebze
D) Los encılıs
E) Dilan dere
////////////////////////////////////////////////////////////
10- 30liraniz var, dışarıda tek basinasiniz. Arkadaşlarınızın gelmesine 4 saat var. Ne yapardiniz?
A) Dışarda ne yarak yiyicem 4 saat amk evime giderim
B) Bı tost ayran yapardım acıktım kalaniyla da çay sigara yapar boğazı izlerdim ne güzel kafa dagitmalik
C) Şehirde dolanir telefon kabı kitap bileklik vs falan bakardim herhalde
D) Bir mekana oturur kahve icer telefon bakardim başka arkadaşlara takilirdim onlar gelene kadar napayım
E) medya markta giderim teknolojik adamım ben severim öyle telefon falan bakarım hem para da harcamam amk
////////////////////////////////////////////////////////////
11- redditte kgbden başka takip ettiğiniz subların-kullanicilarin tarzı nedir
A) onlar da mizah tarzında genel olarak ama unexpected falan da var tabi
B) ilgi alanlarım genelde ama haber falan da takip ediyorum arada
C) bı kgb var sikmişim gerisini
D) benim tarzım biraz daha farklı...
E) Aga nsfw sublarin yeri ayrıdır bende amk neler neler var bir bilsen
F) sub değil de saruman diye bir gavat var...
////////////////////////////////////////////////////////////
12- hangisi daha çok zevk verir?
A) çorabın iz yaptığı yeri kasiyosun böyle uff ananı sikiyim
B) sexs sexs sexs geberene kadar sexs
C) Survivor 2020 (pu ananı sikiyim harbiden mi)
D) banyoda dinlenen müzik
E) sıçarken telefon bakmak olabilir
////////////////////////////////////////////////////////////
13-hayatinda kendini en arsız hissettigin an hangisiydi
A) komşu kızını sikmeyi düşündüm bir ara off
B) o da bir şey mi ben komşu kızının annesini sikmeyi bile düşündüm
C) boş tuvalet rulosunu sikmeyi denedim aslında
D) öyle bir an yok
E) lisede sirama geçmeye çalışırken kızın birine sürttürmüştüm / unide kankami siktim
////////////////////////////////////////////////////////////
14- bu soru neden var bilmiyorum. Aşağıdaki acucn programlarından birini seç.
A- Yetenek sizsiniz en duzgunuydu yine amk, güzel şeyler oluyordu harbiden
B- Acun firarda...
C- Survivor 2020 (lan yine mi sen amk)
D- Lan bir ara var mısın yok musun vardi
E- kim milyoner olmak ister
////////////////////////////////////////////////////////////
15-Nasil bir evde yaşıyorsun?
A) normal ev lan 2+1,3+1
B) bilmiyorum ama evde furkantopalin posteri çiğdem ve halter var amk bir de sabun var
C) ailemle yaşıyorum işte klasik
D)dubleks veya 3+1den fazla
E) ev ev değil köpek kulübesi ki amk
////////////////////////////////////////////////////////////
16- hangi flaire sahipsin?
A) masum, admin mevlana sözü paylaş, mutfak robotu, ghost
B) old ya da özel flair (kreosustan alınanlar)
C)elmir ekmek kafalı orospu çocuğu, babet köpeği
D)hiçbiri
E) KALKTI🚀
////////////////////////////////////////////////////////////
17-Asagida betimleyecegim fotoğraflardan hangisi sana en iyi kgbyi tanımlar?
A) bir kağıt var cimere şikayet raporu gibi bir şey üstünde talk yazıyor
B) Lord var sahilde evsiz dayının biriyle bira içiyor
C) köpek var elinde tam ekmek tutuyor boynunu bükmüş
D) kavanoz var içi çay dolu
E) Harika ya
////////////////////////////////////////////////////////////
18- Günlük hayatta en çok kullandığınız taşıt hangisi peki keycibi?
A) otobüs-metro vs
B) ne olursa gideceğim yere varayım yeter kaplumbagaya bile binerim gerekirse
C) At amk soruya bak
D) Motor-Araba
E) BİSİKLET
////////////////////////////////////////////////////////////
19- Çocukken yaptım...
A) komşunun bahçeden erik çaldım/topladım
B) bakkala arkasından küfrettim(orospucocu bakkal)
C) ilkokul hocama aşık oldum
D) Büyüteçle karınca yaktım
E) komşu kızının götünü elledim
Hepsini/birden fazlasını yaptıysanız bu soruyu atlayabilirsiniz, sonucu etkilemez
////////////////////////////////////////////////////////////
20-kgb sizin için ne ifade ediyor?
A) Biliyor musun Zeynep...
B) r6 dokkaebi 👍
C) KGB çıldırmak içindir
D) am ne lan öyle poşet gibi bir şey benimkisi ise adıyla şanıyla yarrak
E) LYLO
////////////////////////////////////////////////////////////
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
AGA KALK SAHUR TEST BİTTİ...
~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~
Peki sonucunuz ne? İlk başta şıkları saymaniz gerektiğini söyledim. Saymadiysan pu kafanı skim, git say hemen.. heh saydın mı? O zaman sonuçlara geçelim:
////////////////////////////////////////////////////////////
A'lar çoğunluktaysa:
Heh sen her platforma uyum sağlayan nisamlo yeş rib anas miyikis unumelakub familyasindansın. Bu familyanin bukalemunusikus türü olarak tüm taşak guruplarında kendini sevdirebilmen ilk ozelligin. Askerde sabun düşurene dayamana rağmen destek oluyrum abey diye geçiştirir, üstüne çavuşu sikersin bu kafayla. Heh bir de bukalemunusikuslarin potansiyellerinden biri olan, evde kimse olmadıgında donsuz gezip götünü Hart Hart diye kaşıyor oluşun gözden kacmıyor, iş yerinde yan masadaki sidikli neclayi kesiyorsun. Her türlü mizahtan anlayan ırkının siki taşağına denk. Bir de şirin bebe gibi gevrek gevrek gülüp elde tespih dolaşıyorsun çevrede de, bu ibneler senin giymetini bilmüyor. Genelde bu turun reddit yaşı fazla ya da öncesinde benzer bir platform kullanmış, belli. fakat cancagzum senin kötü bir özelliğin var, içinde deli gibi gözlüklü sikiş fantezisi barindiriyorsun. Evet evet, gözlüklü sikiş. Kutuphanede tanıştığım amı olan herhangi bir karşı cinse kanguru gibi zipliyabilme özelliğin var, fakat bunu içinde barındırman seni olası bir sikişten mahrum biragiyor. Zeki karşı cins seviyorsun ama bazen utangaç olabiliyorsun. Bırak işler olacagina varsın, sen de kurtul biz de kurtulalım yav. Sağa sola kaldırma artık, çek şu siki gözümüzün önünden. Neyse ki eray bektaşın tanidigisin. Donanımlı adamsın sen değğ...
////////////////////////////////////////////////////////////
B'ler çoğunluktaysa:
Sen endemik türlerden haskeycibicibi familyasına aitsin, keycibide uzun süredir var olup kahvaltida çubuk krakerle besleniyorsun amk. Kesin sabikan falan da vardır senin, olmasa bile içinde 24 ayar bir sikiş-dikiş makinesi barındıran olası bir psikopatsin, bu yüzden insanoğlundan arındırılip kriptonit tasmayla gözetim altında tutulması gereken denişük bir şeysin. Atalarının(o kadar geriye gitme en fazla deden) çiğ et kemirip kan içmesi muhtemel, Fakat maksimum gizlilik özelliğini devreye sokup topluma karisabiliyorsun, hatta gizli gizli başka ne yeteneklerin var da, telefon kulubesinin kostüm değiştirmek değil de amatör film çekmek için kullanildigini bilmediğin icin supermen ruhun içeride kalıyor, sabah 9 gibi patlıyor. Hayatın ise sürekli dalgalanmalarla ilerliyor, hop bı burdasin hop başka hop orda hop burda bı turlu 9 6 düzenli hayata gecemiyorsun amk. Uyku duzenin sıtefın ziveygin ganyanda milletin parasini calip karı kızla yemeye çalışan deli sikişken karakterleri gibi, bugünü çıkartalım yarının anasını sikiyim tarzinda. Bu yüzden sik dönüp dolasip yine senin elinde kalıyor, sen de bir at yarrağı borsacisi gibi yarının penis boyu üzerinden tahmin tutturup zengin olma planları kuran bir adam haline geliyorsun. He ama bu gidişle bir yerden vurucan dongayi da hadi bagalim deli oğlan...gel belime dolan... şkıdımı şkıdım...
////////////////////////////////////////////////////////////
C'ler cogunluktaysa:
Hehee, yakaladım lan seni, ibne seni. Sen o 5 milyon yillik postlara bile gulen adamsın. Tâşuk-u Talat ve fitnat fırkasındansın. Hottan çıkmiyorsun ki yeni şeyler göresin, bir bak demi new posta rollunu kurcukla az. Ama yok, sen kaymakam domalsa valiyi sikme derdine girecek, her zaman dahasını isteyecek türdensin. Ayrıca mıkırsın da. kerhaneye gitsen dahi fatura kestirirsin de, biliyosun böyle böyle zengin olnuyür. Bu külyutmaz denizde batmaz şeklinde giden hayatın çerçevesinde ise ogrendigin bir şey var, her zaman eşşeği sağlam kazıga vurdun mu, bırak iti kopegi, hoca Nasrettin ibnesi gelse çalamaz, öyle diyim. Fakaat, senin de bir kötü özelliğin bu işte. İşin derinini kim siker diyorsun kuzum. Çiçeği koparıp kelebeği sormuyor, kim bilir onu hangi atın sikine hapis eyliyorsun. Sonra da laf etti oluyor. Etmeyin guzum etmeyin. Sevin sevişin, ama sikişten sonraki sigarayı tuvalette sıçarken içmeyin. Olmadı, beraber sıçın! İnsan tanıyın, kıymeti bilin. Palp fikşın izleyin mesela, leyon izleyin. ibnelik yapmayin. Hayatın dadina varın...
////////////////////////////////////////////////////////////
D'ler cogunluktaysa:
Bu tür ise en stabil tür olmakla beraber bunlardan biri olmanız halinde götünüzü tavana kaldırmanız muhdemeldir benim sevgili kgb aylem. Şu andan itibaren commentlerde zaman zaman denk gelwbileceginiz bu narsist ibnelerden oluşan tekdogrusikbenimkikus familya siz de hoş geldiniz, öyle ki siz camdan sepet sallayan kadına bile dur abla o öyle sallanmaz diyip sepeti elinden alacak, sevişirken gocasina o karı öyle sikilmez diye mudahele edecek bir sosyopatsiniz. Fakat siz de haklısınız, e bir siki dogrultamiyor ki bu ibneler dediğizi duyar gibiyim, ama evvela demek lazım bu ibneler niye siki dogrultamiyor. Ya da tüm sikler bir mi doğruluyor. Hayatta her zaman mukemmelliyetci olmaktan vazgeçin guzum. Rahat yaşayın biraz, bukalemunusikus gibi olun. Bırakın tavşan sikini taşa sürten tavşan dağı siktim desin, size ne. Takmayın kafaya bu kadar hayati. Açın bir nwsf, yok yok, nswf acin bir tane. Heh. Bakın ona, kadının sol memesiylen sağ memesi bir mı? E değil tabi. Olmayacak da. Sizin hayatınıza da dağınıklık gelmesi iyi olacaktır. He tabi iyi yanları da yok değil bu yarı kaçık edisonlugunuzun, hayatınızı düzgün bir iş adamı gibi yaşamanızı sağlamıyor mu, sağlıyor. Neydi, heh doli. Koyun doli olmayın, maymun marsupilami olun. Uu u ahh ha
////////////////////////////////////////////////////////////
E'ler cogunluktaysa,
Sen çare bulunmaz bir kgb masturbasyoncususun. Kgbye girmeden önce sikini kıbleye doğru kaldırıp çoktan sabunu sürmüş oluyorsun bile. Şu an bu textpostu okurken bile sıvazlıyor olman muhtemel hatta. Ama bu gruba katkin böyük senin de. Gizliden gizliye tüm veritabanlarina giriyor, insan beyninin sınırlarını zorlayacak binlerce porno arşivinin altın anahtarını milenyum bulmacası gibi boynunda taşıyorsun. Günlük hayatta neşeli ve iyi birisin, fakat madalyonun diğer yüzünde gözleri kan bürümüş iflah olmaz bir masturbasyoncusun. Ve eline geçireceğin ilk karşı cinse çeşitli fantâziler yapmaktan cekinmeyecek, ona dovulmeyi bekleyen pirzola eti gibi davranmayı bir an bile sorgulamayacak olman tüm yüreklere korku saran bir gerçek. Seksin kültleşmesine sonuna kadar destek çıkmana ve estetik sekse saygı duymana rağmen anlık bir hisimla karşı cinse gocan böyle skebiliyor muğ demen sonucu ise tüm libidoyu kacirabilirsin, veya kafasını duvara sürterek devam edebilirsin bilmiyorum ama dikkatli ol mutlaka yüce KGB otuzbircisi. Diğer postlara da upvote atmayı unutma amk. Lan kime diyorum. Çek o sikini masanın üstünden... Lan!
////////////////////////////////////////////////////////////
Eğer F işaretlediysen
Sen adamsın, gireyim de tüm postlarina turuncu ok büyüsü yapayım, çünkü sadece kaliteli adamların olduğu bir yerdesin eheheh
///////////////////////////////////////////////////////////
Burayı okumayı unutma he, sonraki bölüm hakkında
Evet KGB, testimiz bu kadardı; umarım beğenmişsinizdir. Peki burdan sonra ne olacak? Basit, türünüzü (bukalemunusikus gibi) comment bırakıyorsunuz, ben de sonraki bölumde sizin hangi hayali karakter olduğunuzu yaziyorum, örneğin u/götümdennickattım: advençır taymdaki gökkuşağı atı siken köpek gibi.
Unutmayın e dostlar!
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
Saruman sundu.
////////////////////////////////////////////////////////////////////////////////
submitted by SikiTuttunSaruman to KGBTR [link] [comments]


2019.12.21 19:54 gezdiriyoruz Van – Akdamar Adası Ve Kilisesi

Aaahh Akdamar aahh… Neden böyle ah çektiğimizi merak ettiniz değil mi? O halde sizin için hazırladığımız makalemizi bir an önce okuyun deriz!..
Van’a 55 km. uzaklıkta Van – Tatvan karayolunda bulunan iskeleden yaklaşık 20 dakikalık bir motor yolculuğu ile ulaşılan Van’ın gözbebeği olan bu mekanı hadi gelin birlikte inceleyelim. Buyrunuz…

Uzunluğunun 1,5 km, genişliğinin ise 500 metre olduğu bilinen Akdamar Adası ve Kilisesi Gevaş ilçesinde yer almaktadır. Kilise adanın güneydoğusunda kurulmuş, yörede hüküm süren Vaspuran Hanedanı tarafınca Kral I. Gagik tarafından 915-921 yılları arasında Mimar Keşiş Manuel’e yaptırılmıştır. Kilisenin kuzeydoğusunda yer alan şapel 1296-1336, güneyindeki bulunan çan kulesi 18. yüzyıl sonlarında ve batısında yer alan Jamaton 1763 tarihinde inşa edilmiştir. Kuzeyde bulunan şapelin yapım tarihi ne yazık ki bilinmemektedir. İnşa edildiğinde saray kilisesi olan eser daha sonradan manastır kilisesine çevrilmiştir. 2007 senesinde yapılan restorasyon ile Anıt Müze olarak hizmet etmeye başlamıştır.

Akdamar Adası’nın Ve Kilisenin Az Bilinen Hikayesi

Van Gölü’nde yer alan ve dört adadan oluşan Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adalarından en meşhur olanı ve en çok bilinen Akdamar Adası’nın herkesçe bilinmeyen hikayesine bir bakalım. Bir efsaneye göre adada yaşayan Ermeni baş keşişin ”Tamar” adında çok güzel bir kızı bulunmaktadır. Adada yer alan köylerde çobanlık yapan bir genç ise bu müthiş güzellikteki kıza aşık olmuştur. Bu genç adam Tamar’ı görebilmek için her gece adaya yüzerek ulaşmaktadır. Tamar ise adanın karanlığında yerini belli edebilmek için elinde bir fener ile çobanı beklemektedir.
Yaşanılan bu durumdan bir süre sonra bu haber Tamar’ın babasının kulağına ulaşıverir ve çok sinirlenir. Genç çoban ile Tamar’ı birbirinden ayırmak için fırtınalı bir gecede eline feneri alarak adanın kıyı tarafına gider ve fenerle sürekli yer değiştirerek genç çobanın boş yere yüzmesine sebep olarak yorulmasını sağlar. Yüzmekten bitap düşen genç çoban ise ne yazıkki boğulur ve bu esnada son nefesini vermeden önce ”Ah Tamar!” diyerekten ölmüştür. Tamar ise sevdiği erkek genç çobanın bu feryatlı sesini duymuş ve daha sonra gölün soğuk sularına kendisini bırakmıştır.

Mavi Sular Arasındaki Kilisenin Kısaca Mimarisi

Van Gölü’nde muntazam ve heybetli duruşuyla uzaktan dahi ilgi çekmeyi başaran Akdamar Adası’nın içerisinde yer alan kilise merkezi kubbeli, dört yapraklı yonca biçimli haç planda inşa edilmiş olup, orta mekanda yer alan kasnak yüksek biçimli, içten kubbeli, dıştan piramidal külah ile örtülüdür. Kiliseye giriş batı ve güney tarafında yer alan kapılar aracılığıyla sağlanmaktadır. Yapının dış bölümündeki taş kabartmalarında bulunan İncil ve Tevrat’tan alınan dini konular ile saray hayatı, av sahneleri, dünyevi meseleler, insan ve hayvan figürleri tasvir edilmiştir. Orta Asya Türk sanatının etkilerinin yer aldığı bu kabartmalarda 9. ve 10. yy. Abbasi Sanatı’nın etkileri görülmektedir.

Adaya Ulaşım Ve Kiliseyi Ziyaret

Geçmişiyle hüzünlü bir hikayeye sahip olan bu adaya günümüzde yerli yabancı turistlerin rağbet göstermesi bölgede olan hareketliliği arttırmıştır. Ziyaretçilerin hayran kaldığı bu tarihi ve doğal güzelliğe gitmek için önerimiz siz de vakit kaybetmeden bir an önce hazırlığınızı yapın ve bu güzelliği görün.
Akdamar Anıt Müzesi’ne ziyaret saatleri Yaz döneminde 08:00-19:00, Kış döneminde 08:30-16:00’dır. Önemli bir ayrıntıyı belirtmek isteriz ki müzeye giriş için gişe kapanış saatleri Yaz’ın 18:30, Kış’ın 15:30’dur. Her gün açık olan müzeye giriş ücretleri ise 18 liradır.
Bölgeyi haritada incelemek ve ulaşım sağlamak için buraya tıklayabilirsiniz.
Yapacağınız bu tarihi ve doğa gezisinde keyifli anlar geçirmenizi dileriz. Hoşçakalın!
submitted by gezdiriyoruz to u/gezdiriyoruz [link] [comments]


2019.11.19 23:10 fragmanlife Azize Oyunculari Karakterleri ve Kadrosu (Tum Oyuncular)

Azize Oyuncuları Karakterleri ve Kadrosu (Tüm Oyuncular) Süreç Filmin yeni dizisi Azize 19 Kasım Salı günü itibari ile Kanal D ekranlarında yer alacak. Azize dizisi çekimleri 30 eylül 2019 itibari ile İstanbul’da başlamıştı.
Azize Dizisi Yapımcısı Yönetmeni ve Senaristi
Süreç Film’in 19 ekim de Kanal D ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı yeni dizisi Azize’nin başrol oyuncuları belli oldu. 2019 2020 yeni sezonuna Kuzey Yıldızı ve Sevgili Geçmiş dizileri ile başlayan Süreç Film Azize dizisi için son olarak Halka dizisinde yer alan Hande Erçel ve Kızım dizisinde yer alan Buğra Gülsoy ile anlaşmaya vardı. Buğra Gülsoy Azize dizisinde Kartal Hande Erçel ise Azize karakterine hayat verecek. Azize dizisinin senaristleri ise Başar Başaran, Meryem Gültabak ve Emre Özdur olacak.
Eylül ayı sonunda çekimlerine başlanacak Azize dizisinin yönetmen koltuğunda ise son olarak Halka ve Savaşçı gibi dizilerin de yönetmenliğini üstlenen başarılı yönetmen Volkan Kocatürk oturacak.
Azize Dizisi Konusu
Azize dizisinde Azize’nin intikam ve aşk hikayesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Alpanlar ailesi Türkiye’nin önde gelen mafya ailelerinden biridir. Azize’nin ailesi de bizzat Alpanlar ailesinin eli ile dağılmıştır. Babasına yapılan zulümlerde Azize daha küçücük bir çocuk olarak her şeyin canlı şahididir. Gerçek ismi Melek olan Azize şimdilerde büyümüş ve serpilmiştir. Azize’yi hayata bağlayan tek şey kardeşidir. Kardeşi için ayakta durmayı başarmış Azize aslında intikamını da unutmuştur ama Alpanlar bir kez daha yıllar sonra kardeşine Yiğit’e de dokunmaya kalkar. Kardeşinin başına gelenlerden sonra yemin eden Azize kenisine bu acıları yaşatan Alpan ailesinden intikam alacaktır. Artık tek bir amacı var hayatta, ailesinin intikamını almak.
Alpan ailesinin içine girmek için harekete geçen Azize Alpanların oğlu Kartal’a aşık olacak. Kardeşine verdiği intikam sözü ve aşkı arasında kalan Azize bakalım aşkı mı seçecek yoksa intikamımı ?
Azize Dizisi Oyuncuları Buğra Gülsoy (Kartal Alphan) Buğra Gülsoy’un tam adı Behiç Buğra Gülsoy’dur. 22 Şubat 1982 Ankara doğumlu yakışıklı oyuncu artık 37 yaşındadır. Çok küçük yaşlarda Ankara’da tiyatrolarda yer alan ve yeteneğini fark edilen mimar olmak isteyince Kıbrıs’a Mimarlık eğitimi almak için gitmiştir. Üniversitede okurken bir yandan da çok sevdiği tiyatroya devam eden Buğra Gülsoy Kıbrıs Devlet Tiyatrosunda yer alma başarısı göstermiş; hatta Kıbrıs’da tiyatro ve sineme sektörünü canlandırmak için dernek bile kurmuştur.
İlk olarak oyuncu arkadaşı Burcu Kara ile 2011 de 1 yıllık kısa bir evlilik yaşayan yakışıklı oyuncu 2018 de ise Nilüfer Gürbüz ile evlenmiş ve mutlu bir yuva kurmuştur. Buğra Gülsoy yapımcı ve oyuncu Mahsun Kırmızıgül tarafından fark edilmiş ve Güneşi Gördüm filminde yer verilmiştir. Bu filmde hayat verdiği Berat karakteri ile filme renk katan Buğra Gülsoy çok sevilmiş ve oyunculukta ki kritik virajı aşmıştır. Daha sonra Fatma Gülün Suçu Ne? dizisinde hayat verdiği Vural karakteri ile dünyanın da tanıdığı bir isim olmayı başarmıştır. Aşk Yeniden dizisinde hayat verdiği Fatih Şekercizade ile Türkiye’de de artık çok sevilen biri isim olmuştur. Son dönemde 8. Gün dizisinde yer ala Buğra Gülsoy dizinin tutmaması ile hayal kırıklığı yaşasa da Tv8’de yayınlanan ve baş rolünde yer aldığı Kızım dizisi başarıyı yakalamıştır.
Kartal yakışıklı, sorumluluk sahibi mert ve yürekli bir adamdır. Babasının mafya olduğunun farkındadır; ancak onun tek amacı ailesini korumaktır. Kartal ailesini korumak için bazen babasının veliahtı gibi davranmasını da bilir. Her ne kadar Alpan ailesinin bir üyesi olsa da yufka yüreklidir. Azize’ye olan aşkı Kartal’ın en büyük zaafıdır.
Hande Erçel (Azize Günay) 24 Kasım 1993 de öğretmenler gününde Balıkesir doğan Hande Erçel 26 yaşının içindedir. Son dönemde yaptırdığı estetik ameliyatlar ile önce çok tepki çekse de sonradan çok beğeni alan Hande Erçel üniversite eğitimini Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar bölümünde almıştır. Hande Erçel yurt dışında oyunculuk dersleri alarak kendini geliştirmiştir. İlk olarak Azerbaycan’da güzellik yarışmasına katılan tescilli güzel ikincilik kazanmış ve Çılgın Dershane Üniversitede filminden teklif almıştır. Filmde güzelliği ile Türk izleyicisinin beğenisini kazanan Hande Erçel daha sonra Güneşin Kızları dizisinde Selin Yılmaz karakteri ile gençlerin sevgi ve ilgisini yakalamıştır. Hande Erçel ilk büyük yükselişini ise bir yaz dizisi olan Aşk Laftan Anlamaz dizisinde hayat verdiği Hayat karkateri ile yaşamıştır. Daha sonra Siyah İnci dizisinin tutmaması ile bir hayal kırıklığı yaşan Hande Erçek daha sonra Halka dizisinde yer alsa da bu dizisi de tutmamıştır; ancak ünlü şarkıcı Murat Dalkılıç ile sevgili olan Hande Erçel popülerliğini korumayı başarmıştır.
Anne ve babasını Alpanların ailesine yaptığı saldırıda kaybeden Azize koca hayatta kardeşi Mert ile baş başa kalır. Ailesinin canice katledilmesini izleyen Melek intikamını kalbine gömer ve isim değiştirerek yeni bir hayata başlar. Azize ismi ile kurduğu hayatta mutludur ancak şimdi de Alpanlar yıllar sonra kardeşi Mert’e zarar verir. Azize intikam yemini eder ama Alpanlara hiç benzemeyen Alpan’ların yakışıklı oğlu Kartal’a aşık olur. Şimdi Azize amacına ulaşmak için bir de kendisi ile mücadele edecektir.
Tugay Mercan (Okan) 1982 İstanbul doğumlu olan deneyimli oyuncu Tugay Mercan Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Oyunculuğa ilk olarak tiyatro ile başlayan Tugay Mercan Bakırköy Tiyatrosunda çalışmıştır. Suskunlar dizisinde hayat verdiği Zeki karakteri tanınan Tugay Mercan Muhteşem Yüzyıl Kösem ve Asla Vazgeçmem gibi çok büyük projelerde de önemli roller de yer almıştır. 2018 de ise Tv8’in Kızım dizisi kadrosunda yer alarak büyük çıkış yakalamıştır.
Okan Azize’nin babasının yakın arkadaşıdır. Azize’nin babası baş komiseriken Okan’da onun yardımcısıdır. Şehit düşen amirinin arkasından yetimlerine sahip çıkar ama Azize büyüdükten sonra Azize’ye aşık olmaktan kendini alamaz.
Mustafa Yıldıran (Balkan Alpan) Nisan 1980 de doğan Mustafa Yıldıran 39 yaşındadır. Mustafa Yıldıran Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunudur. 70 Kg olan Mustafa Yıldıran 178 cm uzunluğundadır. İlk olarak Filinta dizisi ile tanınan Mustafa Yıldıran Uğur Yıldıran’ın da abisidir.
Balkan Kartal’ın abisi Alpan ailesinin de büyük oğludur. Azize’nin babasını da Alpan acımasızca öldürmüştür. Bir polisi öldürmekten uzun yıllar hapis yatmıştır. ,Gençliği hapiste geçen yıllar sonra hapisten çıkmıştır ve şimdiki amacı Karakaya ailesinin de başına geçmektir.
Başak Daşman (Yıldız Alpan) Başak Daşman son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosuna Şivenaz Hatun karakteri ile dahil olmuş ve performansı ile çok büyük beğeni toplamıştır. 1981 yılında İstanbul doğan Başak Daşman 37 yaşındadır. Yüz Yüze ve Rüzgarın Kalbi dizileri ile ilk çıkışını yaşayan Başak Daşman asıl yükselişini ise Kara Ekmek dizisi ile yaşamıştır. Sadece oyuncu olarak dizi ve sinema piyasasında yapımcı ve yönetmen kimliği ile de tanınmaktadır.
Yıldız büyük bir aile olan Karakaya ailesinin kızıdır aynı zaman da Balkan’ın da karısıdır.
Çetin Sarıkartal (İskender Alpan) Çetin Sarıkartal son olarak Çukur dizisinde Paşa karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir. Çetin Sarıkartal 1959 Ankara doğumludur ve Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. 60 yaşında olan Çetin Sarıkartal Türkiye’nin önemli tiyatrocularından biridir. Bir çok tiyatro oyununda yer almıştır.
İskender Alpan ailesinin babası yer altı dünyasının da en güçlü mafya babalarından biridir. İstanbul’da nam salmayı başarmıştır ve tüm İstanbul’u kontrol etmek istemektedir.
Selen Öztürk (Tuna Alpan) Selen Öztürk 1980 İzmir doğumludur ve 49 yaşındadır. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro eğitimi alan Selen Öztürk uzun yıllar tiyatro da çalıştı ve büyük bir deneyim kazandı. 2011 de Muhteşem Yüzyıl kadrosunda yer alan Selen Öztürk büyük beğeni kazanmıştır. Daha sonra Benim Adım Gültepe ve Çilek dizilerinde de yer alan Selen Öztürk son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosunda Seniha Sultan rolü ile yer almış ve 2019 da ayrılmıştır.
Tuna Kartal’ın halası ve İskender’in de otoriter kız kardeşidir. Alpan ailesinin iç işlerinden sorunlu olan Tuna’nın hayatta ki tek amacı başkasına anne diyen öz oğluna kavuşabilmektir.
Ufuk Şen (Hasan Alpan) Ufuk Şen denilince akla Küçük Gelin dizisi gelmektedir. 1980 de Bursa da doğan yakışıklı oyuncu Ufuk Şen Selçuk Üniversitesi’nde oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Tek Türkiye dizisi ile kendini gösteren Ufuk Şen Şefkat Tepe dizisinden sonra Küçük Gelin dizisinde hayat verdiği Devran karakteri ile çok sevilmiştir. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Kudret olarak yer almıştır.
İskender’in sağ kolu olan Hasan Alpan ailenin silah gücünün başındadır. Ölen Hasan’ın oğludur. Karısı Gül’ü çok sevmekte ve değer vermektedir.
Zeynep Kızıltan (Gül Kızıltan) Zeynep Kızıltan denilince akıllara Cesur ve Güzel dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri gelmektedir. Daha önce bir çok dizi de yer alan Zeynep Kızıltan daha sonra da Diriliş Ertuğrul gibi bir efsanesinde oynayınca artık ismi bilinen bir kadın oyuncu olmuştur. Zeynep Kızıltan 1985 Ankara doğumludur ve 34 yaşının içindedir. Hacettepe Üniversitesi tiyatro mezunudur.
Gül Hasan’ın eşidir. Kaynanası Aynur’la birlikte müştemilatta ki mutfak işlerine bakar. Aynur ile Gül pek anlaşamazlar, aralarında tatlı bir çekişme vardır. Gül’ün oğlu muhtemelen Balkan’dan olmadır; Balkan ile Gül’ün yıllar önce bir yasak ilişkisi olmuş sonrasında da gül Hasan ile evlendirilmiştir. Askerde ki oğlan Balkan’ın oğludur.
Efekan Can (Kuzey Alpan) Efekan Can Ufak Tefek Cinayetler dizisinde Serhan’ın gençliğini oynaması ile ünlendi. Efekan Can 1994 yılında Bilecik de dünyaya gelmiştir ve 25 yaşındadır. Bilecik Üniversitesi İşletme Bölümünden mezunun olan Efekan Can İstanbul Üniversitesinde yüksek lisansını eğitimini bitirmiştir. Atölye Craft’ta oyunculuk eğitimi alan Efekan Can yakışıklılığı ile dikkat çekmiştir. Sporu çok seven ve sporla birlikte solist olarak da hayatını kazanan Efakan Can gitar ve piyanoda çalmaktadır.
Kuzey Yıldız ve Balkan’ın oğludur. Hem İskender’in tek veliahtı hemde Barbaros Karakaya’nın tek torunudur. Babası Balkan’dan nefret etmektedir. Hassas bir gençtir.
Ece Miray Okur (Selin Alpan) Selin Yıldız ve Balkan’ın kızıdır. Abisi Kuzey’i ve amcası Kartal’ı çok sevmektedir. Akıllı bir kızdır. Babası ile hiç bir bağı yoktur; hapisteyken hiç görüşmemiştir.
Asuman Çakır (Aynur Alpan) Asuman Çakır 1964 Antalya Doğumludur ve 55 yaşındadır. İstanbul Belediye Tiyatrosu Konservatuvarında oyunculuğu seven ve eğitim alan Asuman Çakır Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olmuştur. Son olarak Erkenci Kuş dizisinde Aysun karakteri ile yer almıştır. Daha önce Unutma Beni ve Ötesiz İnsanlar gibi dizilerin kadrosunda yer almış bir tiyatrocudur.
Aynur İskender’in ölen abisi Hasan’ın eşidir. İskender’in sağ kolu Hasan’ın da annesidir. Müştemilattaki işlerin ve mutfağın başındadır.
Ceylan Batı (Ceyda Alpan) Ceyda İskender’in son çocuğudur. Zorbazorların oğlu ile nişanlı olsa da Orhan’a aşıktır. Bu durum babası ile arasını açacaktır.
Galip Erdal (Cevat Zorbazor) Galip Erdal hem tiyatro ve dizi oyuncusu aynı zamanda da çok önemli bir seslendirmendir. 1966 da Adada’da doğan yetenekli oyuncu 53 yaşındadır. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro mezunu olan Galip Erdal Trabzon da Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yapmıitır. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisi ile tanınan Galip Erdal mafya dizilerinin bir çoğunda er almıştır. Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi kadrosunda da yer almıştır.
Cevat da İstanbul’un büyük mafyalarından biridir. İstanbul’da onu tanımayan yoktur.
Duygu Sarışın (Asya) Duygu Sarışın denilince akla tabi ki sevgilisi Çağatay Ulusoy gelmekte. 24 Kasım 1987 de İzmir’de doğan Duygu Sarışın 32 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oyunculuk bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk deneyimini ise İzmir Devlet Tiyatrosunda kazanmıştır. 2017 yılına damga vuran Duygu Sarışın Ufak Tefek Cinayetler dizisinde hayat verdiği Burcu karakteri ile Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri olmuştur. 1.70 boyunda ve 56 kilo olan Duygu Sarışın 2011 yılında Cennetin Sırları dizisi ile televizyona geçmiştir.
Asya Gündoğan Mafya ailelerinin içindeki tek kadın liderdir. Mafya liderlerinden en genci olan Asya Kartal ile çok samimidir. Kartal Asya’yı kendine yakın hisseder ve Asya’nın kendini anladığını düşünür ancak Asya Azize ve Kartal aşkının önündeki en önemli engeldir.
Taha Baran Özbek Taha Baran Özbek bizim hayatımıza Bir Litre Gözyaşı dizisi ile girdi ve sevildi. Daha sonra Dip isimli internet dizisinde ve Bizim Hikaye dizisi kadrosunda da yer alan Taha Baran Özbek yakışıklılığı ile dikkat çeken bir genç oyuncudur.
Gül ve Balkan’ın oğlu. Babasını Hasan olarak bilmektedir. Askerdedir.
Cenk Kangöz (Osman TARVAN) Cenk Kangöz 1974 yılında İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır ve 45 yaşının içindedir. Daha önce Kurtlar Vadisi Pusu, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Medcezir gibi dizilerin kadrosunda yer alan Cenk Kangöz son yıllarda ise Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Diriliş Ertuğrul dizisilerinde yer alarak büyük başarı göstermiştir. Cenk Kangöz son olarak 2018 de Vurgun dizisi kadrosunda yer almış ve Hiram karakterine hayat vermiştir ama dizisi tutmamıştır.
Osman kiloları ile başı dertte ilen önce midesine kelepçe taktırmış sonra da Londra’da saç ektirmiş bir mafya babasıdır. Masa da bürokratik işler Osman’dan sorulur. Çözemeyeceği iş; bulamayacağı adam yoktur. Yabancı istihbaret servisleri ile de çalışır. Osman’ın İskender Alpan’a vicdan borcu vardır. Osman her şeye rağmen gizlice Barbaros Karakaya’ya da çalışmaktadır. Çünkü Barbaros, Osman’ı sırrıyla tehdit etmektedir.
Mustafa Avkıran (Barbaros) Mustafa Avkıran denilince akıllara Yeni Gelin dizisi gelmektedir. 1963 Gaziantep doğumlu olan Mustafa Avkıran Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunudur. İlk olarak İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışan Mustafa Avkıran sayısız sinema filmi ve tiyatro oyununda yer almıştır. 56 yaşında olan Mustafa Avkıran’ı eski izleyiciler Kınalı Kar dizisi ile tanır.
Barbaros Karakaya Yıldız’ın babası Balkan’ın da kayın babasıdır. Koltuk sevdasına kızı Yıldız’ı Balkan’ın önüne yem olarak atmıştır ve kızının mutsuz olacağını bile bile sırf İskender Alpan’a akraba olabilmek için evlendirmiştir. Torunlarını çok sever ama her şeyden çok parayı ve gücü sever. Kötü kalpli bir adamdır.
Orhan Kılıç (Adnan) Orhan Kılıç son olarak Diriliş Ertuğrul dizisinde Atsız Bey olarak yer almıştır. 1974 de gurbetçi bir ailenin çocuğu olarak doğan Orhan Kılıç 45 yaşındadır. Berlinde oyunculuk dersleri alan Orhan Kılıç Elveda Rumeli dizisi ile Türkiye’de ismini duyurmuştur. Özellikle baş rolünde yer aldığı Kara Kutu dizisi en çok tanındığı projedir ama tutmamıştır.
Bardar ailesinin reisi olan Adnan Tuna Alphan’ın eski gizli sevgilisidir. Güçlü ve korkusuz bir adamdır Adnan. Önemli bir mafya babasıdır masa da o da vardır.
Serkan Altıntaş (Yaman) Serkan Altıntaş 1983 İstanbul doğumludur. Haliç Üniversitesinde Tiyatro eğitimi alan Serkan Altıntaş 36 yaşındadır. Karadayı dizisi ile ilk kez ismini duyurmayı başaran Serkan Altıntaş Muhteşem Yüzyıl Kösem dizisinde de çok büyük ustalar ile çalışma şansı bulmuş ve kendini geliştirmiştir. Son olarak Kalbimde ki Deniz dizisi kadrosunda yer alan Serkan Altıntaş dizi de Serdem karakteri ile büyük bir çıkış yakalamıştır.
Yaman Kartal’ın yakın koruması ve en iyi dostudur. Ceyda’dan hoşlanan Yaman aşkını itiraf etmek istemez bu aşkı Kartal’a ihanet sayar.
Fahri Öztezcan Fahri Öztezcan 1980 Bilecik doğumludur ve 39 yaşındadır. Eskişehir Anadolu Üniversitende İşletme eğitimi alan oyuncu Ayla Algan’dan oyunculuk eğitimi almıştır. Yunus Emre dizisi ile ünlenen Fahri Öztezcan 2017 de Diriliş Ertuğrul dizisinde yer almıştır. 2018 de ise Sen Anlat Karadeniz ve Bir Mucize Olsun dizilerinde oynamıştır.
Azize’nin babası Mehmet 2001 de başkomiser iken Alpanlar’a düzenlenen bir operasyonda şehit edilmiştir.
Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 22:35 fragmanlife İncir Agaci Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

İncir Agaci Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Süreç Filmin yeni dizisi Azize 19 Kasım Salı günü itibari ile Kanal D ekranlarında yer alacak. Azize dizisi çekimleri 30 eylül 2019 itibari ile İstanbul’da başlamıştı.
Azize Dizisi Yapımcısı Yönetmeni ve Senaristi
Süreç Film’in 19 ekim de Kanal D ekranlarında izleyicisi karşısına çıkaracağı yeni dizisi Azize’nin başrol oyuncuları belli oldu. 2019 2020 yeni sezonuna Kuzey Yıldızı ve Sevgili Geçmiş dizileri ile başlayan Süreç Film Azize dizisi için son olarak Halka dizisinde yer alan Hande Erçel ve Kızım dizisinde yer alan Buğra Gülsoy ile anlaşmaya vardı. Buğra Gülsoy Azize dizisinde Kartal Hande Erçel ise Azize karakterine hayat verecek. Azize dizisinin senaristleri ise Başar Başaran, Meryem Gültabak ve Emre Özdur olacak.
Eylül ayı sonunda çekimlerine başlanacak Azize dizisinin yönetmen koltuğunda ise son olarak Halka ve Savaşçı gibi dizilerin de yönetmenliğini üstlenen başarılı yönetmen Volkan Kocatürk oturacak.
Azize Dizisi Konusu
Azize dizisinde Azize’nin intikam ve aşk hikayesi izleyicisi karşısına çıkarılacak. Alpanlar ailesi Türkiye’nin önde gelen mafya ailelerinden biridir. Azize’nin ailesi de bizzat Alpanlar ailesinin eli ile dağılmıştır. Babasına yapılan zulümlerde Azize daha küçücük bir çocuk olarak her şeyin canlı şahididir. Gerçek ismi Melek olan Azize şimdilerde büyümüş ve serpilmiştir. Azize’yi hayata bağlayan tek şey kardeşidir. Kardeşi için ayakta durmayı başarmış Azize aslında intikamını da unutmuştur ama Alpanlar bir kez daha yıllar sonra kardeşine Yiğit’e de dokunmaya kalkar. Kardeşinin başına gelenlerden sonra yemin eden Azize kenisine bu acıları yaşatan Alpan ailesinden intikam alacaktır. Artık tek bir amacı var hayatta, ailesinin intikamını almak.
Alpan ailesinin içine girmek için harekete geçen Azize Alpanların oğlu Kartal’a aşık olacak. Kardeşine verdiği intikam sözü ve aşkı arasında kalan Azize bakalım aşkı mı seçecek yoksa intikamımı ?
Azize Dizisi Oyuncuları Buğra Gülsoy (Kartal Alphan) Buğra Gülsoy’un tam adı Behiç Buğra Gülsoy’dur. 22 Şubat 1982 Ankara doğumlu yakışıklı oyuncu artık 37 yaşındadır. Çok küçük yaşlarda Ankara’da tiyatrolarda yer alan ve yeteneğini fark edilen mimar olmak isteyince Kıbrıs’a Mimarlık eğitimi almak için gitmiştir. Üniversitede okurken bir yandan da çok sevdiği tiyatroya devam eden Buğra Gülsoy Kıbrıs Devlet Tiyatrosunda yer alma başarısı göstermiş; hatta Kıbrıs’da tiyatro ve sineme sektörünü canlandırmak için dernek bile kurmuştur.
İlk olarak oyuncu arkadaşı Burcu Kara ile 2011 de 1 yıllık kısa bir evlilik yaşayan yakışıklı oyuncu 2018 de ise Nilüfer Gürbüz ile evlenmiş ve mutlu bir yuva kurmuştur. Buğra Gülsoy yapımcı ve oyuncu Mahsun Kırmızıgül tarafından fark edilmiş ve Güneşi Gördüm filminde yer verilmiştir. Bu filmde hayat verdiği Berat karakteri ile filme renk katan Buğra Gülsoy çok sevilmiş ve oyunculukta ki kritik virajı aşmıştır. Daha sonra Fatma Gülün Suçu Ne? dizisinde hayat verdiği Vural karakteri ile dünyanın da tanıdığı bir isim olmayı başarmıştır. Aşk Yeniden dizisinde hayat verdiği Fatih Şekercizade ile Türkiye’de de artık çok sevilen biri isim olmuştur. Son dönemde 8. Gün dizisinde yer ala Buğra Gülsoy dizinin tutmaması ile hayal kırıklığı yaşasa da Tv8’de yayınlanan ve baş rolünde yer aldığı Kızım dizisi başarıyı yakalamıştır.
Kartal yakışıklı, sorumluluk sahibi mert ve yürekli bir adamdır. Babasının mafya olduğunun farkındadır; ancak onun tek amacı ailesini korumaktır. Kartal ailesini korumak için bazen babasının veliahtı gibi davranmasını da bilir. Her ne kadar Alpan ailesinin bir üyesi olsa da yufka yüreklidir. Azize’ye olan aşkı Kartal’ın en büyük zaafıdır.
Hande Erçel (Azize Günay) 24 Kasım 1993 de öğretmenler gününde Balıkesir doğan Hande Erçel 26 yaşının içindedir. Son dönemde yaptırdığı estetik ameliyatlar ile önce çok tepki çekse de sonradan çok beğeni alan Hande Erçel üniversite eğitimini Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar bölümünde almıştır. Hande Erçel yurt dışında oyunculuk dersleri alarak kendini geliştirmiştir. İlk olarak Azerbaycan’da güzellik yarışmasına katılan tescilli güzel ikincilik kazanmış ve Çılgın Dershane Üniversitede filminden teklif almıştır. Filmde güzelliği ile Türk izleyicisinin beğenisini kazanan Hande Erçel daha sonra Güneşin Kızları dizisinde Selin Yılmaz karakteri ile gençlerin sevgi ve ilgisini yakalamıştır. Hande Erçel ilk büyük yükselişini ise bir yaz dizisi olan Aşk Laftan Anlamaz dizisinde hayat verdiği Hayat karkateri ile yaşamıştır. Daha sonra Siyah İnci dizisinin tutmaması ile bir hayal kırıklığı yaşan Hande Erçek daha sonra Halka dizisinde yer alsa da bu dizisi de tutmamıştır; ancak ünlü şarkıcı Murat Dalkılıç ile sevgili olan Hande Erçel popülerliğini korumayı başarmıştır.
Anne ve babasını Alpanların ailesine yaptığı saldırıda kaybeden Azize koca hayatta kardeşi Mert ile baş başa kalır. Ailesinin canice katledilmesini izleyen Melek intikamını kalbine gömer ve isim değiştirerek yeni bir hayata başlar. Azize ismi ile kurduğu hayatta mutludur ancak şimdi de Alpanlar yıllar sonra kardeşi Mert’e zarar verir. Azize intikam yemini eder ama Alpanlara hiç benzemeyen Alpan’ların yakışıklı oğlu Kartal’a aşık olur. Şimdi Azize amacına ulaşmak için bir de kendisi ile mücadele edecektir.
Tugay Mercan (Okan) 1982 İstanbul doğumlu olan deneyimli oyuncu Tugay Mercan Haliç Üniversitesi Tiyatro bölümü mezunudur. Oyunculuğa ilk olarak tiyatro ile başlayan Tugay Mercan Bakırköy Tiyatrosunda çalışmıştır. Suskunlar dizisinde hayat verdiği Zeki karakteri tanınan Tugay Mercan Muhteşem Yüzyıl Kösem ve Asla Vazgeçmem gibi çok büyük projelerde de önemli roller de yer almıştır. 2018 de ise Tv8’in Kızım dizisi kadrosunda yer alarak büyük çıkış yakalamıştır.
Okan Azize’nin babasının yakın arkadaşıdır. Azize’nin babası baş komiseriken Okan’da onun yardımcısıdır. Şehit düşen amirinin arkasından yetimlerine sahip çıkar ama Azize büyüdükten sonra Azize’ye aşık olmaktan kendini alamaz.
Mustafa Yıldıran (Balkan Alpan) Nisan 1980 de doğan Mustafa Yıldıran 39 yaşındadır. Mustafa Yıldıran Dokuz Eylül Üniversitesi Oyunculuk Bölümü mezunudur. 70 Kg olan Mustafa Yıldıran 178 cm uzunluğundadır. İlk olarak Filinta dizisi ile tanınan Mustafa Yıldıran Uğur Yıldıran’ın da abisidir.
Balkan Kartal’ın abisi Alpan ailesinin de büyük oğludur. Azize’nin babasını da Alpan acımasızca öldürmüştür. Bir polisi öldürmekten uzun yıllar hapis yatmıştır. ,Gençliği hapiste geçen yıllar sonra hapisten çıkmıştır ve şimdiki amacı Karakaya ailesinin de başına geçmektir.
Başak Daşman (Yıldız Alpan) Başak Daşman son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosuna Şivenaz Hatun karakteri ile dahil olmuş ve performansı ile çok büyük beğeni toplamıştır. 1981 yılında İstanbul doğan Başak Daşman 37 yaşındadır. Yüz Yüze ve Rüzgarın Kalbi dizileri ile ilk çıkışını yaşayan Başak Daşman asıl yükselişini ise Kara Ekmek dizisi ile yaşamıştır. Sadece oyuncu olarak dizi ve sinema piyasasında yapımcı ve yönetmen kimliği ile de tanınmaktadır.
Yıldız büyük bir aile olan Karakaya ailesinin kızıdır aynı zaman da Balkan’ın da karısıdır.
Çetin Sarıkartal (İskender Alpan) Çetin Sarıkartal son olarak Çukur dizisinde Paşa karakterine hayat vermiş ve çok sevilmiştir. Çetin Sarıkartal 1959 Ankara doğumludur ve Ankara Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı mezunudur. 60 yaşında olan Çetin Sarıkartal Türkiye’nin önemli tiyatrocularından biridir. Bir çok tiyatro oyununda yer almıştır.
İskender Alpan ailesinin babası yer altı dünyasının da en güçlü mafya babalarından biridir. İstanbul’da nam salmayı başarmıştır ve tüm İstanbul’u kontrol etmek istemektedir.
Selen Öztürk (Tuna Alpan) Selen Öztürk 1980 İzmir doğumludur ve 49 yaşındadır. Hacettepe Üniversitesi Tiyatro eğitimi alan Selen Öztürk uzun yıllar tiyatro da çalıştı ve büyük bir deneyim kazandı. 2011 de Muhteşem Yüzyıl kadrosunda yer alan Selen Öztürk büyük beğeni kazanmıştır. Daha sonra Benim Adım Gültepe ve Çilek dizilerinde de yer alan Selen Öztürk son olarak Payitaht Abdulhamid dizisi kadrosunda Seniha Sultan rolü ile yer almış ve 2019 da ayrılmıştır.
Tuna Kartal’ın halası ve İskender’in de otoriter kız kardeşidir. Alpan ailesinin iç işlerinden sorunlu olan Tuna’nın hayatta ki tek amacı başkasına anne diyen öz oğluna kavuşabilmektir.
Ufuk Şen (Hasan Alpan) Ufuk Şen denilince akla Küçük Gelin dizisi gelmektedir. 1980 de Bursa da doğan yakışıklı oyuncu Ufuk Şen Selçuk Üniversitesi’nde oyunculuk bölümü mezunudur. İlk olarak Tek Türkiye dizisi ile kendini gösteren Ufuk Şen Şefkat Tepe dizisinden sonra Küçük Gelin dizisinde hayat verdiği Devran karakteri ile çok sevilmiştir. Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Kudret olarak yer almıştır.
İskender’in sağ kolu olan Hasan Alpan ailenin silah gücünün başındadır. Ölen Hasan’ın oğludur. Karısı Gül’ü çok sevmekte ve değer vermektedir.
Zeynep Kızıltan (Gül Kızıltan) Zeynep Kızıltan denilince akıllara Cesur ve Güzel dizisinde hayat verdiği Hülya karakteri gelmektedir. Daha önce bir çok dizi de yer alan Zeynep Kızıltan daha sonra da Diriliş Ertuğrul gibi bir efsanesinde oynayınca artık ismi bilinen bir kadın oyuncu olmuştur. Zeynep Kızıltan 1985 Ankara doğumludur ve 34 yaşının içindedir. Hacettepe Üniversitesi tiyatro mezunudur.
Gül Hasan’ın eşidir. Kaynanası Aynur’la birlikte müştemilatta ki mutfak işlerine bakar. Aynur ile Gül pek anlaşamazlar, aralarında tatlı bir çekişme vardır. Gül’ün oğlu muhtemelen Balkan’dan olmadır; Balkan ile Gül’ün yıllar önce bir yasak ilişkisi olmuş sonrasında da gül Hasan ile evlendirilmiştir. Askerde ki oğlan Balkan’ın oğludur.
Efekan Can (Kuzey Alpan) Efekan Can Ufak Tefek Cinayetler dizisinde Serhan’ın gençliğini oynaması ile ünlendi. Efekan Can 1994 yılında Bilecik de dünyaya gelmiştir ve 25 yaşındadır. Bilecik Üniversitesi İşletme Bölümünden mezunun olan Efekan Can İstanbul Üniversitesinde yüksek lisansını eğitimini bitirmiştir. Atölye Craft’ta oyunculuk eğitimi alan Efekan Can yakışıklılığı ile dikkat çekmiştir. Sporu çok seven ve sporla birlikte solist olarak da hayatını kazanan Efakan Can gitar ve piyanoda çalmaktadır.
Kuzey Yıldız ve Balkan’ın oğludur. Hem İskender’in tek veliahtı hemde Barbaros Karakaya’nın tek torunudur. Babası Balkan’dan nefret etmektedir. Hassas bir gençtir.
Ece Miray Okur (Selin Alpan) Selin Yıldız ve Balkan’ın kızıdır. Abisi Kuzey’i ve amcası Kartal’ı çok sevmektedir. Akıllı bir kızdır. Babası ile hiç bir bağı yoktur; hapisteyken hiç görüşmemiştir.
Asuman Çakır (Aynur Alpan) Asuman Çakır 1964 Antalya Doğumludur ve 55 yaşındadır. İstanbul Belediye Tiyatrosu Konservatuvarında oyunculuğu seven ve eğitim alan Asuman Çakır Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinden mezun olmuştur. Son olarak Erkenci Kuş dizisinde Aysun karakteri ile yer almıştır. Daha önce Unutma Beni ve Ötesiz İnsanlar gibi dizilerin kadrosunda yer almış bir tiyatrocudur.
Aynur İskender’in ölen abisi Hasan’ın eşidir. İskender’in sağ kolu Hasan’ın da annesidir. Müştemilattaki işlerin ve mutfağın başındadır.
Ceylan Batı (Ceyda Alpan) Ceyda İskender’in son çocuğudur. Zorbazorların oğlu ile nişanlı olsa da Orhan’a aşıktır. Bu durum babası ile arasını açacaktır.
Galip Erdal (Cevat Zorbazor) Galip Erdal hem tiyatro ve dizi oyuncusu aynı zamanda da çok önemli bir seslendirmendir. 1966 da Adada’da doğan yetenekli oyuncu 53 yaşındadır. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro mezunu olan Galip Erdal Trabzon da Devlet Tiyatrosu Müdürlüğü yapmıitır. Özellikle Kurtlar Vadisi dizisi ile tanınan Galip Erdal mafya dizilerinin bir çoğunda er almıştır. Son olarak Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisi kadrosunda da yer almıştır.
Cevat da İstanbul’un büyük mafyalarından biridir. İstanbul’da onu tanımayan yoktur.
Duygu Sarışın (Asya) Duygu Sarışın denilince akla tabi ki sevgilisi Çağatay Ulusoy gelmekte. 24 Kasım 1987 de İzmir’de doğan Duygu Sarışın 32 yaşındadır. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi oyunculuk bölümü mezunu olan güzel oyuncu oyunculuk deneyimini ise İzmir Devlet Tiyatrosunda kazanmıştır. 2017 yılına damga vuran Duygu Sarışın Ufak Tefek Cinayetler dizisinde hayat verdiği Burcu karakteri ile Türkiye’nin tanınan isimlerinden biri olmuştur. 1.70 boyunda ve 56 kilo olan Duygu Sarışın 2011 yılında Cennetin Sırları dizisi ile televizyona geçmiştir.
Asya Gündoğan Mafya ailelerinin içindeki tek kadın liderdir. Mafya liderlerinden en genci olan Asya Kartal ile çok samimidir. Kartal Asya’yı kendine yakın hisseder ve Asya’nın kendini anladığını düşünür ancak Asya Azize ve Kartal aşkının önündeki en önemli engeldir.
Taha Baran Özbek Taha Baran Özbek bizim hayatımıza Bir Litre Gözyaşı dizisi ile girdi ve sevildi. Daha sonra Dip isimli internet dizisinde ve Bizim Hikaye dizisi kadrosunda da yer alan Taha Baran Özbek yakışıklılığı ile dikkat çeken bir genç oyuncudur.
Gül ve Balkan’ın oğlu. Babasını Hasan olarak bilmektedir. Askerdedir.
Cenk Kangöz (Osman TARVAN) Cenk Kangöz 1974 yılında İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır ve 45 yaşının içindedir. Daha önce Kurtlar Vadisi Pusu, Fatmagül’ün Suçu Ne? ve Medcezir gibi dizilerin kadrosunda yer alan Cenk Kangöz son yıllarda ise Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve Diriliş Ertuğrul dizisilerinde yer alarak büyük başarı göstermiştir. Cenk Kangöz son olarak 2018 de Vurgun dizisi kadrosunda yer almış ve Hiram karakterine hayat vermiştir ama dizisi tutmamıştır.
Osman kiloları ile başı dertte ilen önce midesine kelepçe taktırmış sonra da Londra’da saç ektirmiş bir mafya babasıdır. Masa da bürokratik işler Osman’dan sorulur. Çözemeyeceği iş; bulamayacağı adam yoktur. Yabancı istihbaret servisleri ile de çalışır. Osman’ın İskender Alpan’a vicdan borcu vardır. Osman her şeye rağmen gizlice Barbaros Karakaya’ya da çalışmaktadır. Çünkü Barbaros, Osman’ı sırrıyla tehdit etmektedir.
Mustafa Avkıran (Barbaros) Mustafa Avkıran denilince akıllara Yeni Gelin dizisi gelmektedir. 1963 Gaziantep doğumlu olan Mustafa Avkıran Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunudur. İlk olarak İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışan Mustafa Avkıran sayısız sinema filmi ve tiyatro oyununda yer almıştır. 56 yaşında olan Mustafa Avkıran’ı eski izleyiciler Kınalı Kar dizisi ile tanır. Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman Çocuk Fragman Güvercin Fragman Ferhat İle Şirin Fragman Sevgili Geçmiş Fragman Aşk Ağlatır Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.11.19 12:45 fragmanlife Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi

Mesti Ask Filmi Oyunculari ve Vizyon Tarihi Yönetmenliğini Hasan Fethi’nin üstleneceği Mevlana’nın hayat hikayesinin anlatılacağı Mesti Aşk filmi için hazırlıklar sürüyor. Başrollerini İbrahim Çelikkol, Hande Erçel ve Bensu Soral’ın paylaştığı Mesti Aşk filmi 2020’nin şimdiden en çok merak edilen vizyon projelerinden biri oldu. Daha önce bir çok dizi de başrol oynayan ve şimdilerde Azize dizisi ile ekranlara gelmeye hazırlanan Hande Erçel’in ilk film projesi olacak.
Mesti Aşk Filmi Konusu Mesti Aşk filminde Mevlana’nın hikayesi çok farklı bir bakış açısı ise İranlı bir yönetmen tarafından anlatılacak. Mesti Aşk filminde bilinenden çok farklı bir Mevlana profili olacağı konuşuluyor.
Mesti Aşk Filmi Vizyon Tarihi Mesti Aşk Filmi 2020 de vizyonda olacak. Okuma provaları başlayan filmin çekimlerine ise kısa zaman içinde başlanacak ve 2019 kasım ayında tahmini olarak çekimler tamamlanmış olacak ve montaj çalışmalarına başlanacak.
Mesti Aşk Oyuncuları Bensu Soral Son olarak Organize İşler 2: Sazan Sarmalı filminde Yılmaz Erdoğan ile birlikte rol alan ve özellikle İçerde dizisinde hayat verdiği Melek karakterinden sonra büyük çıkış yakalayan Bensu Soral şimdide Mesti Aşk filminde baş rolde yer alacak. İlk olarak 2015 yılında yer aldığı Tatlı Küçük Yalancılar dizisi ile tanınan ve dizi de hayat verdiği Aslı karakteri ile çok sevilen Bensu Soral oyunculuğa ise 2012 de Yol Ayrımı dizisi ile başlamıştı. 2 Şubat 1991 de Yeşil Bursa’da doğan Bensu Soral 2019 yılı itibari ile 28 yaşının içindedir. r. Marmara Üniversitesi Grafik Bölümü mezunu olan Bensu Soral oyuncu Hande Soral’ın da kardeşidir. 1.63 boyu ve 55 kilo olan Bensu Soral güzelliği ile bir çok izleyiciyi kendine hayran bırakmaktadır.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Hande Erçel 24 Kasım 1993 doğumlu olan güzel oyuncu Hande Erçel 26 yaşındadır ve aslen Balıkesirlidir. 2019 da kasım ayında yayınlanacak Azize dizisinde Azize karakterine hayat vermek için hazırlanan Hande Erçel daha son dönemlerin en ünlü kadın başrol oyuncularından biri olmuştur. 2018 de Halka dizisi ile büyük çıkış yakalayan Erçel her ne kadar ününe ün katsa da yer aldığı projelerin hiç biri sezonu tamamlayamamıştır.
Mimar Sinan Üniversitesinde Güzel Sanatlar eğitimi alan Hande Erçel bir çok eleştirmen tarafından oyunculuğunun eleştirilmesi sonrası yurt dışında oyunculuk dersleri bile almıştır. Güzelliği ile lise döneminden itibaren dikkat çeken Hande Erçel Çılgın Dershane Üniversitede filmi ile kendini göstermiş ve yapımcıların radarına girmiştir. Hande Erçel’in en büyük çıkışı ise Güneşin Kızları dizisinde hayat verdiği Selin karakteri olmuştur. 2017 de Aşk Laftan Anlamaz isimli dizi de Burak Deniz ile partner olan Hande Erçel daha sonra Siyah İnci dizisinde Talgahan Sayışman ile yer almıştır. Murat Dalkılıç ile ilişkisi olduğu bilenen güzel oyucu Azize ve Mesti Aşk dizisi çekimlerini aynı zamanda gerçekleştirecektir.
İbrahim Çelikkol (İskender) 2019 da Evim dizisi ile izleyicisi karşısına çıkmaya hazırlanan İbrahim Çelikkol Mesti Aşk dizisinden gelen teklifi de reddetmedi ve iki projenin çekimlerini de aynı anda yürütmeye karar verdi. 1982 de Kocaeli doğan 37 yaşında ki İbrahim Çelikkol zamanın hızlı basketbolcularındandır. Basketbolda milli seviyeye ulaştıktan sonra mankenlik teklifi alan İbrahim Çelikkol bir dönem modellik yapmış ve bu dönemde yapımcıların dikkatinden kaçmamıştır. Uzun boyu ve kaslı fiziği ile aksiyon filmlerinin aranan ismi olan İbrahim Çelikkol Osman Sınav’ın kendisini keşfetmesi ile ünlü olmuştur. İlk olarak Pars Narkoterör isimli polisiye filmde yer alan ve çok beğenilen oyuncu daha sonra Merhamet dizisinde erkek başrol de yer alarak artık herkes tarafından tanınan bir oyuncu olmuştur. 2017 de Seddülbahir 32 Saat’te ve 2018 de Siyah Beyaz Aşk dizisinde yer alan İbrahim ÇELİKKOL son olarak Muhteşem İkili dizisinde yer almış ama dizisi tutmamıştır. Mihre Mutlu ile evlidir.
İskender devletine milletine ve geleneklerine bağlı bir komutandır. Hz. Mevlana ile tanıştıktan sonra İrfani aşk yolunda büyük çelişkiler yaşayan İskender, aslında en büyük savaşı kendi ile vermektedir.
Boran Kuzum (Alaeddin) 1 Ekim 1992 de Ankara doğumlu olan Boran Kuzum 27 yaşındadır. Vatanım Sensin’in dizisinin yıldızı Leon karakteri ile büyük çıkış yakalayan Boran Kuzum 0İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı tiyatro bölümü mezunudur. ilk olarak 2015 de Analar ve Anneler dizisi ile ekranlara çıkan Boran Kuzum 2016’da ise Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde yer almıştır. 2017 de ise Cingöz Recai filminde yer almıştır. Boran Kuzum son olarak Şahin Tepesi dizisinde Efe karakteri ile yer almıştır.
Alaeddin Mevlana ve Şems’in kaderini belirleyen genç bir adamdır.
Burak Tozkoparan
1992’de İstanbul doğumlu olan yakışıklı oyuncu Burak Tozkoparan şuanda 27 yaşının içindedir. Vodafone Liseler Arası Müzik Yarışması ile dikkatleri üzerine çeken Burak Tozkoparan anınmıştır. Okan Üniversitesinde Sinema ve Televizyon eğitimi almıştır. Oyunculuğa başlamadan önce baterist olarak sanat icra etmiştir; ilk ekran deneyimini ise Paramparça dizi olmuş dizinin deneme çekimlerinde dizinin yönetmen ve yapımcısını kendisine hayran bırakmıştır. 2016 da Hesapta Aşk filmi ile ekranlara çıkan Burak Tozkoparan 2017 de Kırgın Çiçekler dizisinde hayat verdiği Ali karakteri ile tanındı. Son olarak Sesinde Aşk Var dizisinde Rüzgar karakteri ile yer almıştır.
Selma Ergeç
1 Kasım 1978 Almanya doğumlu olan Selma Ergeç 41 yaşının içindedir. Çok zeki bir kız olan Selma Ergeç Tıp okurken model olmak için eğitime ara vermiş ve manken ve dizi oyuncusu olmaya karar vermiştir. Asi dizisinde Defne karakterine hayat vermiştir. Son olarak Muhteşem Yüzyıl dizisinde Hatice Sultan’a ve Gönül İşleri Saadet karakterine hayat vermiştir. Selma Ergeç son olarak Yaşamayanlar isimli internet dizisinde Karmen karakteri ile yer almıştır.
Parsa Pirouzfar
Parsa Pirouzfar 13 Eylül 1972 İran Tahran doğumludur. 47 yaşında olan Parsa Pirouzfar Türk İran yapımı Aşk Sarhoşu filminde yer almıştır. Parsa Pirouzfar Aşk sarhoşu filminde Hande Erçel ile başrolde yer almıştır. Oyunculuk dersler vermekte ve tiyatro ile ilgilenmektedir. Aynı zamanda da ressamdır.
Shahab Hosseini
Shahab Hosseini İranlı bir aktördür. 1974 doğumludur ve 45 yaşındadır. İlk olarak radyolarda Dj olarak çalışan Shahab Hosseini psikoloji, eğitimini bırakmakmış ve oyunculuğa baş koymuştur.
Benzer Konular Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri Trt 1 Kore Dizisi Hapishanedeki Çiçek Oyuncu Kadrosu ve Karakterleri 18 Kasım 2019 Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? Azize Asya Kimdir? Duygu Sarışın Kimdir? Kaç Yaşında? 17 Kasım 2019 Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) Kurşun Kerim Paşa Kimdir? (Ünal Silver) 15 Kasım 2019 İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında İkimizin Yerine Yeni Ganga (Aasiya Kazi) Kimdir? Aasiya Kazi Nereli Kaç Yaşında 13 Kasım 2019 Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri Can Borcum Dizisi Oyuncuları Kadrosu ve Karakterleri 9 Kasım 2019 Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu Azadlık Saka Oyuncuları Kadrosu 9 Kasım 2019 Yorum yaz Adınız Yorumunuzu buraya yazabilirsiniz. Bıçak Sırtı Dizisi Oyuncuları Karakterleri Kadrosu (Kanal 7 Swaragini)
Kanal 7 sonunda 2019 2020 yeni sezonunda yayınlayacağı yeni Hint dizisinin detaylarını paylaştı. Sev Yeter dizisinden sonra eski dizilerin tekrarı ile devam eden Kanal 7 yeni dizisi Bıçak Sırtı ile ekim ayında izleyicisi karşısına çıkacak. Hindistan’da Swaragini ismi ile Hindistan’da 2 Mart 2015 – 14 Aralık 2016 tarihleri arasında 30 dakikadan 469 bölüm yayınlanan Swaragini dizisi Türkiye’de 90 dakikadan toplamda 156 bölüm yayında olacak.
Bıçak Sırtı Dizisi Konusu
Bıçak Sırtı dizisinde Swara ve Ragini isimli iki kızın hikayesi anlatılacak. Swara ve Ragini bir birlerinden çok farklı iki kızdır. Swara modern ve hayat dolu bir kızdır şarkı söylemeyi çok sever; Ragini ise Swara’nın tam tersi oldukça içine kapanık ve geleneklerine aşırı bağlı bir kızdır. Swara ve Ragini çok iyi anlaşan iki iyi arkadaş olsalar da aileleri bir birlerini hiç sevmezler ve her fırsatta kavga ederler. İlerleyen bölümlerde bu kavganın nedeni de anlaşılır Swara’nın annesi ile Ragini’nin babası gençliklerinde bir birlerine deliler gibi aşıklarmış ama kavuşamamışlar. Diğer taraftan iki kız olur da bir erkek olmaz mı? Lakşiya bu iki kızın sevdiği yakışıklı adam. Lakşiya Swara ve Ragini arasında kalacak ve seçim yapmakta zorlanacak. İşte bu üçlü arasında ki aşk Bıçak Sırtı dizisinin konusu oluşturacak. Hint dizisi olur da aşk, ihtiras entrika olmaz mı? Hepsi fazla fazla var.
Bıçak Sırtı Oyuncuları Helly Shah (Swara Sanskaar Maheshwari) Helly Shah 7 ocak 1996 Hindistan doğumludur. 14 yaşında ekranlara çıkmaya başlayan Helly Shah Alaxmi ve Gulaal gibi Hint dizilerinde çocuk oyuncu olarak yer alsa da asıl tanındığı dizi ilk defa baş rolü paylaştığı Swaragini dizisi oldu. Üç yıldır Devanshi isimli Hint dizisinde kadın başrol oyuncusu olarak yer almaya devam etmektedir.
Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar Kuruluş Osman Nerede Çekiliyor? Dizi Seti Nerede? İşte Detaylar
Swara Lakşiya’ya aşık hayat dolu cıvıl cıvıl bir kızdır. Rahat bir ailede yetişen Swara geleneklerini çok takmaz. O daha çok şarkı söylemeyi eğlenmeyi ve aşık olmayı sever. Açık fikirli bir kız olan Swara aynı zamanda çok da duygusaldır.
Tejaswi Prakash Wayangankar (Ragini Lakshya Maheshwari) Tejaswi Prakash Wayangankar 10 haziran 1992 Arabistan doğumludur. Eğitimini müzik üzerine almasına rağmen güzelliği ile dizi yapımcılarının dikkatini çekince dizi oyuncusu olmaya karar verdi. 163 cm boyu olan güzel oyuncu 55 kg’dır. En çok tanındığı dizi ise ilk kez başrol olarak yer aldığı Swaragini dizisi olmuştur.
Ragini geleneklerine çok bağlı içine çık kapanık bir kızdır. İçine kapanık olduğu için aklında çok fazla aşk yoktur ama mahallede Lakşiya isimli genci görmesi ile onunda kalbine aşk ateşi düşer. Marwar’lı bir kız olan Ragini maruz kaldığı entrikalara rağmen iyi niyetini korumayı başaracak kadar da saftır.
Ragini zengin bir velet olan Lakşiya’ya aşkını itiraf eder ama Lakşiya onu rezil eder. Lakşiya da Ragini’nin kız kardeşim dediği Swara’ya aşıktır.
Namish Taneja (Lakshya Durga Prasad Maheshwari) Namish Taneja 11 Eylül 1994 Hindistan doğumludur ve 25 yaşındadır. Şans eseri Delihi’den Mumbai’ye geldiğinde bir film seti ile karşılaşan Namish Taneja seçmelere katılınca ünlü olmayı başarmıştır. Ekk Nayi Pehchaan isimli ünlü Hint dizisi ile oyunculuğa başlayan Namish Taneja Swaragini dizisi ile hem Hindistan’da hemde Dünyada tanınan bir yetenek haline gelmiştir. 175 cm ve 70 Kg’dır.
Laksiya yakışıklı ve hayat dolu bir gençtir. Zengin bir şımarık çocuğudur ama ailesinde her şeyin bir kuralı vardır. İki farklı yüzü vardır biri ailesinin yanında biri de dışarıda. Aslında ne evini ne de dikdatör babasını seviyor. Sonunda babasına karşı gelir. Swara’yı seviyor ama Lakşiya’yı da Ragini seviyor.
Varun Kapoor (Sanskaar Ram Prasad Maheshwari) Varun Kapoor 1987 28 Ağustos doğumludur. 32 yaşında olan yakışıklı oyuncu Hindistan’ın Türkiye’de en çok tanınan başrol oyuncularından biridir. Türkiye’de en çok İki Yabancı isimli dizii ile tanınmıştır. Aslında mühendis kafasına sahip olmasına rağmen oyunculuk yetenekleri ile de çok dikkat çekmiş ve oyuncu olmaya karar vermiştir. Evli olan Varun Kapoor 2018 de Savitri Devi College and Hospital dizisinde de başrol oynamış ve dizisi Hindistan da çok izlenen bir doktor dizisi olmuştur.
Sanskar yakışıklı bir adamdır. Diziye sonradan dahil olacak ama entrikaların merkezinde yer alacaktır. Aslında çok kötü bir geçmişi var. Dini başka bir kız sevdi ailesi ya biz ya o kız dedi. Sasnkar kız arkadaşını seçti ve ailesinden atıldı. Sonra da eşi yani sevdiği kız kollarında öldü.
Nagesh Salwan (Durgaprasad Maheshwari) Lakşiya’nın babası marwari topluluğu başkanı. Kuralları olan sıkı bir adam. Gerçekleri öğrendiğinde evi terk edecek ama geri de dönecek.
Akanksha Chamola (Parineeta Maheshwari) Adarsh’nın karısı
Alka Kaushal (Parvati Gadodia) Alla Kaushal 2 Eylül 1969 Hindistan doğumludur. 50 yaşındaki tecrübeli oyuncu çok sayıda dizi ve filmde rol almıştır. Biz onu Kanal 7 de yayınlanan Zor Sevda dizisinden tanıyoruz. Oyunculuğun yanı sıra yapımcı olarak da görev almıştır. Alka Kaushal tv yapımcısı ve yönetmeni Ravi Kaushal ile evlidir.
Şhekar’ın annesi. Dini duyguları güçlü bir kadın. Shekhar ve Sharmishta’nın düğüne karşı çıktı ve onu durdurmak için her şeyi yaptı ama başarısız oldu. Her dizide bir fitne olur ya! İşte fitnenin başı bu kadın. Ragini ondan çok korkmaktadır. Dadima olarak da atlandırılmaktadır.
Sachin Tyagi (Shekhar Gadodia) Oyuncu ve aynı zamanda şarkıcıdır. Orta sınıf bir ailenin çocuğu olarak Hindistan’ın Merut kentinde dünyaya gelmiştir. Onu ünlü yapan dizi 2015 yılında yayınlanan Swaragini dizisi olmuştur. Sachin burada Şekar rolünü oynamıştır. Sachin evlidir.
Swara ve Ragini’nin babası. sakin bir adam. gençken Sharmishta’yı sevdi, ancak farklı dinlerde olduğu için Sharmishta ailesi tarafından kabul edilmedi. Cesaret edemedi ve sevgisinden vazgeçerek Ragini’nin gençken öldüğü annesinin annesi ile evlendi. Swara’nın gerçek kızı olduğundan habersiz. Ancak Sumi gerçeği söylediğinde Swara babasının Şekar olduğunu öğrenecek. Swara Şekar ile Sumi’yi bir araya getirmek isteyecek ancak Dadima buna engel olacak. Söylediği yalanlara Ragini inanacak.
Tanima Sen (Shobha Bose) Sharmishtha’nın annesi. Shekhar-Sharmishta’nın evliliğini tam bir yürekle kabul etti ve Swini gibi Ragini’yi seviyor. Parvati’yi genelde o kontrol eder. Gerçekçi bir insan, Swara’nın büyükannesi.
Parineeta Borthakur (Sharmishtha Gadodia) Swara’nın annesi ve Ragini’nin üvey annesi. Annesi ve kızının etrafında hayatı geçen bir kadın. Gençken Shekhar i aşıktı ve onunla yattı ve Swara’ya hamile kaldı.Shekhar’ın ailesi karşı çıkınca ilişkileri yarım kaldı Hala Shekhar’a karşı hisleri var. Dizide Sumi olarak biliniyor.
Shalini Kapoor Sagar (Annapurna Maheshwari) Durgaprasad ve Lakshya’nın annesi. Çok tatlı bir kadın. Kocasına karşı gelemediği için çok acı çekmeye mahkum bir anne. Oğulları ve kocası arasında kalır.
Abhijit Lahiri(Deendayal Gadodia) Şekar’ın babası
Amar Sharma (Ram Prasad Maheshwari) Amar Sharma 1980 doğumludur ve 39 yaşındadır. İkimizin Yerine dizisinde de oynamıştır.
Durgaprasad’ın küçük kardeşi.
Tarun Singh (Adarsh Durga Prasad Maheshwari) Durga Prasad’ın büyük oğlu
Soni Singh (Urvashi Maasi) 1984 Mumbai doğumludur 35 yaşının içindedir. Ünlü bir Hint televizyon oyuncusudur.
Swara’dan ve annesi Sharmishta’dan nefret eder Ragini’nin annesinin hayatını mahvettiğini düşünüyor. Her fırsatta Swara’ya karşı planlar ve planlar yapar.
Roop Durgapal(Kavya Malhotra) Roop Durgapal İkimizin Yerine dizisinde de oyuncu olarak yer almıştır. Hindistan Mumbai doğumludur. 15 Ekim 1988 de doğmuştur ve 31 yaşındadır 160 cm boyundadır.
Lakshya’nın eski sevgilisidir. Kavya ile Ragini’den intikam almak için evlendi.
Nikita Sharma (Kavita) Kavita, Sanskaar’ın uzun süredir komada olan eski sevgilisidir. İyileştiğinde Sanskaar’ın Swara’yı sevmeye başladığını gördüğünde geri çekilir.
Bıçak Sırtı Tanıtım Fragmanı Yasak Elma Fragman Kadın Fragman Bir Zamanlar Çukurova Fragman Elimi Bırakma Fragman Kuruluş Osman Fragman Hercai Fragman Mucize Doktor Fragman Çukur Fragman Kuzey Yıldızı Fragman Dizi Fragmanlar Yeni Fragmanlar Sesli Chat Zalim İstanbul Fragman Benim Adım Melek Fragman Arka Sokaklar Fragman
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.10.23 23:46 furkantopal KGB'nin devam edeceğinin garantisi ve KGB tarihinin uyandırdığı hislere dair

Şimdi bu üstteki "KGB Tarihi" flairina tıkladığınızda gerçekten geçmişe, bize, bu oluşumun tarihine bir yolculuk yapıyorsunuz.
Bu aslında çok uzun hikaye ama üzerinde biraz bir şeyler yazma gereksinimi hissetmedim değil, çünkü bende çok farklı hisler uyandırdı. "Tüm bunlar nasıl oldu?" dedirtti, kendime bir dışardan baktım, anası babası ayrı tek başına bir şeyler yapmaya çalışan, o zamanlar için konuşmak gerekirse "20'li yaşlarına yeni girmiş bir genç nasıl bu kadar insanı bir arada toplamayı başardı?" diye sordum.
Bu grup buralara gelene kadar benle olduğu süreden çok bensiz oldu, kurucusu olsam da farklı sebeplerden dolayı gerçekten de başında durduğum süre başında durmadığım süreden daha azdır. Hep moderatörlere vs emanet edip bi kaybolma durumum oldu farklı sebeplerden dolayı. Şimdi 2015-2016 zamanlarından beri aslında ilk defa bu kadar başında durabildiğim için bi yeniden șahlanmaya doğru gidiyoruz. Fakat tabi özel durumum olmasaydı emin olun bu çok daha hızlı ve efektif olurdu, ama böyle de underground ve samimi zaten, sıkıntı yok. Ben memnunum. Hem de çok memnunum.
Bazen düşünüyorum hani çünkü hep bi enkaz toparladığımdan ve şimdiki zamanın görüntüsü insanın zihnini yanılttığından "Geçmişte de o kadar büyük değil miydik acaba?" gibisinden bi şüpheye düşer gibi oluyorum, ama hayır, biz KGB olarak gerçekten piyasanın amına koyduk. Şu 'KGB Tarihi' flairında gezinince beynimde flashbackler çaktı harbiden. Yolu KGB'den geçmeyen veya KGB'yi duymayan çok az ünlü var. Zirve youtuberlardan, zirve instagram fenomenlerine kadar KGB'nin içinde olan çok insan vardı, hatta televizyon kanallarında çalışan üyelerimiz KGB'ye selam yollatırdı, KGB'ye 500binden fazla katılma isteği olduğundan kim bilir daha kimlerin isteği kabul edilmedi. Zaten sosyal medyadaki büyük mizah sayfası adminlerinin nerdeyse hepsi tanır beni de burayı da. Bilenler bilir, 2016 yılında bir çılgınlık yapıp 100 bin kişinin isteğini kabul edip gruba almıştım. Çılgın rakamlar değil mi? İsteği silinen 500 bin kişiden öncesinde de bi 200 bin insan daha kapının dışında kalmıştı, ve gruba o kadar çok katılım isteği vardı ki Facebook buga giriyordu, grup yöneticilere falan gözükmez olmuştu uzun bir süre isteklerden dolayı. Şu an Facebook'ta duvarı kapalı olan yedek grupta hala 100 bin civarı istek olduğunu tahmin ediyorum. Ama şahsi sosyal medya hesaplarımı şu an aktif olarak kullanamam burdakilerin bildiği benim malum sebeplerimden dolayı.
İtiraf etmek gerekirse o zamanlar bunun bir başarı olduğunun farkında değildim. Hatta bu gruptan nefret ettiğim zamanlar da oldu. Kişisel olarak darlanmaktan nefret eden bir insan olarak her Allah'ın günü yüzlerce mesaj gelmesinden bunalmıştım. Bir de zirvede olduğun zaman etrafın yavşaklarla doluyor, kimin dost olmak için kimin rant sağlamak için sana yaklaştığını ayırt etmek zorlaşıyordu. Birçok mesaja, artık öncesinde kaç mesajla boğuşmușsam, nasıl daralmışsam, gereksiz küfürler yağdırarak cevaplar verdiğim de çok olmuştur. Başkasının yerimde olsa prim yapmak için daldan dala atlayacağı fırsatlar doluyken ben hoşuma gitmeyen insanlarla çalışmadım, samimi bulmadığım işleri yapmadım. Burda bana kimlerin kimlerin birlikte video çekmek için, bir şekilde bi proje yapmak tekliflerde bulunduğunu açıklamayacağım etik ve kendi karakterim gereği ama ben başkasının yerimde olsa direkt zıplayacağı insanları reddetmiş adamım. Buna ego diyenler de oldu, benim için zor insan diyen de oldu, ama sadece kafa yapımın uyuştuğunu düşünmediğim, açıkçası seviyemde görmediğim insanlardı bunlar. Hala da öyle zaten çoğu kendisini geliştirmiş değil.
E tabi işin üzücü yani şimdi bana insanlar şunu diyor, "Senin adam ettiklerin, senin götünde dolaşanlar şimdi şu kadar şu kadar takipçiye sahip" gibisinden, veya "Senin kurduğun, yarattığın konseptle adamlar şu kadar takipçi yapıp paranın amına koyuyor, hatta senin sayfanın fakesinin 2 buçuk milyon takipçisi var, bi storyden binlerce lira kazanıyorlar, senin içinde olduğun duruma bak." diye. Ben de hep diyorum ki "Ürün benim. Kendi hayatıma kavuştuğum zaman yine yaparım." ve gerçekten de hep böyle görüyorum. Çünkü bunun kaynağı özgünlükten gelir, ve özgünlük sadece doğuştan bir yetenekle ortaya çıkmaz, bu özgünlüğe kavuşmak için aynı zamanda sıradıșı bir hayat ve çok farklı şeylerin tecrübesi, bilgi birikimi gerekir. Ve bunun insanlara aktarımında ise dürüstlük ve samimiyet gerekir, o da karakter özelliğidir. Hala da gerçek bu zaten yani ürün benim, o yüzden aşırı derecede bi içerleme durumu yok. Ama tabi ki de hak ettiğimin bu olmadığının ben de farkındayım.
Buna sebep olan şeyler var:
Birincisi Türkiye'nin en yüksek erişimli sayfasının (20,5 milyon haftalık erişime ulaşmıştım) kurucusu olmuşken, sayfamın haksız yere kapatılması.
İkincisi bana hükümeti eleştirdiğim için, elimin altındaki kitleyi, ülkede tüm vatandaşları ilgilendiren iğrenç gelişmeler yaşanırken beyaz Türk'lük yapmayıp her şeyi açık açık ne düşünüyorsam ve gerçek neyse onları yazıp insanları bilinçlendirme misyonunu kendime yüklediğim için devletin bana dava açması ve trajikomik bir şekilde fetö propagandası yapmak suç isnadıyla bana sorușturma açılması.
Sayfamın kapanmasından dolayı hevesimi kaybetmem, sevenlerim çoğunlukta olmasına rağmen haterlarımın sürekli olarak bir şekilde beni aşağılama çabaları (OGB, BGY gibi gruplar zaten KGB'den banlananlardan ve bana haterlık yapanlardan oluşuyordu, oldlar bilir BGY grubunun ilk 1.5 senesinde Furkan Topal haterlığı en popüler şeylerden biriydi ve gerçekten çok aşırıydı, bunu ilerleyen yıllarda en son ateşkes yaparak halletmiştik) bende gına getirmişti ve tüm her şeyin üst üste gelmesi bende gerçekten sosyal medyaya karşı bir mide bulantısı yaratmıştı. Reel hayatım o zamanlar yine çok çalkantılıydı ve sanalda lord olup reelde evsiz, ailesiz, parasız şehir şehir gezdiğim psikoloji bozan bi sürece de girmiştim. Tamamen bi kaosun içinde tek başımaydım.
Sonrasında bir de benden beklenmeyecek bir şey olmasına rağmen bir de aşık oldum, tamamen reel hayatı yaşamaya koyuldum ve bu süreçte ticaretle, pazarcılıkla, alakam olmayan geri plandaki işlerle uğraştım, yaklaşık iki sene de bu şekilde geçtikten sonra, ki kız arkadaşımla ilişkim devam ederken bile tutuklanmıştım o üzerime açılan soruşturmadan dolayı iki kere alıkonulmuștum, nezaretlik falan olmuştum, savcı hepsinde serbest bıraktı, sevgilimle ayrıldık, ağır bi depresyonun ardından müziğe tekrar çok keskin bir dönüş yapmak üzereydim ki üstüne bir de hapse düştüm. Bir senem de hapiste geçti. Ama öncesi (hapis kararının kesinleşmesiyle girmem arasında yaklaşık 5 ay var) ve sonrası (hapisten çıktım ama normal şekillerde değil, o yüzden tam anlamıyla özgür değilim bu ülkeden gitmeden ve 5 aydır durumdayım) totalde iki seneyi buluyor. Bu arada söylemeyi es geçtim ve kimse bunu bilmez ama bu kadar dökülmüşken şunu da itiraf edeyim, bu süreçte ben 12 yaşındayken bana konulan ve o zamanlar tedavi görüp atlattığım ileri derecede obsesif kompulsif bozukluğum yıllar sonra hiç olmadığı kadar tetiklendi ve bir de dışarıdaki hayatla mücadele ettiğim yetmiyormuş gibi kendi beynimle çok ağır bi savaşa girdim. Takıntılarım azdı ve çok kez çıldırdım gerçekten. Bunu sadece bu hastalığa sahip olanlar anlayabilir. Sinirin, gerginliğin, üzüntünün, kafayı yemelerin, bitikliğin zirvelerinde dolaştım. (İşte zaten bana öyle geliyor ki ben bu yüzden özgün mizah yapabiliyorum ve müzik konusunda doğuştan yeteneğimin yanısıra kafamın içinde bu yüzden insan ruhuna dokunabilen üretken bi beste makinası var, çünkü bende çok yaşanmışlık var.)
Anlayacağınız o kadar şey geldi ki başıma, zaten tam olamamış hayatım hepten karardı. Bunlar bana sürekli bir şeyler katmaya ve beni geliştirmeye devam ediyor, her ne kadar beni kemirmiș olsa da yaşadıklarım. İnsan olgunlaşıyor.
Size diyeceğim o ki, benim zaten zor şartlarda 21 Temmuz 2015'te yazın Mersin Erdemli'nin Harfilli köyündeyken kurduğum ve oradan da tüm Türkiye'ye ve hatta dünyanın farklı yerlerindeki Türklerle yayılan KGB, çetrefilli yaşantım, grubun kaotik tarihine rağmen ayakta kaldı, kanadı ama ölmedi, düştü ama yok olmadı, tüm bunlara rağmen bu grup her zaman orijinalliğini de, içerik yelpazesindekj genişliği de korudu, bizi güldürmekle kalmadı, gerçekten birleştirdi ve geliştirdi de, çok insanlar geldi geçti, has oldlar kaldı, benim safımda yer alanlar kaldı. İşte bu yüzden ben aslında 3 yıldır aktif olarak sosyal medyada boy göstermemiş olsam da, elimde kimsenin prim yapmak isteyeceği, gönderisini tutturup sayfaya çıkmak isteyeceği hiçbir dışarıya dönük sosyal medya gücüm kalmasa da, yıllar sonra, hapisten çıkıp kapalı olan orijinal KGB'yi açtığımda bi gönderimde binlerce insan toplandı, o grup kapandı, ben hapisteyken açılan küçücük bi yedek grupta buraya, reddit'e geçiyoruz dedim, ki o grup da üç gün sonra kapandı ama o üç gün içerisinde bakın 10bine yakın insan buraya geldi tek bir lafımla. İşte bunun sebebi insanların yüreklerinde bıraktığım izlerdir. Ve şimdi sayımız 20bin ve büyümeye devam ediyoruz.
Ben şahsi olarak çok git-geller yaşadım, bu grubu hayatımın merkezine bile koymadım belki yükseliş zamanlarımızda bile, ama burdaki insanların sadakati bir mizah grubundan gerçekten de fazlası. Ben ne kadar özgünsem, bu grup ne kadar özgünse, bu gruba ve bana karşı bu bağlılığa sahip olanlar da işte o kadar özgün.
Yaşadıklarımız değerliydi, ve yine değerli şeyler yaşamaya devam edeceğiz. Gönüllerimizde efsane olan bu ortam, işte bu zor şartlara rağmen hala ayakta, bir de tüm bu zorlukların içinden çıktığım ve hayatı yendiğim zaman bu grubun nerelere yükseleceğini ve bu grubu benimsemiş herkesin ne kadar gurur duyacağını bir düşünün. Gururlanın dostlar, gururlanın eyyy KGB'liler. Yer altında yine, yeniden bir efsane yaratıyoruz. İşte hala birlikteyiz. Yıllar sonra hala buradayız. Yıllar sonra yine burada olacağız. O yüzden şunu bilin ki, en kötü zamanlarında yıkılmayan bu yer, gelecekte ana siker ocak söndürür. Gururlanın!
submitted by furkantopal to KGBTR [link] [comments]


2019.08.02 11:49 Haberfutbol24 2 Ağustos 2019 Cuma Spor Haberleri

2 Ağustos 2019 Cuma Beşiktaş Haberleri
Beşiktaş'tan Ljajic ve Dorukhan Toköz hakkında sakatlık açıklaması!
Beşiktaş, dünkü sabah idmanında sakatlanan Dorukhan Toköz ve Adem Ljajci'in sağlık durumu hakkında açıklama yaptı.
Beşiktaş'tan yapılan açıklama şu şekilde:
Sakatlıkları nedeniyle antrenmana çıkamayan oyuncularımız Adem Ljajiç ile Dorukhan Toköz ‘ün yapılan muayeneleri ve çekilen MR’ları sonucunda sağ alt arka adale grubunda(soleus) grade 1 kas zorlanmaları meydana gelmiştir. Oyuncularımızın tedavilerine sağlık ekibimiz tarafından başlanmıştır.
Adem Ljajic ve Dorukhan Toköz'ün 2 hafta takımdan ayrı kalacağı öğrenildi.
Beşiktaş'ın Jamilu Collins için yaptığı transfer teklifi resmen açıklandı!
Sözleşmesi biten Adriano'yla yolların ayrılmasının ardından sol bek arayışlarına geçen Beşiktaş'ın Paderborn forması giyen Jamilu Collins için transfer teklifinde bulunduğu resmen açıklandı.
Sözleşmesi biten Adriano'yla yolların ayrılmasının ardından sol bek arayışlarına geçen Beşiktaş'ın Bundesliga'nın yeni ekiplerinden Paderborn'da top koşturan Jamilu Collins'le ilgilendiği iddia ediliyordu. Siyah Beyazlılar'ın 24 yaşındaki Nijeryalı futbolcu için yaptığı transfer teklifi ise dün resmen açıklandı.
Paderborn'un sportif direktör Martin Przondziono, konuyla ilgili olarak basın mensuplarına yaptığı açıklamada "Beşiktaş'tan bir teklif aldık. Ancak önerdikleri bonservis bedeli, beklentilerimizin çok altında olduğu için konuşmaya bile değmez. Bizim kendisi için istediğimiz meblağ, güncel piyasa değerinin çok üzerinde." ifadelerini kullandı.
Robert Mak'ın menajeri doğruladı! Türkiye...
Beşiktaş’ın transfer gündeminde adı geçen Robert Mak için menajerinden açıklama geldi.
Futbolcunun menajeri Juraj Venglos, Türk kulüplerinin 28 yaşındaki futbolcuyla ilgilendiğini doğruladı.
İspanya, Rusya, Türkiye ve özellikle İstanbul kulüplerinin Mak’a ilgisi olduğunu belirten Venglos, Mak’ın yeniden düzenli forma şansı bulabileceği bir takımda forma giymek istediğini de belirtti.
Robert Mak, 2016 yılında Rus temsilcisi Zenit’e transfer olmuştu.
Gary Medel'e Abdullah Avcı vetosu!
Abdullah Avcı’nın Şili’li yıldız Gary Medel için “Sistemime uygun değil... Pas oyununa adapte olamıyor” dediği öğrenildi.
Beşiktaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı, Gary Medel'in üzerini çizdi... Tecrübeli hocanın, Şili'li yıldız için "Sistemime uygun değil... Pas oyununa adapte olamıyor. Topu ayağından çok geç çıkarıyor" dediği öğrenildi. Bu gelişme sonrası Medel'e takım aranmaya başlandı.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Furbol Cafe TV, Şifresiz Maç İze

2 Ağustos 2019 Cuma Fenerbahçe Haberleri

Roberto Soldado, Fenerbahçe'yi bombaladı: "Tam bir kaos!"

Fenerbahçe'yle sözleşmesinin sona ermesinin ardından Granada'ya transfer olan İspanyol golcü Roberto Soldado, Sarı Lacivertliler'de oynadığı döneme ilişkin çok konuşulacak açıklamalarda bulundu.
Fenerbahçe'yle sözleşmesinin sona ermesinin ardından Granada'ya transfer olan İspanyol golcü Roberto Soldado, Türkiye'deki günlerine ilişkin çok konuşulacak itiraflarda bulundu. Yeni kulübünün YouTube kanalına konuşan 34 yaşındaki deneyimli santrfor, Sarı Lacivertliler'de forma giydiği dönemle ilgili bir soruya şu şekilde cevap verdi:
"Açıkçası Türkiye tanıdığımda büyük bir şaşkınlık yaşadım. İstanbul ise beni kendisine aşık etti. Sportif açıdansa her şey kaotikti. Takım hâlinde çalışmak çok önemlidir ama ben bunu çok özler hâle gelmiştim. Zira Fenerbahçe'de daha çok bireysel performanslar öne çıkıyordu. Granada'ya imza attıktan sonraki iki hafta içindeyse ne için çalıştığını ve savaştığını bilen bir oyuncu topluluğu içinde olduğumu anladım. Hedeflerinize ulaşmak için en iyi yol, takım olabilmektir."

Gel artık Kolarov

Hasan Ali’nin sakatlığı sonrası sarı-lacivertliler Kolarov transferini bitirmeye çalışıyor.
Hasan Ali’nin sakatlığı sonrası sarı-lacivertliler Kolarov transferini bitirmeye çalışıyor. Sol bek ve stoper pozisyonunda oynayan deneyimli futbolcu için Roma’nın bonservis isteği sürüyor. Bizzat Başkan Ali Koç, Kolarov ile görüşüyor. Sırp futbolcunun bonservisini bedelsiz almasını bekliyor. Ancak Hasan Ali’nin sakatlığı sonrası işler değişti. Yedek sol bek olmadığı için sarı - lacivertliler bu transferi bitirmek için vites arttırdı. Futbolcunun bonservis problemini çözmek için menajer Mirsad Türkcan, Roma ile masaya oturdu.
Ancak Roma Teknik Direktörü Fonseca ise Kolarov’un ayrılmasına sıcak bakmıyor. Son oynanan Perugia maçından sonra Portekizli çalıştırıcı “Stoperde hâlâ eksiğim var” diyerek bu bölgeye takviye istediğini ifade etti. Bu nedenle de Kolarov’un takımda kalması gerektiğini belirtti.

Fenerbahçe'de acil durum alarmı

AUDI Cup Turnuvası'nda iki maçta kalesinde 11 gol gören Fenerbahçe ligin başlamasına 15 gün kala taraftarını tedirgin etti.
deta tüm mevkilerde sorun yaşayan sarı-lacivertli ekipte teknik direktör Ersun Yanal’ın karar ve hamleleri çok tartışılıyor. Başkan Ali Koç ve Sportif Direktör Damien Comolli’nin transferdeki gecikmeleri ise en çok konuşulan konu oldu. 5 yıldır kupa yüzü görmeyen camia mutlak şampiyonluk parolasıyla yola çıkılan yeni sezonda tehlike sirenlerini hayli erken duydu.
Yeni sezona hazırlanan Fenerbahçe, AUDI Cup’ta yıkıldı. Bayern Münih önünde 6-1 ve Real Madrid karşısında da 5-3 gibi skorlarla kaybeden sarı-lacivertliler, ligin başlamasına 15 gün kalmasına karşın hazır görünmeyerek tedirgin etti. Adeta tüm mevkilerde sorun yaşayan Fenerbahçe’de teknik direktör Ersun Yanal’ın karar ve hamleleri de tartışıldı. Ali Koç ve Damien Comolli’nin transferdeki gecikmeleri ise en çok konuşulan konu oldu. 5 yıldır kupa kazanamayan, 11 yıldır Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyen ve geçen sezon kötü bir hayal kırıklığı yaşayan Fenerbahçe, AUDI Cup’ta gelecek için ciddi anlamda tehlike sirenlerini duydu. İşte Fenerbahçe’nin madde madde son durumu:

STOPER ALARMI

Fenerbahçe’nin en eksik olduğu yer defansın ortası. Serdar Aziz’in sakatlığı da eklenince iş daha da karmaşıklaştı. Ayrıca Sadık’ın da büyük maçlar özelinde yetersizliği görüldü. İstenmeyen Diego Reyes bir anda eldeki tek alternatif oldu.
Meksikalı, Real Madrid maçında tam 3 gol yenmesine neden olunca sorun bariz bir şekilde gün yüzüne çıktı. Ersun Yanal da orta sahadan Jailson’u geriye çekince savunma göbeğini daha da kırılgan hale getirdi.

‘6’ NUMARA EKSİĞİ

Fenerbahçe’nin en kalabalık yeri orta saha olsa da defansif anlamda sınıf atlatacak isim yok. Mehmet Topal’ı dahi arayan takımda Yanal; Jailson ve Ozan Tufan’ı yeterli bulmuyor. Tolga Ciğerci ise bir sene futboldan uzaktı ve yine sakatlandı. Tolgay’ın istikrarsız futbolu ve Emre’nin ilerleyen yaşı da eklenince mutlaka bir transfer gerekiyor. Alper Potuk ve Mehmet Ekici’yi dahi 6 numaranın yanında defansif orta sahaya yakın kullanan Yanal’ın öğrencileri, Bayern Münih önünde ilk yarıda 5 gol, Real Madrid önünde de yine ilk devrede 3 gol yedi.

BEK KARMAŞASI

Bayern Münih önünde Hasan Ali Kaldırım sakatlanınca Nabil Dirar hamlesi şaşırttı. Genç yıldız Cebrail yerine Dirar’ı deneyen teknik ekip, Bayern Münih’e karşı tam 3 golün buradan yenmesinin yolunu açtı. Sağ bekte de Isla’nın alternatifi olan Murat Sağlam ofansif anlamda iyi gözükse de geriye dönüşlerde güven vermiyor. Dirar ve Moses sağ beke alternatif olacak. Dirar, Real Madrid maçında daha iyi gözüküp gol atsa da defansif yönü ağır kaldı.

FORVET EKSİK

Sarı-lacivertlilerde, Ersun Yanal’ın sabredemediği diğer nokta da forvet. Muriç dışında bir alternatifin olmaması Yanal’ı korkutuyor. Bayern Münih ve Real Madrid maçlarına ilk 11’de başlayan Kosovalı şu anda bölgesinde tek başına. Deneyimli çalıştırıcı en az Muriç ayarında bir forvetin takımda olmasını şart görüyor. Allahyar’ın bu seviyeye henüz hazır olmadığı bildirildi. Frey konusunda da Comolli ile Yanal arasında fikir ayrılıkları var.

Ersun Yanal: Transferler bitince iyi olacak

Fenerbahçe teknik direktörü Ersun Yanal gelecek adına ümitli konuştu: "Transfer süreci bitince yüzde 100 hazır hale geleceğiz. Lige kadar daha iyi bir Fenerbahçe olacak" Yanal genç oyuncularla ilgili olarak da "Daha fazla nasıl sahada tutacağımız konusunda sürekli planlar yapıyoruz. Kimse merak etmesin" ifadelerini kullandı.
Fenerbahçe Teknik Direktörü Ersun Yanal, Audi Cup'ta gerçek güçlerini gösteremediklerini lige kadar çok daha farklı bir takım olacaklarını söyledi.
Mevcut oyuncu kadrosundaki sakatlıkların planlarını etkilediğini kaydeden Yanal, "Serdar Aziz, Tolgay Arslan ve Tolga Ciğerci üst üste sakatlandı. Uzun süreli değil ama sahada olmamaları bizi etkiledi" dedi.
Transfer süreci devam ettiği için henüz takımın iskeletini yüzde 100 olarak netleştiremediklerini kaydeden tecrübeli teknik adam, "İlk maçın başında Hasan Ali'nin de sakatlanmasıyla kafamızdaki kurguyu oturtamadık. Gerçek gücümüzü gösteremedik. Lige kadar çok daha güçlü bir Fenerbahçe sahada olacak" ifadelerini kullandı.
Yanal, genç yıldızlar için de "Ben kariyerim boyunca birçok genç oyuncuya dokundum. Elimizdeki gençlerin geleceği için en iyisini her an düşünüyorum. Daha fazla nasıl sahada tutacağımız konusunda sürekli planlar yapıyoruz. Kimse merak etmesin, Fenerbahçe yeni genç oyuncular kazanacak" diye konuştu.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle

2 Ağustos 2019 Cuma Galatasaray Haberleri

Radja Nainggolan transferi resmen açıklandı!

Inter'in geçtiğimiz yaz Roma'dan 38 milyon euro karşılığında kadrosuna kattığı Radja Nainggolan'ın adı, bir süredir Galatasaray'ın transfer gündemini meşgul ediyordu. Belçikalı 10 numaranın yeni takımı, dün gece resmen açıklandı.
Inter'in geçtiğimiz yaz Roma'dan 38 milyon euro karşılığında kadrosuna kattığı Radja Nainggolan'ın adı, bir süredir Galatasaray'ın transfer gündemini meşgul ediyordu. 31 yaşındaki Belçikalı futbolcunun yeni takımıysa dün gece resmen açıklandı.
Birkaç gün evvel Sky Sport İtalya'ya verdiği röportajda Nainggolan'ı transfer edeceklerine yönelik haberleri "hayal ürünü" olarak niteleyen Cagliari Başkanı Tommasso Giulini, dün Inter'in kulüp binasından çıkarken basın mensuplarına verdiği demeçte "Buraya elbette Nainggolan'ın transferi için geldi. Kendisinin bize dönmesi dünyanın en güzel olayı." ifadelerini kullandı.
Giulini'nin bu açıklamaları sonrası Nainggolan'ın çok kısa bir süre içerisinde kendisini Cagliari'ye bağlayan resmi sözleşmeye imza atması bekleniyor.

Kostas Mitroglou'nda bomba gelişme! Transfer teklifi...

Galatasaray'la bir yıllık daha kiralık sözleşmesi bulunan Yunan golcü Kostas Mitroglou hakkında İtalyan basınından gündeme bomba gibi düşen bir transfer iddiası geldi.
Galatasaray'la bir yıllık daha kiralık sözleşmesi bulunan Yunan golcü Kostas Mitroglou hakkında İtalyan basınından gündeme bomba gibi düşen bir transfer iddiası geldi. Ülkede yayım yapan Tutto Mercato Web adlı internet sitesi, Fransa Ligue 1 ekiplerinden Nantes'ın 31 yaşındaki futbolcuyu kadrosuna katmak için harekete geçtiğini duyurdu.
Sitenin okuyucularıyla paylaştığı özel haberde Nantes yönetiminin deneyimli santrforun bonservisini elinde bulunduran Olimpik Marsilya'ya yaptığı kiralama teklifinden olumlu yanıt aldığı öne sürüldü. Bununla birlikte söz konusu operasyonun gerçekleşebilmesi için oyuncunun Sarı Kırmızılılar'la olan kontratının feshedilmesi gerekiyor.
Mitroglou'nun menajeri Panos Galariotis ise iki ay evvel verdiği bir demeçte yıldız isim hakkındaki transfer iddialarını net bir dille yalanlarken "Yazılanlar, aptallıktan ibaret. Kostas'ın Galatasaray'la 1 yıl daha kontratı var ve kendisi takımında mutlu." ifadelerini kullanmıştı.

Galatasaray - Akhisarspor Süper Kupa maçı biletleri satışa çıkıyor

Galatasaray ile Akhisarspor arasında 7 Ağustos 2019 Çarşamba günü saat 20.45'te Ankara Eryaman Stadyumu'nda oynanacak TFF Süper Kupa müsabakasının biletleri satışa çıkıyor.
Biletler, bugün saat 11.00'de www.passo.com.tr, PASSO Mobil Uygulaması ve aşağıda belirtilen diğer satış kanallarından satışa sunulacaktır.
Akhisarspor taraftarlarına Kapalı ve Kuzey Tribünler; Galatasaray taraftarları için ise Maraton ve Güney Tribünleri tahsis edildi. Müsabakada sadece e-bilet satışı yapılacak olup, kişi başı bilet satın alma limiti 3 (üç) adet olarak belirlenmiştir. Bilet satışlarına ait diğer bilgiler aşağıdaki gibidir.

Emre Akbaba paylaşımı heyecanlandırdı!

Galatasaray'da dönüşü merakla beklenen Emre Akbaba'dan yeni haberler geldi.
Galatasaray'da geçen sezonun 32. haftasında Çaykur Rizespor'a karşı kritik bir mücadele oynanırken Emre Akbaba tahlihsiz bir sakatlık yaşamıştı.Girdiği ikili mücadele sonrası milli futbolcunun kaval kemiği kırıldı.Uzun süren tedavi sürecinin ardından Emre Akbaba bireysel çalışmalara başladı.
Galatasaray'ın doktoru Yener İnce sosyal medyadan yaptığı paylaşım ile son durum hakkında bilgi verdiİnce, "Aslan parçası henüz çok erken ama her geçen gün daha iyiye gidiyoruz" ifadelerini kullandı.4 milyon Euro’ya transfer edilen milli futbolcu, Galatasaray formasıyla çıktığı 22 resmi maçta 3 gol, 4 asist üretti.

Galatasaray'da yeni Nainggolan için rota İtalya

Galatasaray’ın gündeminde İtalya’dan Radja Nainggolan ve Blaise Matuidi var. Jean Michael Seri’nin yanına Melo tarzında sert ve savaşçı bir orta saha arayan Cimbom, İnter’li Nainggolan için yeni bir girişim yaptı. Juventuslu Matuidi de listede.
Galatasaray orta sahasını güçlendirmek için yoğun mesaide... Seri'nin yanına sert ve savaşçı bir orta saha arayan Aslan'ın, İnter'in hocası Conte tarafından kadro dışı bırakılan Radja Nainggolan için bir kez daha kiralama girişiminde bulundu. Roma'dan 30 milyon Euro artı Nicolo Zaniola karşılığında alınan Belçikalı yıldız, Çin'den gelen tekliflerini reddetmesi sonrasında Avrupa'da kalacağını belirtmişti. G.Saray, 2011'de Felipe Melo'yu Juventus'tan aldığında da dönemin hocası Conte tarafından kadro dışı bırakılmıştı.
Ninja lakaplı Nainggolan'ın İnter ile sözleşmesi 2022 yılına kadar. Yılda 4.5 milyon Euro kazanan 31 yaşındaki Belçikalı, orta sahanın merkezinde hem defansif hem de ofansif olarak görev yapabiliyor.

MATUİDİ'NİN TALIPLISI ÇOK…

Nainggolan'ın yanı sıra İtalya'da Juventus'ta forma giyen Blaise Matuidi için de temaslarda bulunan Galatasaray, oyuncunun durumunu sordu. Juve'nin orta sahaya Ramsey ve Rabiot'u almasından sonra gözden düşen Matuidi için Torino ekibiyle kiralama konusunda anlaşmaya varıldı ancak Fransız futbolcuyu başka takımlar da istiyor. Bu nedenle Aslan'ın işinin zor olduğu belirtiliyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Şifresiz Maç İzle
2 Ağustos 2019 Cuma Trabzonspor Haberleri
Trabzonspor'da kaleye Bialkowski
Trabzonspor, İngiltere Championship ekibi Milwall’ın 32 yaşındaki kalecisi Bartosz Bialkowski için teklifini yaptı. Pazarlıkların devam ettiği aktarıldı.
Bordo-Mavililer kalesini sağlama almak istiyor. Uzun maratonda Uğurcan Çakır’ın alternatifi olarak elde sadece 18’lik Arda Akbulut’un olması sebebiyle; İngiliz ekibi Milwall’ın 32 yaşındaki Polonyalı kaleci Bartosz Bialkowski’ye teklif yapıldı.
1.94 boyundaki tecrübeli file bekçisi için 750 bin euro talep ettiler. Bordo-Mavililer, bu fiyatı daha da aşağıya çekmek için çalışıyor. Trabzonspor, bu transferi 250 bin euro civarında sonuçlandırmaya bakıyor.
Bialkowski, şu anda Ipswich’te kiralık oynuyor. İyi bir sezon geçirdi. Polonya’da Gornik altyapısında yetişen Bialkowski, tam 13 sezondur çeşitli İngiliz ekiplerinde forma giyiyor.
Southampton, Barnsler, N.County, Ipswich, Milwall formaları giydi. Oyuncu da Trabzonspor’a gelmeye karşı sıcak, Avrupa Ligi faktörü de var. Bialkowski’nin, kariyerinin sonlarında etkili bir patlama yapma düşüncesi olduğu belirtildi.

Sturridge'de fark 1 milyon euro!

Fırtına 2 milyon euro önerdi, Daniel Sturridge ise 3 milyon euro istiyor. Ayrıca İngiliz golcü, 2 milyon euro da imza parası talep etti. Görüşmeler sürüyor.
Daniel Sturridge ile pazarlıklarda sona gelindi. Liverpool ile kontrat uzatmayınca boşa çıkan 29 yaşındaki İngiliz forvete Trabzonspor, yıllık 2 milyon euro maaş teklif etti, karşı taraf ise 3 milyon euro istiyor. Ayrıca 2 milyon euro da imza parası talebi var. Bu imza parası ise yeni bir konu değil, görüşmelerin en başında da konuşulmuştu.
Bordo-Mavililer, bonservis bedeli ödemeyeceği golcü oyuncuyu kadrosuna katmaya istekli. İki tarafın, 2.5 milyon euro seviyesinde buluşabileceği gözüküyor. Hatta İngiliz golcüye balık ve horonun anlattığı bilgisi de paylaşıldı.

Trabzonspor'da yenilerin maliyeti, 5 ismin gerisinde

Trabzonspor’da yönetimin transfer stratejisi alkış toplamaya devam ediyor. Bordo-Mavililer, düşük maliyetlerle kadrosuna 12 yeni oyuncu katmayı başardı.
Bordo-Mavili yönetim, transfer stratejisi ile alkış topluyor...
Trabzonspor, takımdan ayrılan Zargo Toure (650 bin Euro), Luis İbanez (1 milyon Euro), Vahid Amiri (700 bin Euro), Olcay Şahan (1.2 milyon Euro) ve Hugo Rodallega’ya (1.6 milyon Euro) toplamda 4.1 milyon Euro maaş ödüyordu. Bu oyuncuların gönderilmesinin ardından maaş bütçesinde büyük bir yer açan Fırtına kadrosunu 12 oyuncu ile güçlendirdi.
Trabzonspor yeni sezonda bu 12 isme sadece 3.8 milyon Euro ödeyecek.

Trabzonspor'da gençler kiralanıyor

Hedeflerine genç ağırlıklı bir kadro ile yürümeyi planlayan Trabzonspor’da birkaç ismin üstü çizildi. Arda Akbulut, Koray Kılınç, Kerem Baykuş, Murat Cem Akpınar ve Nemanja Andjusic’in kiralanacağı öğrenildi.
Trabzonspor'da geçen sene başlayan 'öze dönüş' politikası, bu sezon da gençlik aşısı ile devam etti.
Fırtına altyapıdan çıkardığı isimlerin yanı sıra tam 11 genç futbolcuyu renklerine bağladı. Büyük umutlarla Karadeniz ekibine gelen ve A takıma yükselen gelecek vaadeden bu oyunculardan birkaçı kampta gösterdikleri performanslarla göze giremedi. Teknik direktör Ünal Karaman da kadrodaki şişkinliği azaltmak adına bu öğrencilerinin üstünü çizdi.

Alt lig ekipleri...

Bu isimlerin de Erce transferi sonrasında 3. kaleci konumuna düşen Arda Akbulut, altyapıdan A takıma çıkan Koray Kılınç ve Kerem Baykuş başta olmak üzere yeni transfer Nemanja Andjusic olduğu kaydedildi.
Öte yandan geçen sezon fazla forma şansı bulamayan ve yeni sezon öncesinde de ön plana çıkamayan Murat Cem Akpınar’ın da bu listede isminin yazdığı kaydedildi.
U21 Ligi’nin kaldırılması nedeniyle de bu oyuncuların alt lig ekiplerine kiralanacağı öğrenildi.

Lille Yusuf Yazıcı için İstanbul'da

Lille Sportif Direktörü Lucas Campos, Yusuf Yazıcı transferi için İstanbul'a geldi. Campos, Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu görüştü. Transaferin 20 milyon Euro'ya yarına kadar bitmesi bekleniyor.
Lille Sportif Direktörü Lucas Campos, Yusuf Yazıcı transferi için İstanbul'a geldi. Campos, Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu görüştü. Transaferin 20 milyon Euro'ya yarına kadar bitmesi bekleniyor.
Fransa'nın Lille Kulübü Yusuf Yazıcı trasferi için uzun süredir Trabzonspor ile görüşme halindeydi. Bu kez kulübün Sportif Direktörü Lucas Campos İstanbul'a gelerek Başkan Ahmet Ağaoğlu ile biraraya geldi.
Taraftar arasındaki görüşmelerin yarına kadar sürmesi bekleniyor. Fransız ekibi yaptığı satışlardan sonra Yusuf Yazıcı transferinde oldukça ısrarcı. Bonservis bedelinin 20 milyon Euro'lara çıkması durumunda Trabzonspor Başkanı Ahmet Ağaoğlu'nun transfere onay vermesi bekleniyor.
Bordo-Mavili kulüp ayrıca Lille'den bir sonraki satıştan da pay istiyor.
Canlı Maç İzle, Taraftarium 24 İzle, Futbol Cafe TV, Justin TV
submitted by Haberfutbol24 to u/Haberfutbol24 [link] [comments]


2019.06.20 23:27 fragmanlife Zengin ve Yoksul Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular)

Zengin ve Yoksul Oyunculari Kadrosu ve Karakterleri (Tum Oyuncular) Yapımcılığını Mehmet Yiğit Alp’in, senaristliğini ise Hatice Meryem ile Yelda Eroğlu’nun üstleneceği yönetmenliğini ise Deniz Yorulmazer’in üstlendiği Zengin ve Yoksul dizisinin pazar akşamları yayınlanmasına karar verildi. Böylece dizi Savaşçı, Elimi Bırakma, Nöbet ve Kardeş Çocukları dizileri ile rakip olacak.
Zengin ve Yoksul dizisinin başrollerinde ise Binnur Kaya, Osman Sonant, Evrim Solmaz Damla Colbay Gülcan Arslan Eren Hacısalihoğlu Elif Doğan gibi önemli isimler yer alacak. Dizinin başrolünde ki iki kadın karakterden biri Berrin Binnur Kaya olurken Evrim Solmazda Meral’e hayat verecek. Tabi dizinin kötü karakteri Yavuz’a da Osman Sonant.
Zengin ve Yoksul Dizisi Konusu Zengin ve Yoksul dizisinde her istediğini elde eden zenginlerin bencilliği ile istedikleri hiçbir şeyi elde edemeyen fakirlerin öfkesini anlatacak.
Zengin ve Yoksul dizisi dram türünde olacak ve dizi de Meral ve kuzeni Berrin’in verdiği zorlu mücadele ekranlara gelecek. Alımlı bir kız olan Meral çok zengin ve güçlü bir aile olan Erdemli ailesine gelini olur; ancak Meral için zorlu günler bu evlilik ile başlar. Meral’i çok seven kuzeni Berrin ise Meral’i kurtarmak için büyük bir savaş içine girecektir.
Zengin ve Yoksul Dizisi Oyuncuları Binnur Kaya (Berrin) Binnur Kaya hem komedi de hem de dramda Türkiye’nin yetiştirdiği usta isimlerden biridir. 1972 yılında Ankara’da dünyaya gelen sanatçımız 47 yaşının içindedir. Bilkent Üniversitesinde Sahne Sanatları eğitimi alan Binnur kaya bir çok tiyatro sahnesinde yer almıştır. Bir Hülya Avşar Show ile tanınan Binnur Kaya sonrasında sayısız projede yer almıştır. Binnur Kaya Türk Malı ve Avrupa Yakası gibi halen konuşulan komedi dizilerinde baş rolde yer almış; ancak 2013 de yayınlanan Aramızda Kalsın dizisinde sonra dizilerde çok fazla boy göstermemeyi tercih etmiştir.
Berrin Taştan Veli’nin eşi ve Nihal ile Aysel’in annesidir. Berrin iki kızı olan fakir bir mahallede yaşayan kızlarını zengin kocalar ile evlendirmeye çalışan bir kadın. Kardeşi Meral Aziz Erdemli ile evlenince bende kurtuldum sanar ama Aziz’in annesi Nefise onlara hiç bir şey koklatmamıştır. Berrin köprüyü geçene kadar zenginleri idare etmek gerektiğini düşünür ve her şeye susar. Berrrin kardeşi ve kızları için Erdemli ailesi ile savaşacaktır. Berrin hayata hep kendi açısından bakarak, kendisini haklı görüyor ve hakkının yenildiğine inanır.
Evrim Solmaz (Meral Erdemli) 27 Ağustos 1972 de Ankara’da dünyaya gelen Evrim Solmaz Ankara Devlet Konservatuvarında tiyatro bölümü mezunudur. 2004 yılından beri tiyatroda ve filmlerde yer alan Evrim Solmaz’ın kariyerinde ki en önemli viraj ise Umutsuz Ev Kadınları dizisinde Zeliş karakterine hayat vermesi olmuştur. Dizi de çok sevilen Evim Solmaz daha sonra 2 sezon Türkiye’nin en çok izlenen dizisi Diriliş Ertuğrul’da Aytolun karakterine başarı ile hayat vermiştir.
Meral Erdemli ailesine gelin gitmiş fakir bir aileden gelen bir kadındır. Nefise hanım asla onu gelini olarak görmemiş; Meral çok güzel olduğu için Aziz annesini dinlememiş ve Meral ile evlenmiş ancak Meral Aziz’in kendini aldattığını biliyor ve Aziz’in ilgisi üzerinden gittikçe koca konakta yalnız bir kadın haline dönmüştür. Meral’in Erdemli ailesini gelin gittiği günden beri hiç yüzü hiç gülmemiştir. Meral bunca yıl her şeye kızı Aleyna için susmuş ama Aziz’in kendisini yeğeni ile aldattığını düşününce artık susmamaya karar verecek ve Aziz ile savaşacaktır.
Osman Sonant (Aziz Erdemli) Osman Sonant 1979’da İstanbul’da hayata gözlerini açmıştır ve 40 yaşının içindedir. Bahçelievler Belediye Tiyatrosunda oyunculuk eğitimleri alan ve oyunculuk deneyimi yaşayan Osman Sonant Tiyatro kökenli oyunculardandır. Daha sonrasında lisans eğitimini İstanbul Üniversitesi Sahne Sanatları bölümünde tamamlayan Osman Sonant Leyla ile Mecnun dizisinde hayat verdiği Yavuz karakteri ile sevilmiş ve tanınmaya başlamıştır. Daha sonra 2015 yapımı Beş Kardeş dizisinde Orhan karakterine hayat veren Osman Sonant Ufak Tefek Cinayetler dizisinde hayat verdiği Kerim ve Fi dizisinde hayat verdiği Sadık karakterleri ile başrol olmayı hak ettiğini göstermiştir. Osman Sonant son dönemlerin kötü karakterleri başarı ile oynamayı başaran ve taktir toplayan oyuncularındandır.
Aziz Nefise’nin oğludur ve Meral’in de kocasıdır. Babasından devraldığı inşaat firmasını Türkiye’nin en büyük inşaat firmalarından biri haline getirmiş sert ve kararlı bir adamdır. Geçmişi karanlık olan Aziz’in Aleyna isminde bir kızı vardır ama Aleyna babasının annesini kuzeni ile aldattığını öğrenince babasından nefret eder. Aziz sert görünümlü kararlı, kural tanımaz tutku, iktidar hırsı ve kızı arasında kalan, acımasız, kibirli, sorunlu bir adamdır.
Gökhan Alkan (Karan) Gökhan Alkan 8 Aralık 1987’de İstanbul’da dünyaya gelmiştir ve 32 yaşının içindedir. . Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri öğretmenliği bölümünden mezun olan Gökhan Alkan MSM Actor Studio oyunculuk eğitimleri alan yakışıklı oyuncu Müjdat Gezen Tiyatrosunda 2 sezon yer aldı ve oyunculuk deneyimi arttırdı. 1.88 cm boyunda 85 kg olan Gökhan Alkan son olarak Kalp Atışı dizisinde başrolde yer aldı. Özellikle Kocamın Ailesi dizisinde hayat verdiği Tarık ve Seviyor Sevmiyor dizilerinde hayat verdiği Yiğit karakterleri ile de çok sevildi.
Karan intikam ateşiyle dolu karizmatik ve yakışıklı bir gençtir. İşletme mühendisliği eğitimi için Amerika’ya giden Karan ailesinin başına gelenlerden haber alamamıştır. Aziz Erdemli Karan’ın babasının arazilerini zorla almaya çalışmış Karan’ın babası satmayınca baskıya dayanamamış ve intihar etmiştir. Karan’ın tek amacı Aziz’e de babası gibi intihar ettirmektir. Karan Aziz’den birici kızı Aleyna’yı kendine aşık ederek intikam almak ister. Karan intikam için Aleyna’ya aşıkmış gibi davranmak zorundadır. Aysel ise şans eseri tanıştığı Karan’a aşık olur. Karan aşkı ile intikamı arasında kalacaktır.
Damla Colbay (Aysel) 1993 de İzmir’de dünyaya gelen güzel oyuncu Damla Colbay 26 yaşının içindedir. İlk oyunculuk deneyimini Hayat Mucizelere Gebe dizisi ile yaşayan Damla Colbay İçerde dizisi ile yıldız olmayı başarmıştır. Damla Colbay İçerde dizisinde hayat verdiği Eylem karakteri ile çok sevilmiş genç oyuncudur. Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Tiyatro mezunu olan Damla Colbay Kara Para Aşk dizisinde de Demet karakterine hayat vermiştir. Damla Colbay’a 2016’da ise kariyerinin en önemli rolü için teklif gelmiş ve dönemin en büyük projesi İçerde’de başrol Eylem karakterine hayat vermiştir. Bu rol Damla Colbay’ı Türkiye’nin kadın baş rolleri arasında gösterilmesine neden olmuştur.
Aysel Berrin’in iki kızından biridir. Aysel hem kuzeni Aleyna’dan hemde kendisini ezen zenginlerden nefret eder. Aslında Aleyna ile çok yakın arkadaşlardır ama Aleyna yıllarca onunla canlı bir oyuncak gibi oynamış ve onun kendi adına karar vermesinden artık çok sıkılmıştır. Parada pulda gözü yoktur gerçek aşkı aramaktadır. Zengin olmaktansa vicdanlı olmayı tercih eder.
Gülcan Arslan (Nihal) Gülcan Arslan 1986 yılında Sakarya’da dünyaya gelmiştir ve 2004 yılından beri sanat camiasında bir çok projede yer almıştır. Daha önce Gurbet Kuşları ve Bir Çocuk Sevdim gibi dizilerde yer alsa da Arka Sokaklar dizisinde hayat verdiği Leyla Komiser karakteri ile tanınmaya başlayan Gülcan Arslan Muhteşem Yüzyıl: Kösem dizisinde Fahriye Sultan’a hayat verince dünyanın tanıdığı bir oyuncu haline gelmeyi başarmıştır. 2017 de Atv’nin önemli dizilerinden Ölene Kadar’da Engin Akyürek ile baş rolü oynasa da dizi ne yazık ki tutmamış ve hayal kırıklığı olmuştur.
Nihal Veli ve Berrin’in zorluklarla büyüttüğü güzeller güzeli büyük kızıdır. Zengin olmak için can atsa da zenginleri sevmez Nihal. Teyzesinin kocası Aziz ile aşk yaşayan Nihal Aziz’den hamiledir. Nihal zengin olmak için her şeyi göze alacak kadar hırslıdır, sinirleri zayıftır, iradesi zayıftır ama özünde kötü bir insan değildir. Aziz’den hamile kalınca Aziz’in kendisi ile evlenmek zorunda kalacağın düşünür ama Aziz çok güçlüdür.
Eren Hacısalihoğlu (Emir) Eren Hacısalihoğlu 1979 Trabzon Akçaabat doğumludur. Başarılı bir öğrenci ve zeki bir insan olan Eren Hacısalihoğlu Üniversite sınavında üstün başarı göstererek İnşaat Mühendisliği kazansa da mühendislik eğitimi sırasında oyuculuğa olan yeteneğini ve yakışıklılığını keşfederek Haliç Üniversitesinin Konservatuvar Bölümü geçmeye karar vermiş ve yeteneğine uygun bir iş yapmak istemiştir. Eren Hacısalihoğlu Kadim Dostun ve Kalbim Egede Kaldı dizileri ile tanınsa da Aşk Yalanı Sever dizisi ilk defa izleyiciyle buluştuğu ve çok sevildiği projedir. Yetenekli ve yakışıklı oyuncu Eren Hacısalihoğlu son olarak Muhteşem İkili dizisinin kötü karakteri olarak baş rolde yer alsa da dizi tutmayınca oyuncu işsiz kalmıştır.
Emir zengin bir avukattır. Aziz Erdemli’nin özel avukatıdır. Emir Türkiye’nin yetiştirdiği önemli avukatlardan biridir.
Elif Doğan (Aleyna Erdemli) 1995 İstanbul doğumlu olan Elif Doğan 24 yaşında becerikli ve deneyimli bir dizi ve sinema oyuncusudur. İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvari Müzikal bölümü ve İstanbul Üniversitesi İngilizce Öğretmenliği Bölümlerini çift ana dal ile tamamlayan başarılı oyuncumuz Aşk Laftan Anlamaz dizisinde Suna karakterine hayat verince güzelliğini ve yeteneğini pazarlama imkanı bulmuştur. Elif Doğan 2018 de ise Darısı Başımıza’da Öykü karakterine hayta verdiği yazlık dizi ile Türkiye’nin önemli kadı baş rolleri arasında gösterilmeyi ak etmiştir. Özellikle Çukur dizisi kadrosunda yer alması ve çok sevilen Hale karakterine hayat vermesi en önemli başarılarından biridir.
Erdemli ailesinin biricik kızıdır Aleyna. Duru güzelliği ve saf kalbi ile iyi bir kızdır. Aleyna babasını çok iyi kalpli bir insan gibi görmüştür ama babası ile ilgili gerçekleri öğrenince ondan nefret eder. Aleyna güzelliği ile erkekleri peşinde koşturur ama kimseye yüz vermez
Tanem Özer Tanem Özer amatör bir çocuk oyuncudur. Yusuf Güney Gün menajerlik ile çalışmaktadır. Tatlılığı ve oyunculuk yetenekleri ile beğeni toplayan Tanem Özer Cesur Ve Güzel dizisinde yer almış aynı zamanda da Boyner Eti Cappy reklamlarında boy gösterme başarısı elde etmiştir.
Tuna Orhan (Veli Taştan) Tuna Orhan 1966 Almanya doğumludur ve 53 yaşındadır. Oyuncular Mustafa Uğurlu ve Ahmet Uğurlu’nun öz dayısıdır. Mimar sinan Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olan Tuna Orhan Almanya Devlet Tiyatrosunda da çalışmıştır. Tiyatronun usta isimlerinden olan Tuna Orhan ilk olarak Vizontele Tuuba filmi ile ekran deneyimi yaşamış ve çok sevilmiştir. Son olarak ise Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz dizisinde Servet karakteri ile yer almıştır.
Veli Berrin’in kocasıdır. Aysel ve Nihal’in yani Taştan ailesinin de babasıdır. Erdemli’lerin inşaatlarının birinde bekçi olarak çalışır. Yüreği iyilikle dolu bir adamdır. Karısı Berrin onu beceriksizlik, kifayetsizlikle suçlar ama işinden de durumundan da memnundur.
Sacide Taşaner (Nefise Erdemli) Sacide Taşaner denilince akla Kırgın Çiçekler ve Koca Koca Yalanlar dizileri gelmektedir. Özellikle Sacide Taşaner Kırgın Çiçeklerde haayt verdiği Neriman karakteri ile büyük bir popülerlik yaşamıştır. 1960 Isparta doğumlu olan Sacide Taşaner oyunculuk eğitimini Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda almıştır. Son dönemde yer aldığı önemli projeler arasında kurt Seyit ve Şura, Karadayoı ve Fatmagül’ün Suçu Ne dizileri de vardır. Sacide Taşaner Zengin ve Yoksul dizisinde Nefise Erdemli karakteri ile fark yaratmaya gelmektedir.
Nefise Aziz’inn annesidir. Taştan ailesini yani Meral’in akrabalarını hiç sevmez. Meral’i de hiç istememiş ama oğlunun ısrarı ile bu evliliğe karşı çıkmamıştır. buyurgan ve kibirli bir kadın olan Nefise baskın bir kaynanadır
Veda Yurtsever Veda Yurtsever 1969 Bingöl doğumludur ve deneyimli bir tiyaro oyuncusudur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunudur. Diyarbakır ve Ankara Devlet tiyatrolarında görev yapmıştır. Veda Yurtsever son dönemde Kırgın Çiçeklerde hayat verdiği Nazan karakteri ile çok tanınmış ama kötü bir karaktere hayat verdiği için sevilmemiştir. Daha önce Fatmagül’ün Suçu ne ve Beyaz Karanfil dizilerinde yer almıştır.
Mert Asker (Salih) Mert Asker 20 eylül 1990’da İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Mimar Sinan Üniversitesi Tiyatro Bölümü mezunu olan Mert Asker Yedi Güzel Adam ve Rüzgarın Kalbi dizileri ile tanınan Mert Asker 2019 da ise Zengin ve Yoksul dizisi ile izleyicisi karşısında olacak. Klavye Delikanlıları dizisi Mert Asker’in en çok çıkış yaşadığı dizi olmuştur.
Aysel ile aynı mahalle de yaşayan Salih Erdemli holdingde ise çayçı olarak çalışmaktadır. Holdingde herkesi tanır ve isim özürlü olduğu için de her şeyi not alır.
Cansu İpek Albayrak (Nihal’in Çocukluğu Gençliği) Cansu İpek Albayrak sosyal medya fenomeni olan çocuk oyuncudur. Tam bir Youtuber’dir. Zengin veYoksul dizisi ilk oyujnculuk deneyimidir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:30 fragmanlife Kalp Atisi Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Kalp Atisi Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Dünya ne kadar berbat bir yer olsa da, iyilerin mutlaka kazanacağını kanıtlayan birileri her zaman vardır. Belki de O size hiç adil davranmayan kaderin sunduğu ilk ve tek şanstır. Henüz on sekiz yaşındaki lise öğrencisi Eylül (Öykü Karayel)’ün de kaderini değiştirecek o şansın adı Ali Asaf Denizoğlu (Gökhan Alkan)’dur. Hikayenin başladığı yer Ege’de bir kasabanın lisesi... İkilinin yollarının ayrılıp yıllar sonra tekrar kesiştikleri yer ise İstanbul’un en iyi hastanesinin çatısıdır!
"KEŞKE SANA YOL GÖSTERECEK BİR ÖĞRETMENİN OLSA"
Genç beyin cerrahı Eylül; hastane acilini basan bir grup zorbaya iyi bir dayak çekerken bize de yıllar önce başlayan hikayesini anlatır. Defalarca okul değiştirmiş, öğretmenlerin uğraşmak istemediği, asi bir genç kızdır o. Babası son kovulduğu okuldan onu alıp, canını acıtana kadar dövdüğünde dahi tek göz yaşı dökmez. Oysa ki o gün tüm hayatı değişecek, ona evini açan, Marmaris’te ufak bir pansiyon işleten babaannesinin duası bir mucizeyi getirecektir. “Keşke sana yol gösterecek iyi bir öğretmenin olsa” Olur da! Ali Asaf Denizoğlu , başarılı bir doktorken İstanbul’dan taşradaki bir okula öğretmen olarak neden geldiği bilinmez. Oysa o insanların hayatına bir kez dokunup her şeyi değiştirecek olağanüstü bir insandır. Bu yeteneği Eylül’ü de uçurumun kenarından kurtarıp, başarılı bir cerrah yapacaktır. Ancak Eylül’le arasındaki o özel duygunun çok geç farkına varır ve gitmesine izin verir. İki aşık -evet ne kadar inkar etse de Eylül de aşık olmuştur Ali Asaf’a- ayrılmış ve yıllar sonra iki doktor olarak tekrar karşılaşacaklardır. Hayata yenik başlayan, öfkesi dışında hiçbir şeyi olmayan bir kızın bir cerrah olarak hayata meydan okuma hikayesidir bu. Aynı zamanda ona bu cesareti verecek olan bir erkeğin! Elini tutan ve başarabilirsin diyen bir yol göstericinin. Hepimizin tüm kalbimizle hayatımızda olmasını istediğimiz o kişi Eylül gibi bizim de hayata olan umutlarımızı hep ayakta tutacaktır. Elbette aşkla beraber...
Yapımcılığını MF Yapım’ın üstlendiği Kalp Atışı dizisinde; Gökhan Alkan ve Öykü Karayel'e; Ali Burak Ceylan, Merve Çağıran, Hakan Gerçek, Tuğçe Kumral, Fatih Dönmez, Metin Coşkun, Devrim Atmaca, Hasan Şahintürk, Selahattin Paşalı, Başar Doğusoy, Burcu Türünz ve Serkan Tınmaz eşlik ediyor. Kore dizisi “Doctors” tan uyarlanan Kalp Atışı dizisinin yönetmenliğini Aytaç Çiçek yapıyor. Senaryoda ise Ebru Hacıoğlu ve Verda Pars gibi güçlü isimler yer alıyor.
Gökhan Alkan Kalp Atışı / Ali Asaf Denizoğlu (Gökhan Alkan) Yakışıklı, karizmatik. Hem beyin cerrahı, hem biyoloji hocası. Dünyayı aydınlatan gülümsemesiyle, huzur ve güven veren bir adam. Aşkın beynin tercihi olduğuna inanıyor. Eylül onun hiç beklemediği, daha önce hiç görmediği şekilde etkilendiği tek kız Onun gizli kalmış ürkek, kimsesiz, sevgisiz yanını görüp, bu ilgi ve sevgi açlığını gidermek için elinden geleni yapıyor. Pelesenk lafı; “Kim bilir...” Gökhan Alkan Kimdir, Kaç Yaşında? 8 Aralık 1987 tarihinde İstanbul’da doğdu. 1.88 boyunda, 85 kilo ve yay burcudur. Gökhan Alkan, Kocaeli Üniversitesi Otomotiv Teknolojileri Öğretmenliği Lisans ve Anadolu Üniversitesi Dış Ticaret - Pazarlama ön lisans bölümlerini bitirdi. Üniversite yıllarında tiyatro ve müzik üzerine çalışmalar yaptı.
Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nden oyunculuk eğitimi aldıktan sonra Müjdat Gezen Tiyatrosunda birçok oyunda rol aldı ve Türkiye turnelerine çıktı.
“Defnenin Bir Mevsimi” sinema filmi ve TRT Televizyon filmleri projesi kapsamında "Makas" adlı filmde başrol oyuncusu olarak çalıştı.
“Defnenin Bir Mevsimi" birçok festivalde ödülle taçlandırıldı ve son olarak 9. Montreal Türk Filmleri Şenliği’nde En İyi Film Ödülü’ne layık görüldü.
"Muhteşem Yüzyıl” dizisinde konuk oyuncu olarak rol aldı.
Show TV’de yayınlanan “Her şey Yolunda Merkez” dizisinde "Cem Karabey” karakterini canlandırdı.
“Gurbette Aşk” dizisinde başrol oyuncusu oldu.
"Kocamın Ailesi” adlı dizide oynadığı başrol ‘’ Tarık ‘’ karakteriyle çok sevildi.
“Seviyor Sevmiyor” adlı dizide canlandırdığı “Yiğit Balcı” karakteriyle başarısını kenetledi ve 2016 yılında Güney Kore’nin en prestijli ödülü olan APAN ( Asia Pasific Actors Network ) Drama Ödül töreninde Asya Pasifik özel ödülünün sahibi oldu.
Şan eğitimi alıyor. Düz yazı, şiir ve güfte çalışmaları yapıyor, Disiplinli yaşamayı tercih eden genç oyuncu, düzenli spor yapıyor ve sağlıklı besleniyor. Türkiye’yi ve Dünya’yı gezmekten, farklı kültürleri tanımaktan zevk alıp, bu şekilde ruhsal olarak beslenmeyi seviyor.
Öykü Karayel Kalp Atışı / Eylül Erdem (Öykü Karayel) Beyin Cerrahı... İşinde hep sonuca yönelik, yemeden, uyumadan, yorulmadan ne gerekiyorsa yapabilecek, işkolik bir karakter. Hayata ve problemlere bakışı hep orijinal, çözümleri hep yaratıcı. Hayata karşı öfkeli ve öfkesini hep yumruklarından çıkartıyor. Aşkın zayıf insanlara göre olduğunu düşünüyor.
Öykü Karayel Kimdir, Kaç Yaşında? 1990 doğumlu oyuncu Öykü Karayel, İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Üniversitenin son yılında Tiyatro Krek’te, Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ‘Güzel Şeyler Bizim Tarafta’ oyunundaki performansıyla başarılı bir çıkış yakalayarak Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ve Sadri Alışık Sinema Tiyatro Ödülleri’nden ödülle döndü. Karayel, televizyon izleyicisinin karşısına ilk defa ‘Kuzey Güney’ dizisiyle çıktı. 2014 yılında Tiyatro İn tarafından sahnelenen ‘Katil Joe’ oyununda rol alan Karayel, 2015 yılında ‘Kara Para Aşk’, ardından da ‘Muhteşem Yüzyıl Kösem’in ilk sezonunda Dilruba karakteriyle yeniden televizyon izleyicileriyle buluştu.’, Zeki Demirkubuz imzalı ‘Bulantı’, sonrasında Savaşın insanların kaderleri üzerindeki etkilerini anlatan ‘Toz Pelin Esmer’in son filmi ‘İşe Yarar Bir Şey’ ile beyazperdede adından söz ettiren Karayel, Show TV’nin yeni dizisi ‘Kalp Atışı’nda genç beyin cerrahı Eylül karakterini canlandıracak.
Ali Burak Ceylan Kalp Atışı / Oğuz Dağçakrak (Ali Burak Ceylan) Hastanenin başarılı beyin cerrahı. Alanında Ali Asaf’ın en dişli rakibi. Yenilgiye asla tahammülü yok. Az kişiyle samimi olan, sadece kendisinden güçsüz; ezebileceği, kontrol edebileceği insanları yakınında tutan bir karakter. Eylül’ün dikbaşlılığı, ukalalığı ilgisini çekiyor. İlgilendiği kadının Ali Asaf’a yakın duruşu onu huzursuz ediyor, adama karşı hırslandırıyor. Ali Burak Ceylan Kimdir, Kaç Yaşında? Ali Burak Ceylan 26 Mayıs 1991 yılında İstanbulda doğdu.Ali Burak Ceylan 1.78 boyunda kumral mavi gözlü ve ikizler burcudur.
Küçükken akıllı ama bir okadarda yaramaz muzur bir çoçuktu.Sporun birçok braşını deneyimleyen Ali Burak Ceylan 14- 16 yaşında Demir sporda Başarılı bir güreşçiydi.geçirdiği rahatsızlık yüzünden Güreşi bıkratı ve hemena ardından binicilik sporuna başladı.Üniversiteyide atlar üzerine okumayı tercih etti ve KAÜ Atçılık ve Antrenörlüğü bölümünü bitirdi.Uzun yıllar dır at biniyor. Ve süreç içerisinde bir çok bedensel ve zihinsel engelli vatandaşamızın atla terapi ve reabilitasyon hizmetinde bulundu.
Ali Burak Ceylan ın bir abisi ve ablası var.Boş vakitlerinde abisinin salaş ve sade dizayn edilmiş restaurantını işletmek en büyük keyifleri arasında.
Spor yapmak,kitap okumak ve farklı kişiler tanımak Ali Burağın 3 kuralı.Gelecekte yaşlılılar ve yetim çoçuklar için diğerlerinden çok daha farklı merkezler açmak ve Kendisi içinde ,içinde atları olan bir çiftlik evi yapmak en büyük hayalleri.Farklı bir ülkede bir süre yaşamakta planları arasında.
Ali Burak Ceylan, Show TV nin yeni dizisi Kal Atışı nda , Hastanenin başaralı beyin cerrahı Oğuz Dağçakrak karakterine can verecek.
Hakan Gerçek Kalp Atışı / Doktor Sinan Tunç (Hakan Gerçek) Bahar’ın doktor babası... Kendisi gibi doktor olan babasının gölgesinde kalmış biri... Baba oğul hastanenin hissedarlarından. Ziyanur’un elinden yönetimi almak için her türlü hileyi yapmaya hazır, sahtekar. İstanbul’a taşınmak için kızını istemediği bir hayale sürüklemiş. Hatasını kolay kolay kabul etmeyen biri. Öfke kontrolü yapamıyor. Hakan Gerçek Kimdir, Kaç Yaşında? 5 Mart 1964 yılında Eskişehir'de doğdu. 1988’de Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü'nü bitirdi. Bitirdiği bölümde 1988-1990 yılları arasında Müşfik Kenter'in asistanlığını yaptı. İstanbul Akademisi, Akademi Kenter, Tiyatro Gerçek Akademi, Aydın Üniversitesi ve Haliç Üniversitesi’ nde (halen) sahne dersleri verdi. Oyunculuğun yanı sıra seslendirme de yapan Hakan Gerçek, 1986 yılında "Nice Yıllar" adlı oyunla Kent Oyuncuları'na katıldı ve 1986 yılından 2009 yılına kadar aralıksız sahne üstünde yer aldı. 2009 yılında kendi tiyatrosu Tiyatro Gerçek'i kurdu ve halen devam etmektedir. Hakan Gerçek'in Oynadığı Film ve Diziler 2016 - Kış Güneşi (Yakup) (TV Dizisi) 2013 - İçimdeki Balık (Cengiz) (Sinema Filmi) 2013 - Meddah (Sinema Filmi) 2012 - Suskunlar (Damat) (TV Dizisi) 2012 - Derin Düşün-ce (Sinema Filmi) 2010 - Çakıl Taşları (Neşet) (TV Dizisi) 2009 - Melekler ve Kumarbazlar (Selami) (Sinema Filmi) 2009 - Ezel (Kandıralı Recep Parlak) (TV Dizisi) 2008 - Vali (Komiser Tahir) (Sinema Filmi) 2005 - Döngel Karhanesi (Semai) (Sinema Filmi) 2005 - Davetsiz Misafir (Polifonik Enis) (TV Dizisi) 2004 - Bir Dilim Aşk (Handi) (TV Dizisi) 2003 - Sevdim Seni Bir Kere (Avni) (TV Dizisi) 2002 - Beşik Kertmesi (Yaman Bey) (TV Dizisi) 2000 - Çarli İş Başında (Talat) (TV Dizisi) 1997 - Ruhsar (Müfit) (TV Dizisi) 1993 - Yaz Evi (Hakan) (TV Dizisi)
Hakan Gerçek'in Rol Aldığı Bazı Oyunlar Tiyatro Gerçek
Kenter Tiyatrosu
Hakan Gerçek'in Aldığı Ödüller - 19. Sadri Alışık Tiyatro ve Sinema Oyuncu Ödülleri : Seçici Kurul Özel Ödülü “Savunma” - 2014
Fatih Dönmez FATİH DÖNMEZ (KIVANÇ YILMAZ) Ferda’nın genç kocası; yakışıklı ve bakımlı bir adamdır. Karısına karşı kibar ve aşk doludur çünkü bu onun görevidir. Kıvanç daha rahat bir yaşama sahip olmaya çalışırken belki de hayatının en büyük dersini alacaktır. Fatih Dönmez Kimdir, Kaç Yaşında? Almanya'da doğdu.İlkokuldan itibaren oyunculuğa ilgi duydu. İlk ve orta öğrenimini Kuşadası 'nda tamamladı. Daha sonra Ankara Üniversitesi DTCF'de Latin Dili ve Edebiyatı okudu ama yarım bırakarak Akademi İstanbul Tiyatro Bölümünde oyunculuk okudu.2002 de Işıl Kasapoğlu ve akademiden arkadaşlarıyla birlikte Semaver Kumpanya'nın kuruluşunda görev aldı. Semaver Kumpanya 'da 12.Gece, Murtaza, Süleyman ve Öbürsüler, Fırtına, Chamaco, Nasreddin Hoca, Bir Varmış Hiç Yokmuş, Titus, Mem ile Zin gibi oyunlarda oynadı. Aynı zamanda televizyonda Yabancı Damat, Bu Kalp Seni Unutur mu,Ustura Kemal,Vazgeç Gönlüm, Bir Aşk Hikayesi, Adı Mutluluk,Güneşin Kızları, Poyraz Karayel, Yedi yüz, Kalp Atışı gibi dizilerde ve pek çok sinema filminde oynadı. 2014 te Tiyatrokare ekibine katıldı.Halen Leyla'nın Evi ve Fosforlu Müzikali'nde oynamaktadır. Evli ve bir kız çocuğu babası olan Fatih'in oyunculuk dışındaki en büyük tutkuları kitaplar, müzik, spor ve denizdir.
Merve Çağıran MERAL (MERVE ÇAĞIRAN) Güzel, alımlı ve hayata tutkuyla bağlı bir kadındır. Bu yüzden ölümden çok korkmaktadır. İstediği hayatı kısa yoldan elde etmek için, Kerem içeriye girdikten sonra Yakup’un ilgisini geri çevirmemiştir. Ailesiyle ev diye yaşadığı dört duvar ona dar gelmektedir. Meral güçlü ve zeki biridir. Yeri geldiğinde kadınlığını kullanmaktan da çekinmeyen biri. Hissettiği gerçek duyguları içinde yaşar. Kimseye sezdirmez.
Merve Çağıran Kimdir, Kaç Yaşında? 1992 yılında Balıkesir’de dünyaya gelen Merve Çağıran, çocukluğunu daha sonra taşındıkları İzmir’de geçirmiştir. 2011 yılında İstanbul’a taşınmış ve eğitimini 35.5 Sanat Merkezi’nden almıştır. İlk kez kamera karşısına ‘’Şefkattepe’’ dizisiyle çıkan Çağıran, ‘’Elde Var Hayat’’, ‘’Kaçak Gelinler’’ dizilerinde rol aldıktan sonra 2015 yılında ‘’Tatlı Küçük Yalancılar’’ ve 2016 yılında ‘’Aşk Laftan Anlamaz’’ projeleriyle dikkatleri üzerine çekmiştir. 2017 yılında Mert Baykal’ın yönetmenliğini üstlendiği ‘’Fi’’ dizisinde ve Yusuf Pirhasan ile Aytaç Çiçek’in yönetmenliğini paylaştığı ‘’Kalp Atışı’’ dizisinde yer almıştır. Çağıran, bu hızlı yükselişinden dolayı, 2018 ‘’Pantene Altın Kelebek Yıldızı Parlayanlar’’ ödülünü kazanmıştır. 2018 yılı bitmeden de, internet dizisi olan ‘’Bozkır’’ dizisinde yer almış ve Uluç Bayraktar’ın yönetmenliğini üstlendiği, başrollerini Kıvanç Tatlıtuğ, Elçin Sangu, Alperen Duymaz, Melisa Aslı Pamuk ve İsmail Demirci’yle paylaştığı ‘’Çarpışma’’ dizisinde Meral karakterini canlandırmaktadır. İlk defa sinema kariyerine 2016 yılında başrollerini Serenay Sarıkaya ve Nejat İşler’le paylaştığı ‘’İkimizin Yerine’’ adlı filmle başlamıştır. 2018 yılında ‘’Kaybedenler Kulübü Yolda’’ filmindeki performansıyla kendisini bir kere daha kanıtlamıştır.
Merve Çağıran’ın Oynadığı Diziler 2018 Çarpışma – Uluç Bayraktar 2018 Bozkır – Bahadır İnce (İnternet Dizisi) 2017 Kalp Atışı – Yusuf Pirhasan, Aytaç Çiçek 2017 Fi – Mert Baykal (İnternet Dizisi) 2016 Aşk Laftan Anlamaz – Bahadır İnce, Müge Uğurlar 2015 Tatlı Küçük Yalancılar – Cem Karcı 2014 Kaçak Gelinler – Kerem Çakıroğlu 2011 Elde Var Hayat – Sadullah Şentürk 2010 Şefkattepe – Abdülkadir Ceylan Ede
Merve Çağıran’ın Oynadığı Filmler 2018 Kaybedenler Kulübü Yolda – Mehmet Ada Öztekin 2016 İkimizin Yerine – Umur Turagay
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:15 fragmanlife Cesur Yurek Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Cesur Yurek Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Yapımcılığını Fark Film'in üstlendiği dizinin başrollerini; Onur Tuna, usta oyuncu Hüseyin Avni Danyal ve güzelliği kadar oyunculuğuyla da ses getiren Ruveyda Öksüz yer alıyor.
Cesur Yürek'te yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şeyi olmayan Ömer Korkmaz karakterine can verecek olan Onur Tuna, ailesi, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadele içine girecek. Ruveyda Öksüz'ün canlandırdığı Berrin karakterinin hayattaki en büyük ikilemi ise, idealist bir hukukçu olmasına rağmen, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olmasıdır...
Bölgesel sorunları ve uluslararası siyaset ve stratejileri de konu edinen "Cesur Yürek"in yönetmenliğini Kudret Sabancı yaparken, senaryosunu Cüneyt Aysan ve Ozan Aksungur kaleme alıyor.
Onur Tuna Cesur Yürek / Ömer Korkmaz (Onur Tuna) Yeraltı dünyasının hüküm sürdüğü günlerde, terk derdi adalet olan Ömer Korkmaz, mahallesi ve arkadaşları için büyük bir mücadelenin içine girer. Yüreğinden ve bileğinden başka güvenecek hiçbir şey bulamayan Ömer, zalimlere karşı onların anlayacağı dilden konuşmanın tek çare olduğunu görür. Kendi halinde bir balıkçının hak arama mücadelesiyle başlayan serüveni onu, olduğu yerde adalet dağıtan bir kabadayıya dönüştürecektir.
Onur Tuna Kimdir, Kaç yaşında? Onur Tuna 2 Temmuz 1985 Çanakkale doğumludur. Ege Üniversitesi Devlet Türk Musikisi Konservatuarı Ses Eğitimi Bölümü'nden mezun olmuştur. Okul yıllarında lisanslı olarak voleybol ve basketbol oynamış ve İzmir’de dört sene mankenlik yapmıştır. Ekranlara ilk adımını 2011 yılında Hayat Devam Ediyor adlı diziyle atmıştır.
Onur Tuna’nın Oynadığı Diziler Filinta / Filinta Mustafa / 2014
Hayat Devam Ediyor / Siraç Bakırcı / 2011
Cesur Yürek / Ömer / 2016
Onur Tuna’nın Oynadığı Filmler Bir Küçük Eylül Meselesi / Atıl / 2014
Rüveyda Öksüz Cesur Yürek / Berrin(Rüveyda Öksüz) Genç ve idealist bir avukat olan Berrin, hayatını hukuk mücadelesine adamıştır. Adaletin ancak hukuk devleti ilkeleriyle sağlanabileceğine inanır. Hukuk sistemi dışında kalan hak arayışlarının zorbalığa ve adaletsizliğe yol açacağına bütün kalbiyle inanan Berrin için, aşık olduğu adamın adaleti kendi elleriyle dağıtmaya karar vermiş bir kabadayı olması yaşayacağı en büyük ikilemdir.
Rüveyda Öksüz Kimdir, Kaç Yaşında? Miss Turkey 2013 birincisi olan Ruveyda Öksüz 24 Mayıs 1994 İstanbul doğumludur. Aslen Rizeli olan Ruveyda Öksüz, İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Astronomi ve Uzay bilimleri öğrencisidir. Türkiye'yi Miss World 2013'te Endenozya'nın Bali Adası'nda yapılan yarışmada temsil etti. 2014 yılında Tayfun Güneyer'in yazıp yönettiği, Yusuf Çim ve İsmail Filiz ile birlikte başrolü paylaştığı Ezra dizisinde Gazzeli tıp öğrencisi Ezra karakterini canlandırmıştır.
Rüveyda Öksüz’ün Oynadığı Diziler Ezra / Ezra / 2014
Sen Benimsin / Nağme / 2015
Cesur Yürek / Berrin / 2016
Saydam Yeniay Cesur Yürek / Enver Bey (Saydam Yeniay) Enver Bey’e göre adalet, ancak ve ancak büyük devletlerin yaşadığımız bölgeden kovulmasıyla tesis edilebilir. Türk devletinin yetiştirdiği en parlak istihbaratçılardan biri olan Enver Bey, büyük devletlerin sömürü düzenini bozmadan ne ülkesinde ne de orta doğu coğrafyasında adaletin hüküm süremeyeceği görmüş, bu uğurda mücadele edebilmek için ailesi dahil her şeyden vazgeçmiştir. Devletin çıkarlarını tehlikeye atmamak için yeraltına çekilmiş, resmi bir unvanı, kimliği olmadan mücadelesini sürdürmektedir.
Saydam Yeniay Kimdir, Kaç Yaşında? 24 Mart 1965 doğumlu olan Saydam Yeniay Hacettepe Üniversitesi, Ankara Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nü okumuştur. Mezun olduktan sonra, Devlet Tiyatrolarında göreve başlayan oyuncunun ilk görev yeri Diyarbakır Devlet Tiyatrosu olmuş ve ardından Diyarbakır Devlet Tiyatrosu'nun kuruluş çalışmalarında oyuncu ve yönetmen olarak çalışmalar yapmıştır. Daha sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu'na tahin olmuştur. Uzun yıllar Çanakkale18 Mart Üniversitesi, Sahne Sanatları ve Görüntü Sanatları Bölümü’nde rol dersi hocalığı yapmıştır.
Saydam Yeniay’ın Oynadığı Diziler Cesur Yürek / Enver Bey / 2016
Karagül / Cemal / 2014
Kod Adı Reaksiyon / 2014
Bir Çocuk Sevdim / Bekir / 2011
Leylan / Ayhan / 2007
Kurtlar Vadisi Pusu / 2010
Yaşanmış Şehir Hikayeleri / Cavit / 2006
Seni çok Özledim / Kemal Hoca / 2005
Vay Anam Vay / Ekrem / 2001
Tanrı Misafiri / Tuna / 1993
Şehnaz Tango / Erdoğan / 1994
Hakan Yufkacıgil Cesur Yürek /İskender Tatar (Hakan Yufkacıgil) Tatar Ahmet varisi olan İskender, alemde acımasızlığıyla nam salmıştır. İşlerine çomak sokmaya başlayan Ömer’i önceleri hafife alan İskender kısa zamanda karşısında dişli bir rakip olduğunu anlar. Adı gibi bir fatih olması için babası Tatar Ahmet tarafından özel olarak yetiştirilmiş olan İskender, yer altı dünyasının en büyüğü olmak istemektedir. Bu yoldaki en büyük rakibi ve düşmanı Ömer Korkmaz’ı yok etmek için İskender’in en büyük kozu, hiçbir değere, ilkeye, kutsala bağlı olmamasıdır.
Hakan Yufkacıgil Kimdir, Kaç Yaşında? Hakan Yufkacıgil, 1 Ocak 1980 tarihinde İstanbul’da doğmuştur. Bursa Devlet Tiyatro’sunda kursiyer olarak tiyatro hayatına başlamıştır. 2010 yılında “Av Mevsimi” adlı filmde Şener Şen ile birlikte rol almıştır. Yakın arkadaşları ile beraber kurmuş olduğu “Tiyatro Oyun Kumbarası” vardır ve 2012 yılında Oyun Kumbarası adı altında bir oyun sergilemişlerdir. Hakan Yufkacıgil, 23 Aralık 2014 tarihinde TRT ekranlarında başlayan “Filinta” dizisinde Sansar Cemil Karakterini canlandırmıştır.
Hakan Yufkacıgil’in Oynadığı Diziler Cesur Yürek / İskender / 2016
Filinta “Bin Yılın Şafağında” / Sansar Cemil / 2015
Yasak / Ali Fuad / 2014
Filinta “Bir Osmanlı Polisiyesi” / Sansar Cemil 2014
Eve Düşen Yıldırım / 2012
Umutsuz Ev Kadınları / Bora / 2011
İyilik Kervanı / Sefa / 2008
Kollama / 2008
Akasya Durağı / Olgay / 2010
Son Tercih / Akın / 2007
Sessiz Fırtına / Orhan / 2007
Çemberimde Gül Oya / Sadık / 2004
Hakan Yufkacıgil’in Oynadığı Filmler
Gece / Nahit / 2014
Uzun Yol / Fariz / 2013
Beni Unutma / Kaan / 2011
Av Mevsimi / 2010
Rıza Akın HİKMET KARA (RIZA AKIN) Çifthanlı ailesinin, köşkünün kahyasıdır. Karısı Safiye ve oğlu Metin ile köşkte yaşamaktadır, eşi Safiye de mutfakta çalışıyordur. Olcay Çifthanlı’nın eli koludur, her zaman onun emrindedir. Sadık ve güvenilir bir adamdır. Çifthanlı ailesi için yapamayacağı şey yoktur. İnsan sarrafıdır, herkese kolay inanmaz.
Rıza Akın Kimdir, Kaç Yaşında? Erzincanlı bir ailenin çocuğu olarak 1957 yılında Adana da doğdu. Tiyatroyla ortaokul yıllarında tanıştı. Tiyatro için taşındığı Ankara’da iletişim okudu. 40’dan fazla film ve dizide oyuncu olarak görev aldı. Altın portakal da yardımcı erkek oyuncu ödülü de bulunan oyuncunun görev aldığı filmlerin tamamına yakını ulusal ve uluslararası filmlerden ödülle döndü. TV dünyasında Kardeş Payı dizisindeki Tahsin Özdemir karakteriyle tanınan oyuncu Yuvamdaki Düşman’da ‘’her şeyi bilen’’ Hikmet’i canlandıracak. Halen Adana Altın Koza ve Rotterdam film festivallerine danışmanlık yapmaktadır.
Rıza Akın’ın Oynadığı Diziler Yuvamdaki Düşman / Hikmet / 2018
Maral: En Güzel Hikayem / Muhsin Usta / 2015
Kardeş Payı / Tahsin Özdemir / 2014
Alev Alev / 2011
Tövbeler Tövbesi / Hasan Akdağ / 2011
Kılıç Günü / Nazım / 2011
Sonbahar / Halil / 2010
Hesaplaşma / Ahmet Ağabey / 2009
Masumlar / Vehbi Başar / 2009
Samanyolu / Halil / 2010
Kalpsiz Adam / Şevket / 2008
Beyaz Gelincik / Resul / 2005
Rıza Akın’ın Oynadığı Filmler Küçük Günahlar / 2011
Oğul / Musa Emmi / 2010
Saç /Musa / 2010
Karanlıktakiler / Ramiz / 2009
Neşeli Hayat / Ahmet Bal / 2009
Kırk / Ahmet Ağabey / 2008
Süt / Ali Hoca / 2008
Tatil Kitabı / Ambulans Şoförü Rıza / 2006
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.17 20:08 fragmanlife Yeni Gelin Dizisi Hikayesi ve Oyunculari

Yeni Gelin Dizisi Hikayesi ve Oyunculari Şehirli genç bir kızın yeni gelinlik hallerini konu alan Yeni Gelin'de başrolleri Jessica May ve Tolga Mendi paylaşıyor. Dizide Mustafa Avkıran, Dağhan Külegeç, Sema Keçik, Lale Başar, Renan Bilek, Yonca Şahinbaş, Burçin Bildik, Zeynep Kankonde, Esin Gündoğdu, Murat Kocacık ve daha birçok ünlü oyuncu da yer alıyor. Dizisinin senaryosunu Ersoy Güler yönetmenliğini ise Tülay Kocatürk ve Ersoy Güler üstleniyor.
Jessica May Yeni Gelin/Bella Öztürk/Jessica May “Yeni gelin, sevdalı gelin, saf, masum, biçare gelin...”
Türkiye Büyük Elçisi bir babayla, yüksek sosyete bir annenin İspanya’da dünyaya gelmiş biricik kızıdır. Bilgili ve görgülü olmasının yanı sıra aşırı sevecen, cana yakın ama bir o kadar da sakardır. Hayatının aşkının terkesine atlayıp Çukurova’ya kadar gözü kapalı gelmiştir. Konaktaki şer ittifakı gözünü açacak diye beklenirken onun gözleri, aşktan daha bir kör olmuştur. Ona göre herkes özünde iyi insandır. Şer ittifakının başı Möhteber bile... Onun iyiliği, herkesi iyi etmeye yetecek midir?
Jessica May Kimdir, Kaç Yaşında? Jessica May, 5 Aralık 1993 yılında Paranacity'de doğdu. Kitap okumak ve ata binmeyi seven Jessica, 1.75 boyunda, yeşil gözlü ve yay burcudur.
Biyolojik Bilimler Bölümü'nü kazanan Jessica May, kariyerine model olarak devam etmek için eğitim hayatına ara verdi
Köpekleri çok seven Jessica May, özellikle sokak köpeklerine elinden geldiğince bakmaya çalışıyor. En büyük hayallerinden biri sokakta bulduğu köpeklerden bir hayvan çiftliği kurmak.
15 yaşına kadar çiftlikte büyüyen Jessica'nın öğretmen olan annesi ve çiftçi olan babası Brezilyalıdır. Ayrıca veterinerlik okuyan bir erkek kardeşi vardır.
Türkiye'yi gezmekten ve farklı kültürleri tanımaktan keyif alan Jessica'nın farklı şehirleri görmek, sıcak ilişkiler kurmak yapmak istediği planları arasında.
Jessica May, Show TV'nin yeni dizisi Yeni Gelin'de, Türkmen Aşireti'ne gelin giden genç bir kızı oynayacak.
Tolga Mendi Yeni Gelin/Hazar Bozok/Tolga Mendi “Hikayemizin Romeo’su, Çukurova’nın modern ağası...”
Bella’nın prensi, Bozok Aşireti’nin varislerinden biridir. Doğduğu toprakların gözü pekliğini, yüreği karalığını almış; dayatmalarına ise her daim karşı çıkmıştır. Öyle ki, bir anda vurulduğu yarı İspanyol Bella’yı takıp koluna konağa gelin diye getirmiştir. Hazar, ölümüne aşık; ailesi ölümüne inatçı. Ama Hazar daha inatçı. Çünkü ona göre aşk, her savaşı mutlak zafere taşıyacaktır.
Tolga Mendi Kimdir, Kaç Yaşında? 23 Mart 1993 yılında doğan Tolga Mendi, 1.86 boyunda, 80 kilo ve Koç burcudur. İlgi alanları; fitness, sinema ve tiyatrodur.
İsmail Safa Özler Almanca Anadolu Lisesi'nden mezun olan başarılı oyuncu daha sonra Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği'nde okumaya başlamıştır.
2 dönem oyunculuk eğitimi alan Tolga Mendi, Show TV'de Acı Aşk dizisinde yer almıştır. Tolga Mendi, Yeni Gelin'de Hazar karakteriyle izleyicilerinin karşısına çıkacak.
Mustafa Avkıran Yeni Gelin/Kalender Bozok/Mustafa Avkıran “Bozok Aşireti’nin Mezopotamya Yürekli Türkmen Reisi…”
Dağ gibi, kale gibi dimdik dursa da, evlatları için kireç taşı misali ufalanır yüreği… Koca aşireti, tek lafıyla hizaya sokar sokmasına da, üç kadınla baş etmek kolay mı? Hem de biri Kürt, biri Arap, biri de Laz… Mezopotamya yürekli dediysek boşuna demedik…
Mustafa Avkıran Kimdir, Kaç Yaşında? 1963 yılında Gaziantep’te doğdu. 1983 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Mezun olduktan sonra İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda çalışmaya başladı. Bir yandan da Mimar Sinan Üniversitesi Devlet Konservatuarı’ndaki yüksek lisansını tamamladı. Mustafa Avkıran, 1987 yılında ‘Küçük Prens’ oyununda başladığı yönetmenlik hayatına İstanbul, Van, Ankara, Antalya, Bursa ve Trabzon Devlet Tiyatroları, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları, Bakırköy Belediyesi Şehir Tiyatrosu’nda devam etti. 1993-1995 yılları arasında Antalya Devlet Tiyatrosu’nda müdürlük yaptı. Sanat üretimiyle uzun yıllarını geçirdiği Devlet Tiyatroları’nda yaptığı işlerle; birçok ödül kazandı. 1995 yılında ilk sinema filmi, ‘Sokaktaki Adam‘ ile 32. Altın Portakal Film Festivali'nde ve 18. Siyad Türk Sineması Ödülleri’nde En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu ödülünü aldı. Bu filmi, sonrasında ‘Cumhuriyet’, ‘Kayıkçı’, ‘İstanbul Kanatlarımın Altında’, ‘Hayatının Tek Yolculuğu’, ‘Mutluluk’, 'Av Mevsimi’, ‘Hadi baba Gene Yap’ ve ‘Delibal' gibi başarılı filmler takip etti. Mustafa Avkıran’ın Oynadığı Diziler Yeni Gelin/Kalender Bozok/2017 Filinta/2015 Sevdam Alabora/2015 Kaçak/2013 Kuzey Güney/2011 Karakol/2011 Yaprak Dökümü/2009 Ezo Gelin/2006 Kayıt Dışı/2005 Beni Bekledinse/2003 Kınalı Ka2002 Kurşunkalem/2000 Yılan Hikayesi/2000
Dağhan Külegeç Yeni Gelin/Kağan Bozok/Dağhan Külegeç “Bozokların en büyük varisi, kardeşinin gölgesini yırtmaya çalışan bir büyük abi… ”
Şirketlerin ve işlerin yükü onun üzerindedir. İçten içe hep kardeşi Hazar’ı kıskanmıştır. Çünkü Hazar, onun yaşayamadığı hayatı yaşamaktadır. Kağan ise hiçbir zaman Hazar gibi isteklerinin ve tutkularının peşinden gidecek gücü kendinde bulamamıştır. Her ne kadar Hazar’ı yerden yere vursa da, Hazar’ın başı tehlikeye girdiğinde ilk o koşar, yardımına.
Dağhan Külegeç Kimdir, Kaç Yaşında? Dağhan Külegeç, 18 Ekim 1978 yılında İstanbul'da doğmuştur. Eğitimini İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesinde tamamlamıştır. 2002 yılında G.A.G. programında yardımcı yönetmen, 2003 yılında ise Over Game adlı bilgisayar oyunu programında sunucu olarak çalıştı. Genç oyuncunun rol aldığı ilk tv dizisi, 2003-2004 yılları arasında kadrosunda bulunduğu Lise Defteri oldu. Serhat karakterini canlandırdığı Lise Defteri’nde 27 bölüm oynayan Külegeç, bu dizinin sona ermesinin ardından kadrosuna katıldığı Hırsız Polis dizisinde canlandırdığı Jilet karakteri ile 2005-2006 yılları arasında sevenlerinin karşısına geçti. Dağhan Külegeç’i asıl popülerliğine kavuşturan yapım ise, 2007 yılında başlayan ve 2011 yılına kadar devam ettiği Kavak Yelleri dizisi olmuştur. Bu projeden sonra 2014 yaz sezonunda Kiraz Mevsimi adlı dizide rol almış, aynı dönemde Ayşe Erbulak ile birlikte Erbulak Oyunculuk ve Yazarlık Evi’ni kurmuşlardır. 11 Mart’da Show TV ekranlarına gelecek Yeni Gelin dizisinde Kağan karakterini canlandırmaktadır.
Sema Keçik Yeni Gelin/MöhtebeSema Keçik “Kalender’in ilk karısı; şeytanın pabuç tedarikçisi, alicengiz oyunlarının oyun kurucusu… ”
Kalender’in ilk göz ağrısı... Mecazi değil, Möhteber, gerçekten Kalender’in dinmek bilmeyen ağrısıdır. En çok da baş ağrısı... Bozok’ların düşmanı Duran Aşiretindendir. İki düşman aşirete barış köprüsü olacağına tüm köprüleri yakmıştır. Artık hayattaki en ulvi amacı -kendi tabiriyle bela gelin- Bella’yı bir an önce konaktan def etmektir.
Lale Başar Yeni Gelin/Kamilla Öztürk/Lale Başar “Avamlık, cehalet ve köylülük düşmanı. Sosyetenin Çukurova’da parlamaya çalışan neferi”
Bella’nın asilzade annesi, tam bir İspanyol hanımefendisidir. Otoriter yapısından mütevellit kocası ve kızının bütün haklarına el koymuş, onlar üzerinde her konuda söz sahibi olmuştur. Bella, Hazar’la evlenerek bu ipoteği hayatının üzerinden kaldırsa da kurtuluşu hiç kolay olmayacaktır. Çünkü hiçbir kavga, Kamilla daha son sözünü söylemeden bitemez.
Renan Bilek Yeni Gelin/Kamil Öztürk/Renan Bilek “Devletlerin temsilcisi, kendi hayatının sadece izleyicisi...”
İlk görev yeri olan İspanya’da hayatının aşkı Kamilla’yla tanışmış, bu vesileyle de prensesimiz Bella’nın babası olmuştur. Kamil yıllarca kılıbıklığın doruklarında yaşamış, sosyal hayattaki statüsünü eve girerken portmantoya asmak zorunda kalmıştır. Kim bilir belki Çukurova’da esen rüzgar, Kamil’e iyi gelir, ona taa derinlere gömdüğü maçoluğu hatırlatır.
Yonca Şahinbaş Yeni Gelin/Asiye/Yonca Şahinbaş “Kalender’in son karısı, Bella’nın gözdeşen kaynanası”
Kocasını da, oğlu Hazar’ı da kimselerle paylaşamaz o. Karadeniz’in koca dalgalarıyla besler hem inadını hem de kıskançlığını. Bella’yla Hazar’ın divane aşkına dellenip de ortalığı birbirine katacak, Bella’ya değil konağı, koca Çukurova’yı dar edecektir. Memleketinin tabiriyle, çok fena garıdur haaa!
Zeynep Kankonde Yeni Gelin/Ayşe/Zeynep Kankonde “Kalender’in ortanca karısı; konağın işveli, cilveli, şuh kahkahası…”
Valla ondaki özgüven kimsede yok, bizden demesi... Kocasını iki kadınla daha paylaşsa da pastanın en büyük payını kendisinin aldığına inanır. Kadınlığını, bir cephanelik gibi kullanıp o pastadan o payı alır. Hayattaki ulvi amacı, Möhteber’e yanaşıp Asiye’yle aşık atmaktır.
Zeynep Kankonde Kimdir, Kaç Yaşında? Zeynep Kankonde, 1 Nisan 1980 Eskişehir doğumludur. Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları bölümünde oyunculuk eğitimi almıştır. Birçok sinema,tiyatro ve tv projesinde görev almıştır. Deniz Çakır ile birlikte yer aldığı 'Bütün Kadınların Kafası Karışık' adlı tiyatro oyunu İstanbul başta olmak üzere, birçok ilde seyirci karşısına çıkmaya devam etmektedir.
Zeynep Kankonde Oynadığı Diziler 2017/Yeni Gelin 2016/Altınsoylar 2015/Tutar Mı Tutar 2015/Kiraz Mevsimi 2014/Ulan İstanbul 2013/Kayıp 2012/2 Yaka 1 İsmail
Zeynep Kankonde Oynadığı Filmler 2016/Görümce/Kıvanç Baruönü 2016/Bir Baba Hindu/Sermiyan Midyat 2016/Dedemin Fişi/Meltem Bozoflu 2015/Senden Bana Kalan/Abdullah Oğuz
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 22:16 fragmanlife Muhtesem ikili dizisi konusu ve oyunculari

Muhtesem ikili dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Biri Anadolu diğeri Avrupa Yakasının en iddialı Organize Şube komiseri olan herkesin soyadı ile hitap ettiği Mert Barca ile Mustafa Kerim Can, teşkilatta bilinen adı ile MKC bir uyuşturucu operasyonu için bir araya gelmek zorunda kalırlar. Operasyon Barca’nın cesareti, MKC’nin zekası ile başarı ile sonuçlanırken, yıllardır birbirinden uzak durmaya çalışan bu iki adam ortak bir düşman edinmiş olur. İki polis, birbirleriyle olan sorunlarını bir kenara bırakmak ve ortak düşmanlarına karşı birlikte savaşmak zorunda kalırlar. Düşmanları çok güçlü, mücadeleleri zorludur ama birbirlerine tahammül etmeleri daha zor olacaktır.
İş hayatında oldukça başarılı iki komiserden Barca, kaybettiği karısının yasını tutarken, MKC ise büyük bir aşkla bağlı olduğu ancak ayrıldığı eski karısını aklından çıkaramamıştır. Barca ve MKC, bir yandan özel hayatlarında aldıkları yaraları sarmak için çabalarken bir yandan da düşmanlarını alt etmek için beraber çalışacaklardır.
Yapım: TMC
Yapımcı: Erol Avcı
Yönetmen: M.Çağatay Tosun
Senaryo: Başar Başaran, Emre Özdur Uygulayıcı
Yapımcı: Engin Sarıal
Müzik: Hasan Özsüt,Işıl Özsüt
Görüntü Yönetmeni: Selim Demiratar
Sanat Yönetmeni: Burhan Türk
2.Yönetmen: Filiz Adıgüzel
Kostüm Tasarım: Yasemin Akdaş Tekel
Oyuncular: İbrahim Çelikkol (Barca), Kerem Bürsin (Mustafa Kerim Can), Özge Gürel (Nilüfer), Öykü Karayel (Yağmur), Engin Şenkan (Feridun Barca), Zafer Algöz (Yüksel), Bora Koçak (Semih Karan), Sabahattin Yakut (Volkan Önder), Özbek Kaplan (Metin Meriç), Alper Baytekin (Saffet), Gökay Müftüoğlu (Hasan), Onur Ayçelik (Barbaros), Su Demirel (Yasemin), Fatih Odabaş (Mehmet Kaan Can), Erden Alkan (Sabri Hoca), Alptekin Ertürk (Bekir Hazan)
İbrahim Çelikkol Mert Barca
Mert Barca ya da emniyette tanındığı ismi ile Barca, Anadolu Yakası Organize Şube’nin en iyi polisi. Oldukça yakışıklı ama bir o kadar da dış görünüşünü önemsemeyen bir adam. Geçmişte ona düzenlenen bir suikastta karısını ve doğmamış bebeğini kaybetmiş. Karısının ve çocuğunun katili bulunmamış. Organize şubeden emekli babası dışında kimsesi yok. İşi ve karısının intikamı her şeyi.
Kerem Bürsin Mustafa Kerim Can
Mustafa Kerim Can, MKC olarak tanınan, Avrupa Yakası Organize Şube’nin en iyi polisi. Zenginliği ile tanınıyor ama bu zenginliğinin nerden geldiğini kimse bilmiyor. Huysuzluğu ve söylenmesi ile ünlü, bir de gözü karardığında delice bir güce kavuşmasıyla. Şıklığına önem veren, bakımlı bir adam. Her şeyi de kendisi kadar ciddiye alıyor. Boşandığı eski karısı Yağmur’a hala aşık. Oğlu Mehmet Kaan Can’a çok bağlı.
Özge Gürel Nilüfer
Nilüfer, MKC’nin kız kardeşi. Tam bir özgür ruh. MKC ile başa çıkabilen tek, ona laf yetiştirebilen son kişi. Güçlü, akıllı, güzel ve çekici bir kadın. Kendi işinin başında. Abisine eyvallahı yok. Küçük yaşta annesi ve babası boşanınca annesiyle yaşadığı için onun huylarına sahip. Annesi gibi bir İstanbul kızı. Baba eksikliğini ise her zaman içinde taşımış.
Öykü Karayel Yağmur
MKC’nin eski karısı, oğlu Mehmet Kaan’ın annesi. Başarılı bir avukat. İnatçı, başarı azmi olan bir kadın. MKC nin aşırı kontrolcülüğüne boyun eğecek bir karakter değil. O yüzden boşanmışlar. İçten içe hala MKC‘yi sevse de MKC değişmediği sürece onu hayatına kabul etmeye niyeti yok.
Engin Şenkan Feridun Barca
Mert Barca’nın emekli emniyet amiri babası. Polislik yılları başarılı operasyonlarla geçmiş bir eski kurt. Oğlu için endişeli. Organize şubede çalışmanın ne demek olduğunu biliyor. Barca içini açsa, oğlunun yanında olmak istiyor ama mesafeli bir ilişkileri var.
Zafer Algöz Yüksel Amir
Yüksel, Barca ve MKC’nin bağlı olduğu organize şubenin amiri. Çok komik olmasının yanı sıra yeri geldiğinde de çok ciddi bir insan. Bütün organize şubeyi kontrol eden Yüksel, konu MKC ve Barca’ya geldiğinde tansiyon aletini yakınında tutmak ister. Buna rağmen onlardan ayrı kalamaz çünkü onları iyi tanıdığı için onlardan nasıl faydalanacağını en iyi o bilir. Yüksel, Barca ve MKC’nin zayıf noktalarının da farkında, güçlü yanlarının da.
Eren Hacısalihoğlu Demiray Hazan
Demiray Hazan, uluslararası bir yasa dışı kaçakçılık kartelinin Türkiye’deki hareketlerini yönetmektedir. Varlığı bilinmektedir ama kendi adamlarından ve bağlı olduğu kartelin üst düzey yöneticilerinden başka yüzünü gören kimse olmadığı gibi kayıtlarda ismi de geçmemektedir. Babası Bekir Hazan ise, MKC ve Barca sayesinde başarısızlıkla sonuçlanan bir uyuşturucu kaçakçılığı işinden sonra örgüt tarafından cezalandırılır.
Barca yavaş yavaş Nilüfer’e olan duygularından emin olmaya başlar. MKC ise, her zamanki gibi yalnızlığı ile baş başadır. MKC’nin tüm zayıf noktalarını bilmekte olan Ahsen onun bu yalnızlığından faydalanıp ona yaklaşır. Fakat Barca ve Nilüfer’in yakınlaşmaya başladıklarını fark edince oku onların aşkına çevirir. Ahsen’in Muhteşem İkili’nin mutlu olmasına tahammülü yoktur…
Barca’ya Ahsen’den gelen telefondan sonra artık Muhteşem İkili Ahsen’in çok yakınlarında olduğundan emindir. Ama Ahsen neden iletişim kurmamaktadır? Muhteşem İkili’nin gündemini bu meşgul eder. Yılbaşı akşamı Feridun bütün aileyi bir arada toplayacaktır. Ahsen ise iyice yakınlaşmış olan Barca ve Nilüfer’in arasını bozmak için yeni planlarla sahneye çıkar. Arka arkaya cinayetler işleyen boksör ise Barca ve MKC’nin ilgilendikleri diğer gizemli konudur.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 21:49 fragmanlife Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari

Hayat Sarkisi dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Mudanya yakınlarındaki Işıklar Köyü'nde doğup büyümüş olan Bayram ve büyürken tek arkadaşı olan kan kardeşi Salih, aralarındaki bir anlaşmazlığı tatlıya bağlamak için çocukları Melek ile Kerem’i küçük yaşta nişanlarlar ve çocuklar büyüyüp evlenme çağına gelene kadar da farklı şehirlerde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.
İki çocuk sahibi olan Bayram, ailesi ile yerleşmiş olduğu İstanbul’da işlerini geliştirip büyük bir servete sahip olsa da verdiği sözü unutmaz. Genç oğlu Kerim’i üniversiteden mezun olduğu gün yanına alarak Işıklar Köyü'nde iki kızı, Hülya ve Melek ile yaşayan Salih’in kapısını çalar. Salih de verdiği söze sadıktır ve Bayram’ın gelişi ile çocukların düğün kararını kesinleştirirler. Oysa her iki ailenin çocukları geçen yıllar içerisinde kendilerine ait birer hayat kurmuş ve farklı sevdalara ve hedeflere yönelmiştir. Gençler kendi aralarında bu mecburi evlilikle ilgili kararlar alıp, buldukları çözümlerle rahatlasalar da; hiç hesaba katmadıkları Hülya’nın planları çoktan devreye girmiştir.
Yapım : Most Production Yapımcı : Gül Oğuz Uygulayıcı Yapımcı : Soner Güven Genel Koordinatör : Gülay Budak Mercan Yönetmen : Cem Karcı Senaryo : Mahinur Ergun Görüntü Yönetmeni : Aras Demiray Genel Sanat Yönetmeni : Emine İnan Sanat Yönetmeni : Pınar Yavuz Oyuncular : Burcu Biricik (Hülya), Birkan Sokullu (Kerim), Tayanç Ayaydın (Hüseyin), Ecem Özkaya (Melek), Ahmet Mümtaz Taylan (Bayram), Seray Gözler (Süheyla), Deniz Hamzaoğlu (Kaya), Pelin Öztekin (Zeynep), Deniz Altan (Bade), Aydan Taş (Nilay), Olgun Toker (Mahir), Almila Bağrıaçık (Filiz), Serap Önder, Pınar Hamzaoğlu (Ceylan), Sibel Melek Arat (Küçük Hülya), Taha Yusuf Tan (Küçük Kerim), Aden Duru Orak (Küçük Melek), Elif Sevinç (Küçük Nilay)
Ahmet Mümtaz Taylan Bayram Cevher
Ailenin başı. Becerikli, çok zengin bir madenci. Mudanya köyleri kökenli, hafif lehçeli, dediği dedik bildiğini okuyan tipik sert baba figürü. Heyecanlı, tutkulu, çapkın, aynı zamanda karısından çekinen, aile düzenine aşırı önem veren, evini de şirketlerini de mutlak bir hakimiyetle yöneten, çizginin dışına çıkan olunca köpüren , ailesi ile çatışmalar sertleşince kopma noktalarına gelmeden anında geri basan bir tip. Oğullarına aşırı düşkün, bunu onları kendisine körü körüne tabi etmeye çalışarak gösteriyor! Enerjik, sinirli, kolay parlayan ama kolay geri basan, hareketli ve girdiği yere anında hakim olan insanları avucuna alan, çok kızsa da elinden olmadan insanın sevdiği bir tip.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Ankara / 12.09.1965
EĞİTİM DURUMU : Hacettepe Üniversitesi - Tiyatro
Seray Gözler Süheyla Cevher
Bayram’ın eşi. Kerim ve Hüseyin’in anneleri. Mudanya zenginlerinden bir ailenin kızı. Bir tek ablası hayatta. Lise mezunu ev kadını. Çok alımlı. Kendi serveti de var, ancak kocasına çok saygılı ve geleneksel bir eş rolünde. Bayram’dan çok çekiniyor ama canına tak ettiğinde veya çocukları söz konusu olduğunda tavır koyuyor. Hamarat, yemek vs. konusunda master derecesinde bilgili. Çekinmeden girer, yemek yapar. Hizmetçilere çok hakim. Telaşe memuru çok heyecanlı, duygulu, sulu göz, sürekli kaygılı ve yüreği ağzında bir hayatı var kocası yüzünden. Tatlı bir kadın. Kalbi altın gibi. Dindar. Arada gelinlere yetkilerini acımasızca kullanır her kayınvalide gibi ve kendi hükmetme alanına kimse burnunu sokamaz. Şık giyinir.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Adana / 27.09.1961
EĞİTİM DURUMU : Mimar Sinan Üniversitesi - Tiyatro
Birkan Sokullu Kerim Cevher
Evin yakışıklı küçük prensi. Çok şımartılmış. Varlığın içine doğmuş, bilime meraklı, baba zoru ile Berlin’de maden mühendisliği okurken, birinci sınıf sonunda rotayı çevre mühendisliğine çevirmiş. Doğal hayat sever, masasını ve okumayı da çok sever, bilimsel alanda kariyer yapmaya kitaplar yazmaya odaklı. Bu tutkusuna engel olabilecek her şey sinirini bozuyor. 19. yüzyıl aristokrat adamları gibi yaşıyor. Aşk ilişkileri, teflon gibi üzerinden akıyor. Duygusal olarak derinlemesine bağlanmayı bilmiyor. Hülya ile anlaşmalı bir evlilik yapıyor ve ona duyduğu aşk ile öfke arasında gidip gelerek geçiyor yaşamı.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 06.10.1985
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo - TV Programcılığı
Burcu Biricik Hülya Çamoğlu Cevher
Salih’in küçük kızı, Bayram’ın gelini, Kerim’in karısı. Kerim’e 8 yaşından beri aşık. Daha gençken yoksullukla bilenmiş, içi isyan ve öfke dolmuş. Hülya çok zengin ve yenilmez olmaya yemin etmiştir ve bu yolda ne gerekiyorsa yapacaktır. Çeşitli entrikalarla Kerim ile evlenmeyi başarır; ancak bu zoraki evlilik ona büyük acılar getirecektir. Çok zeki, çekici ve tehlikeli bir kadın. Kerim için nefes alır. Gözü kara bir aşk duyar kocasına.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : Antalya / 04.05.1989
EĞİTİM DURUMU : Ege Üniversitesi - Arkeoloji
Tayanç Ayaydın Hüseyin Cevher
Büyük oğul. Çok güvenilir, zeki, yakışıklı, duygusal zekası da gelişmiş iyi eğitim almış; hem sahada hem teoride bilgisi olan bir iş adamı. Babasının projesi. Küçük yaşlarda hiçbir taviz verilmeden iş alanında yetiştirilmiş, sorumluluk verilmiş. Kendi yaşamını hep ikinci planda tutmuş, ailenin ve şirketin çıkarları için yaşamış. Zeynep ile evli bir çocukları var.
Ecem Özkaya Melek Çamoğlu
Hülya’nın ablası. Kendisini tüm ailenin annesi yerine koymuş. Annesi hastaymış ve erken ölmüş. Hülya’nın hayallerini desteklemiş, ikinci planda kalsa da içinde tutkulu ve hayat dolu bir kadın var. Güzel, derinlikli, çok becerikli, duygulu bir kadın. Kırda küçük bir lokantası var.
BİYOGRAFİSİ:
DOĞUM YERİ – YILI : İstanbul / 25.06.1988
EĞİTİM DURUMU : Maltepe Üniversitesi - Radyo ve Televizyon
Pelin Öztekin Zeynep Cevher
Hüseyin’in karısı. Babasının ve Bayram’ın çıkarları gereği eve gelin gelmiş. Eski bakan kızı. Biraz balıketi imiş, doğumdan sonra iyice kilo almış. Yüzü çok güzel... Hüseyin’e görür görmez çok aşık olmuş. Özel bir kolej mezunu, liseyi bitirip evlendiği için okumamış. Erkek egemen kuralları olan bir hayata uyum göstermekte zorlanmamış, zamanla iş kadını olma merakı gelişiyor. Hülya’yı ölümüne kıskanıyor, gizli gizli onun gibi olmak istiyor... Haset, arkadan iş çeviren, kendisini her konuda yiyip bitiren yorucu bir kadın. Kocasının sevgisizliğini seziyor ve mutsuz. İyi bir anne. Geveze ve çok meraklı.
Olgun Toker Mahir
Filiz’in eski sevgilisi, Hülya’nın tüm işlerini halleden adam. Serseri görünüşlü, uyuşturucu işinden ufak tefek soyguna kadar bulaşmadığı kalmamış. Hülya ile tanışınca düzenli bir işe kavuşuyor. Öl dese ölecek pozisyonda adamı oluyor Hülya’nın. Bunun altında aldığı iyi paranın yanı sıra kıza duyduğu büyük mesleki hayranlık var. Çok enerjik ve becerikli olabiliyor, zaman zaman çöküyor ve içkiye gömüyor kendisini.
Almila Bağrıaçık Filiz
Kerim’in eski sevgilisi, Mehmet’in biyolojik annesi. Almancı, orta halli bir Türk ailenin çok güzel kızı. Rahat tavırlı, vurdumduymaz biraz içkici, biraz rocker bir kız olarak yaşamını sürdürürken Hülya’nın yaşamına girmesiyle hem paraya hem daha büyük beklentilere kavuşur. Yavaş yavaş elindekiler yetmeyecek ve Hülya’ya sattığı çocuğunu kullanarak bela olacak. Kötü bir anne, değerlerini kaybetmiş bir insan. Maddi isteklerinin esiri.
Deniz Altan Bade Cevher
Tam bir vahşi olarak eve geliyor. Giyimi, tavrı isyankar. Bayram suçluluk duyguları ile sonradan babalık etme derdinde şımarttıkça şımartıyor kızı. Bade de çok güzel istismar ediyor. Höt deyince susan ama bildiğini okuyan tam bir küçük serseri. Okulda dikiş tutturamıyor. Nereye gitse orayı karıştıran sorun çıkartan uyumsuz ama sevimli bir tip.
Sınavlarını başarıyla tamamlayan Zeynep, Hülya tarafından çok zor bir operasyon için görevlendirilir. Bayram, Süheyla ile gittikçe kötüye giden ilişkisini kurtarabilmek için oğullarından yardım alır ancak çabaları yine hüsranla sonuçlanır. Ardı ardına gelen güzel haberlerle rahat bir nefes alan Cevher Ailesi'ni son derece sarsıcı bir sürpriz beklemektedir.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 21:41 fragmanlife Tatli intikam dizisi konusu ve oyunculari

Tatli intikam dizisi konusu ve oyunculari Hikaye ve Künye Aşkta bir türlü yüzü gülmeyen Pelin, nihayet şeytanın bacağını kırar ve hayallerindeki erkekle evlenmeye karar verir. Ancak müstakbel damat Tolga, nikah günü ortadan kaybolur ve Pelin, aşık olduğu adam tarafından düğününde terk edilir. Bütün bu olanların ardından görmüş geçirmiş bir kadın, Pelin’in mutlu olamama sebebinin, geçmişte üzdüğü birinin ahından kaynaklandığını söyler. Her şey, Pelin’in bu ahın peşine düşmesiyle başlar…
Bir anda geçmişini sorgulamaya başlayan genç kızın karşısına, üniversite yıllarında ona aşık olan Tankut çıkar. Üniversitedeyken Pelin tarafından herkesin önünde kalbi kırılan ve aşağılanan Tankut, yaşadıkları yüzünden okulu bırakmak zorunda kalmış ve tüm hayatını değiştirmiştir. Yurt dışına gidip uzun yıllar orada yaşayan ve aşçı olan Tankut, Türkiye’ye bambaşka biri olarak döner ve kendi restoranını açar. Pelin ise Tankut’u bulup ondan özür dileyeceğini ve peşindeki bu kara büyüden kurtulacağını düşünmektedir. Ancak, işler Pelin’in sandığı kadar kolay olmayacaktır çünkü Tankut hiç de onun bıraktığı Tankut değildir. Tankut için de artık intikam zamanı gelmiştir.
Yapım : D Yapım Yapımcı : Ayşe E. Durmaz Drama Koordinatörü : Emel Sakarya Aksoy Uygulayıcı Yapımcı : Ebru Sakal Yönetmen : Barış Erçetin Senaryo : Gülsev Karagöz, Zafer Özer Çetinel, Yasemin Özek, Leyla Uslu Oter Görüntü Yönetmeni : Barış Işık Sanat Yönetmeni : Aynur Topalak Jenerik Müziği : Güliz Ayla Müzik : Alp Yenier Oyuncular : Leyla Lydia Tuğutlu (Pelin), Furkan Andıç (Sinan), İlker Kızmaz (Barış), Zeyno Günenç (Süheyla), Kerem Atabeyoğlu (Rıza), Hazal Türesan (Başak), Cemre Gümeli (Simay), Çağrı Çıtanak (Bülent), Eylül Su Sapan (Duygu), Bülent Seyran (Necip), Elif Çakman (Havva), Emre Taşkıran (Hakan), ve Ayşenil Şamlıoğlu (Meliha)
Leyla Lydia Tuğutlu Pelin
Pelin, ailenin tek çocuğu olmasından dolayı anne ve babası tarafından prensesler gibi büyütülmüştür. Bir dediği iki edilmeyen Pelin hayatının her döneminde her şeyi elde etmiş ve bu yüzden de biraz şımarıktır. Tıp fakültesini kazanıp başarılı bir diyetisyen olan Pelin’in aşk konusunda bir türlü yüzü gülmemektedir.
Furkan Andıç Sinan / Tankut
Sinan, severek girdiği tıp fakültesinde aşık olduğu kız tarafından kalbinin kırılması sonucunda okulu bırakmak zorunda kalmıştır. Bu olay babası ile arasını açmış, Sinan yurt dışına gidip aşçı olmaya karar vermiştir. Fakat babası ile arası hiç düzelmemiş ve yurt dışındayken babasını kaybetmiştir. Sinan, Türkiye’ye bambaşka biri olarak döner ve kendi restoranını açar. Kalp kırıklığından dolayı kadınlara kendisini kapatmıştır. İşinde mükemmeliyetçidir.
Zeyno Günenç Süheyla
Pelin’in annesidir. Kendisi de bir prenses gibi yetiştirildiği için, o da kızını öyle büyütmüştür. Kendisiyle tamamen zıt olan bir adama aşık olup evlenmiştir. Hayatının her döneminde Rıza ile çatışan Süheyla ayrı yaşamalarına rağmen aslında içten içe hala kocasını sevmektedir. Tam bir İzmirlidir.
Ayşenil Şamlıoğlu Meliha
Meliha, Sinan’ın annesidir. Sinan okulu bırakıp yurt dışına gidince çok üzülmüştür. Sinan’ın hayatını mahveden kızı bulsa bir kaşık suda boğacaktır. O kız, ailesinin dağılmasına neden olmuştur. Bu yüzden Sinan babasını kaybetmiştir. Tam bir geleneksel Türk kadınıdır. Mahalleden çok sevdiği Ceyda’yı Sinan ile evlendirmeye çalışıyordur.
Hazal Türesan Başak
Başak, Pelin’in üniversite yıllarında tanıştığı grubun diğer üyesidir. Okulu bitirdikten sonra dermatolog olmaya karar vermiştir. Grubun dengesini sağlayandır. Özellikle Simay’ın düşüncelerinin etkisi altında kalır. Eğlencelidir, ama bunu pek belli etmez. Doğal yaşamdan yanadır ve eş arayışı içindedir. Fakat sorsanız yalnız olmaktan rahatsız değildir.
Çağrı Çıtanak Bülent
Bülent, Sinan’ın can arkadaşıdır. O kadar yakınlardır ki Sinan Türkiye’ye döndükten sonra restoranı beraber açarlar. Bülent; flörtöz, kadınları seven, eğlenceli bir adamdır. Sinan’ın da kadınlara olan yaklaşımını beğenmez ve onu yumuşatmaya çalışır.
Bülent Seyran Necip
Necip, Havva’nın işe yaramaz kocasıdır. İç güveysidir. Havva’nın saflığından yararlanarak onunla evlenmiştir. Her zaman köşeyi dönme peşindedir. Bu nedenle her yaptığı zarardır. Her zaman aileyi borca sokmaktadır. Ama yine de akıllanmaz.
Elif Çakman Havva
Havva, Sinan’ın ablasıdır. Ailenin en saf üyesidir. Okuyamamış evde annesi ile yaşamaya devam etmiştir. Hayatı boyunca bir erkek arkadaşı olmamıştır. Ta ki Necip ile tanışıncaya kadar. Onu tek seven adam Necip olunca ailesinin karşı durmasına rağmen onunla evlenmiştir. Kocasıyla birlikte annesinin evinde yaşamaktadır.
Cemre Gümeli Simay
Simay, Pelin’in üniversite de tanıştığı ve bu zamana kadar da hayatında olan en yakın arkadaşıdır. Simay, kızlar grubunun beyni ve aşk doktorudur. Okul yıllarında tanıştığı Hakan ile okulu bitince hemen evlenmiş, mesleğini yapmamıştır. Şimdi mutlu bir evliliği vardır; ama ara ara da ilişkinin ilk yıllarını özleyerek Hakan’ı sıkıştırır.
Pelin, Barış’ın yaptığı evlilik teklifi karşısında şaşkındır. Aklı ve mantığı arasındaki seçimin sonuna gelmiştir. Bu teklif, Sinan’ı altüst eder. Pelin’i kaybetmeye niyeti yoktur. Onu kazanmak için elinden geleni yapacaktır. Diğer yandan Barış, Sinan’ı Pelin’in hayatından çıkartmak için uğraşmaya devam eder. Duygu da, Sinan’la görüşebilmek için fırsat kollar. Türlü oyunlar, yanlış anlaşılmalar ve büyük kırgınlıklara rağmen Pelin ve Sinan kavuşabilecek mi? Kader oyununda aşk galip gelecek mi? Acı ayrılıkta “tatlı” son mümkün mü?
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.15 20:50 fragmanlife Bir Ask Hikayesi dizisi konusu ve oyunculari

Bir Ask Hikayesi dizisi konusu ve oyunculari Aşk Son Durak!
Kadere isyanla, aşka yakılan ağıtların arasına sıkışıp kalmış genç bir adam… Geç kalmışlıkların, keşkelerin, aşkı bulduğunda yitirmenin dokunaklı hikayesi…
Bu büyük aşkın yeni bölümlerini kimse kaçırmak istemeyecek! Bir Aşk Hikayesi FOX'ta!
Seçkin Özdemir kimdir? Korkut Ali Seçkin Özdemir Seçkin Özdemir Korkut Ali Doğum tarihi tüm yetimler gibi 1 Ocak... Yıl’ı 1987... Gurbetçi bir aile tarafından evlat edinildiğinde ise yaşı iki... Zeki, okulunda başarılı ama hep isyankar. Sonuç terk edilen okullar, sokaklara uzanan serseri bir hayat. Türk tarihi hakkında hiçbir
Damla Sönmez kimdir? Ceylan German Damla Sönmez Damla Sönmez Ceylan German Korkut Ali’nin aşkı. 23 yaşında, naif, sevgi dolu, duygusal ve romantik biri. Narin yapısına zıt bir o kadar güçlü bir karakter. Kendi stilini kendisi yaratacak kadar da yeteneklidir. Kendine has kıyafetleri ve dış görünüşüyle herkesten ayırt edilir.
Elçin Sangu kimdir? Eda Çağlar Elçin Sangu Elçin Sangu Eda Çağlar Güzel dizi oyuncusu... Tolga’nın aşık olduğu ya da öyle sandığı kişi. Ceylan’ın en yakın arkadaşı, sırdaşı. Magazin dünyasının gözdesi. Eda bilinenin aksine zeki bir kızdır. Robert Kolej mezunu. Yurt dışında biraz moda, sıkılıp yurda döndüğünde ise sinema
Yamaç Telli kimdir? Tolga Karanlı Yamaç Telli Yamaç Telli Tolga Karanlı Yakışıklıdan ziyade güzel, 24’lerinde genç bir adam... Genç kızların hasta olduğu, Türkçe müzik dinlemeyenlerin bile “televizyona çıktığında sesini kısıp izliyoruz” dedikleri, Türk pop müziğinin aradığı yeni star olmaya aday biri. Eskilerin ünlü şarkıcıl
Zuhal Olcay kimdir? Gönül Karanlı Zuhal Olcay Zuhal Olcay Gönül Karanlı Korkut’un annesi... Ellili yaşlarında olmasına rağmen hala çok güzel bir kadındır. 80’li yılların sonlara doğru, Meksika ihtilallari misali, bir gecede assolist olan şarkıcılardan biri. Hızlı yükselişi gibi, hızlı aşklarıyla o dönem adından çokça sözettir
Ayberk Pekcan kimdir? Tahsin German Ayberk Pekcan Ayberk Pekcan Tahsin German Ceylan’ın babası... 60’lı yaşlarda...Geçmişten onu tanıyanların “kanun ustalığını tarif etmek imkansızdır” dedikleri bir sanatçı. O dönemde arkasında çalmadığı ünlü yoktur nerdeyse. Ve Gönül de onlardan biridir. Gönül’ün müziği bırakmasından sonra sahnel
Ayşen Sezerel kimdir? Asiye German Ayşen Sezerel Ayşen Sezerel Asiye German Tahsin’in karısı Ceylan’ın annesi... Hafif topludur ama her zaman kılık kıyafetine, saçına başına dikkat eder. Çoğu zaman komik, gönlünden geçeni dillendirmekten asla korkmayan biridir. Bu yüzden Gönül’le hep gizli bir savaş halindedir. Diğer yandaysa üç
  1. Bölüm Özeti “Bir gün istiyorum senden... Tek bir gün. Ceylan... Sözüm söz... Fankafa sözü...” O tek günle beraber, Korkut Ali kendisi için yazılan kaderi bozup bir kez daha yazmaya kararlıdır. Bunun için de bir söz verir sevdiği kadına. Ancak bu sözü tutmak o kadar da kolay olmayacaktır. Başlattığı intikam oyunuyla ortaya hiç tahmin etmediği bir gerçek çıkar. Bu gerçek olayların seyrini bir kez daha değiştirecektir. Ölümün kıyısına getirdiği Tolga en çok Korkut’un canını yakacaktır. Ceylan ise sevdiği adamın hayatını kurtarmak için adeta çırpınır. Sevdiği adamı bir sona hazırladığından habersiz onu yaşatmaya çalışır.
  2. Bölüm Özeti “Çocuğunu terk eden bir annesin sen... Ne olursa olsun vicdanında hep bir yara olacak bu! Hastalandığında, dayak yediğinde, anne diye gelmeyeceğini bile bile ağladığında yoktun yanında o çocuğun” Korkut Ali annesinin gözlerine bakarak söyler bu sözleri. Gönül’ün böyle öfke içinde mi ölmek istiyorsun sözleri de vazgeçiremez onu. Annesinin yaralar açtığı çocuk sığınacağı tek yere doğru yol alırken, Korkut Ali aşkına tutunur. Ceylan’ına! Sevdiği kadına verdiği sözle ameliyat masasına yatar. Ancak ondan önce son kez konuşması gereken biri vardır. Kardeşi Tolga! Yanyana gelirler… Tolga sorar “Bir insanın iki annesi olur mu? Korkut buruk cevap verir. Şanslıysan olur” İki genç adam, iki ölüme mahkum kardeş telefonun diğer ucundaki anneleriyle konuşurlar. İkisi de ağlar… Korkut Tolga’nın onun için verdiği ölüm emrini bilmeden son bir iyilikle af diler kardeşinden. Ve beklen gün, saat gelir. Korkut sevdiği insanları ameliyathanenin kapısında bırakarak ölümle en büyük savaşına doğru yol alır. Aylarca beyninde sakladığı kurşun mu yoksa hastaneye yollanan cellat mı alacaktır canını? Doğum tarihi tüm yetimler gibi 1 Ocak olan yetim Korkut Ali bir 14 Ocak günü mü hayata gözlerini kapayacaktır… Ardında onu sevenleri bırakarak
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2019.01.03 16:49 fragmanlife Sen Anlat Karadeniz dizi konusu ve oyunculari

Çocuk gelin, kadına şiddet gibi önemli sorunları ele alan dizi, para karşılığı satılan bir çocuk gelin olan 'Nefes'in oğlu 'Yiğit'le birlikte eşi tarafından esir edilişi ve şiddet görmesi sonucu evden kaçmasıyla gelişen olayları konu alıyor.
SEN ANLAT KARADENİZ KONUSU
Çocuk gelin, kadına şiddet gibi önemli sorunları ele alan dizi, para karşılığı satılan bir çocuk gelin olan 'Nefes'in oğlu 'Yiğit'le birlikte eşi tarafından esir edilişi ve şiddet görmesi sonucu evden kaçmasıyla gelişen olayları konu alıyor. Ulaş Tuna Astepe, İrem Helvacıoğlu, Mehmet Ali Nuroğlu, Sinan Tuzcu ve Gözde Kansu'nun başrollerini paylaştıkları dizi 24 Ocak 2018 çarşamba günü ekrana girdi.
Sen Anlat Karadeniz Tahir Kimdir Bilgileri Oynadığı Diziler İnstagramı… Sen Anlat Karadeniz dizisinde Nefes ve Tahir iki başrol oyuncusu. Nefes eşinden gördüğü şiddete dayanamaz ve evden çocuğunu da alır kaçar. Tahir ise yiğit bir delikanlı ve Nefes’in şiddet gördüğünü daha ilk görüşte elinde ki morluklardan anlar.
Sen Anlat Karadeniz dizisinde Nefes evden kaçınca da Tahir’in yanına gider ve onun kanatları altına sığınır. Tahir Nefes’i kurtarır ancak artık onunda başı beladadır. Nefes’in eşinin ne Nefes’i ne de Tahir’i rahat bırakmaya niyeti yoktur. Onlara dünyayı zindan etmeye kararlıdır.
Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir karakterini canlandıran kişi de Ulaş Tuna Astepe. Ulaş Tuna Astepe 1988 İzmit doğumludur. İstanbul Lisesini bitirdikten sonra Mimar Sinan Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nden mezun oldu. Yakışıklı oyuncu tiyatro ve dizilerde yer almaya başlamıştır. İlk olarak ‘Cam Yapraklar’ ve ‘Bayrak’ titarı oyunlarında performans sergilemiştir.
2012 yılında Karadayı dizisiyle de üne kavuşmuştur. Dizi de Karadayı olan Mahirin kardeşi Orhan’ı canlandırmıştı. Sonrasında Analar ve Anneler dizisinde oynadı ardından da Rüya dizisinde oynadı. Rüya dizisi kısa zaman sonra final yaptı. Şimdi ise Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir karakterini canlandıracaktır.
Sen Anlat Karadeniz Tahir hakkında dizi başladıktan sonra çok popüler olmaya başladı. Çünkü dizinin başlaması ile birlikte birden bire patladı. Ulaş Tuna Astepe Sen Anlat Karadeniz dizisinde Tahir rolü ile oldukça iyi bir reytinge başarılı bir oyunculuğa imza attı. Diriliş gibi bir diziyi geçen Sen Anlat Karadeniz başarısını taçlandırdı. İki haftadır Dirilişi edata ezip geçen reytingler ile Tahir ve Nefesin hikayesi oldukça etkiledi Türk halkını.
Böyle devam ederse hem Sen Anlat Karadeniz Tahir rolü ile Ulaş Tuna Astepe hemde Nefes rolü ile İrem Helvacıoğlu popüler olmakla birlikte hem Türkiyenin hemde tüm Karadenizin takip etttiği bir isim ve dizi olma yolunda ilerliyorlar. Kendilerine ve Sen Anlat Karadeniz ekibine başarılar diliyoruz dizihaberi.tv olarak. Sizde yorumlarınızı aşağı yazabilirsiniz
Sen Anlat Karadeniz’in çekimleri Trabzon ilimizin Sürmene İlçesinde yapılıyor. İlk bölümde İstanbul’da Vedat ve Eyşan’ın yaşadığı lüx konaktan sonra Tahir ve ailesi Trabzon Sürmene ilçesinde yaşayan sade bir aile. Nefesin de kaçarak geldiği karadenizdeki yer Trabzonun Sürmene ilçesidir. Sürmene İlçesi ve Trabzon ilinde çekimler devam ediyor. Karadeniz sahilleri de yine Trabzon ilimizden..
Atv ekranlarının yeni dizi projesi olan ve ileriki günlerde başlaması beklenen Sen Anlat Karadeniz Dizisi Nerede Çekiliyor? Fragmandaki Manzara Neresi? diye merak edenler için açıklamak istedik. Sen Anlat Karadeniz’in çekimlerinin nerede yapıldığı merak ediliyor. Özellikle dizinin Karadeniz dizisi olması sebebi ile hangi il ilçede veya yaylada merak konusu oldu.
Sen Anlat Karadeniz Dizisi Osman Sınav’ın yönetmenliğini yaptığı yeni bir dizi ve Atv de ekrana gelmeyi bekliyor. Karadenize özgü şive ile oldukça renkli bir dizi olma hedefiyle yola çıkan dizide bakalım mekanlar dizinin çekildiği yerler sizlerin de ilgisini çekecek mi? Sen Anlat Karadeniz Dizisi Karadenizin neresinde çekiliyor seti nerede kurulu hemen bakalım.
Sen Anlat Karadeniz Dizisinde Ulaş Tuna Astepe, İrem Helvacıoğlu, Öykü Gürman, Aydan Burhan ve Serdar Yeğin gibi önemli isimlerin yer aldığını öncelikle söyleyelim. Bu güzel kadronun daha da zenginleşeceği Sen Anlat Karadeniz’in çekimleri Trabzon ilimizin Sürmene İlçesinde çekiliyor. Tahir ve ailesi Trabzon Sürmene ilçesinde yaşayan bir aile. Nefesin de kaçarak geldiği karadenizdeki yer Trabzonun Sürmene ilçesidir.
İlerleyen süreçte Sürmene dışında çeşitli yaylaları ile Rize ilimizin Çamlıhemşin ve Ayder yaylalarında devam ettiği duyumlarımız arasında bulunuyor.
Sen Anlat Karadeniz Yapımcısı Senaristi Osman Sınav’ın yapım şirketi Sinegraf tarafında ekranlara getirilen Sen Anlat Karadeniz dizisinin yönetmenliğini de Osman Sınav ve Emre Kabakuşak ikilisi yapıyor. Sen Anlat Karadeniz dizisinde oyuncuların oyunculukları çok beğenildiyse bunda Osman Sınav ve Emre Kabakuşak’ın katkısı çok fazla. Her oyunculu ile tek tek ilgilendiler; hatta ilk bölümü çektiler beğenmediği oyuncuları attılar bir kez daha çektiler Sen Anlat Karadeniz’in 1. bölümünü. Yani Sen Anlat Karadeniz’in tutmama imkanı yoktu.
Sen Anlat Karadeniz ‘in senaristliğini ise Ayşe Ferda Eryılmaz Nehir Erdem ikilisi yapıyor. Bu senaryo için aylarca çalışan bu iki değerli yazara da teşekkür ederiz.
Sen Anlat Karadeniz Oyuncuları Ulaş Tuna Astepe(Tahir Kaleli) Deli Tahir…Mert ve sabırsız bir delikanlı. Karadeniz inadı var. Ailenin sahip olduğu kum gemilerinde çalışıyor. Denizi ve denizde çalışmayı çok seviyor. Sivri dilli ama çok da naif ve merhametli. Tahir öfkelendi mi gözü kimseyi görmez.
İrem Helvacıoğlu(Nefes Zorlu) 24 yaşında hayat ona hep kötülük getirmiş annesi onu doğururken ölmüş babası da onu 16 yaşında Vedat Sayar’a satmış. 17 yaşında hamile kalmış ve Yiğit’i doğurmuş. Sonrasında sürekli kaçmış Vedat’tan ama Vedat hep onu almış getirmiş. İnatçı ve acısını içinde yaşayan dışarı acısını çıkarmayan bir kadındır; çok dayanıklıdır.
Mehmet Ali Nuroğlu (Vedat Sayar) Beton şirketi var. Zengin bir adam. İlk görüşte Nefes’e aşık olmuş. Nefes onu kabul etmeyince daha sapıklaşmış psikopatlaşmış. İki yüzlü bir adam psikopatlığını gülüşü ile saklar. Karısını sürekli döver; oğlunu da çok sever ama sözde.
Sinan Tuzcu (Mustafa Kaleli) 35 yaşında. Kaleli ailesinin reisi. Babasından sonra şirketi ele almış ve büyütmüş. Korkusuz bir adam. Değerlerine aşırı bağlı bir adam. Karısını çok seviyor. Kardeşleri ve ailesi için düyayı karşısına alır. Bir kızı vardır; karısının yanında yumuşar
Gözde Kansu(Eyşan Sayar) İntihar Ederek Öldü Vedat’ın amcasının kızı ve ortağı. 35 yaşında. Vedat’ın sırlarını bir tek o bilir. Vedat’la aynı travmatik geçmişten gelen bir kadın. Acayip akıllı ve entrikacı. Vedat’ın tüm pisliklerini o gizler ve temizler.
Öykü Gürman(Asiye Kaleli) 29 Yaşında. Kalelilerin şimdilik tek gelini. Kocası Mustafa’ya deliler gibi aşık. Kocasına dilli, kaynanasına zilli.
Sait Genay (Osman Hopalı) Nefes’le Yiğit’e kucak açarak Vedat’tan koruyacak koca yürekli bir adam.
Şendoğan Öksüz(Cemal Reis)
Nurşim Demir(Saniye) Tahir, Mustafa ve Murat’ın annesi. Kalelilerin annesi
Cem Kenar(Murat Kaleli) Kalelilerin en küçük oğlu. Yakışıklı kızların canını yakan yandan çarklı bir genç
Hilmi Özçelik(Cemil) Nazar ve Mercan’ın babası. Dağdevirenlerin reisi. Deli dolu bir adam; ancak Mercan’ın Tahir’e aşık olduğunun farkında yoksa bu kadar vermek için uğraşmaz kardeşini
Nalan Kuruçim( Türkan) Mercan’ın ve Nazar’ın annesi Cemil’in karısıdır.
Belfu Benian(Mercan) Tahir’a aşık bir kız.
Çağla Özavcı(Nazar Dağdeviren) Mercan’ın kardeşi. Murat’a aşık ama belli etmiyor. Furkan Aksoy(Fatih) Tahir’in küçük kardeşi. Yakışıklı bir genç
Emre Ön (İdris)- Eskişehir Anadolu Üniversitesi Devlet Konservatuvarı/Trabzon Devlet Tiyatrosu oyuncusu
Faruk Acar(Necip) Vedat Sayar’ın adamlarının başı
Demir Birinci(Yiğit) Yiğit Nefes ve Vedat’ın oğlu
Dila Aktaş(Balım) Mustafa ve Asiye Kaleli’nin kızı
Senem Göktürk(Nuran) Dilek Denizdelen(Dedikoducu bir kadın) Duygu Üstünbaş(Esma Hopalı) Esma Avukattır. Nefes’i de yanına işe alacaktır.
Çankaya Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğrencisidir ayn zaaman da Anadolu Üniversitesi Devlet Tiyatrosu Oyunculuk Anasanat Dalı
Aydan Burhan Serdar Yeğin Avukat Esma Asiye’nin biricik amcasının kızı. Cevval ve korkusuz bir avukat. Kaleli şirketinin bazı işlerine o bakar. Nefes’in de Vedatla olan savaşında avukatı
MEhmet ÇEPİÇ (Komiser Mithat Bozok) Trabzon’da görev yapan başkomiser. Devletçi bir kişilik. Biraz sıyrık olduğu için çok terfi alamamış Kalelilerin hala oğlu. Trabzon’un yerlisi. Cinayet büro amiri. Trabzonda sevilen bir kişilik
Sen Anlat Karadeniz Yeni Gelen Oyuncular Erdal Cindoruk(Fİkret) 1965 de Adanda’da doğan Erdal Cindoruk 53 yaşındadır. Caner Cindoruk’un amcasıdır. Son olarak O Hayat Benim dizisinde rol almış ve Salih karakterine başarı ile hayat vermiştir. Kızıl Elma dizisinde Hasan Kırımlı karakteri ile sevilmiştir. Adana Büyükşehir belediye tiyatrosu oyuncusudur. Şefkat Tepe ve Sakarya Fırat yer aldığı önemli dizilerdendir.
Fikret Vedat’a yardım edecek Karadeniz’li bir mafya babasıdır. Net bir adamdır kimseden korkusu yoktur. Çevresinde onun için ölecek bir çok adamı vardır. Kendisine yapılan yamuğu asla affetmez.
Can Verel(Doktor Volkan) 1982 doğumlu olan Can Verel 36 yaşındadır. Omuz Omuza ve Gemilerde Talim Var projelerinde yer almıştır. Selena adlı dizide Alekto karakterine hayat vermiştir.
Doktor Volkan ile Mercan arasında bir aşk bekleniyor; en azından Asiye Kaleli Mercan’ın iyiliği için bu işin olmasını istiyor.
İlayda ÇEVİK(Berrak) (Gurbet Kuşu) 1994 Balıkesir doğumlu olan İlayda ÇEVİK 24 yaşındadır. Son olarak Karagül ve İsimsizler dizisinde yer almıştır.
Berrak karakteri Vedat Sayar tarafından Osman Hoca’nın evine yerleştirilmiş bir ajandır. Vedat Sayar Nefes’in kendisi gibi kocasından eziyet gören bir kızı yalnız bırakmayacağından emin olduğu için böyle bir plan yapmıştır. Bakalım Nefes’in hikayesini dinleyen Berrak insafa gelecek mi yoksa Vedat’ın ajanı olmaya devam mı edecek korkudan göreceğiz?
Kocasından şiddet gören bir kız. Osman Hocanın Nefes’e sahip çıktığını duyunca ona gelmiş. Fatih’e aşık olacak.
fragmantv seslisohbet fragmanlar seslichat
submitted by fragmanlife to u/fragmanlife [link] [comments]


2017.07.09 21:23 Pruswa Türk muhalefetinin eleştirisi

Burada Türk muhalefetinin kendi amaçlarına zarar veren, veya ikiyüzlü, veya düpedüz aptalca hareketleri ve duruşlarından bahsetmek istiyorum. Önünüzde uzun bir yazı var, ondan üşenecekseniz hiç başlamayın.
CHP ile başlayalım. CHP'nin en büyük sorunu ne yaptığının, aynı zamanda ne olduğunun farkında olmaması. Bana çoğu zaman Kılıçdaroğlu'nun CHP'sinin bir stratejisi yokmuş, parti kendini rüzgara bırakıp sürüklenerek bir yere ulaşmaya çabalıyormuş gibi geliyor. Artık CHP de CHP'nin ne partisi olduğunu bilmiyor. Türkiye'nin birleştirici gücü. Takınmaya çalıştığı imaj, herhangi bir AB ülkesinde işe yarayabilecek bir imajken, maalesef Türkiye'de işe yarayabilecek bir imaj değil. Çünkü Orta Doğu halklarında birlik ve beraberlik duygusu, Batı'daki birlik ve beraberlik duygusundan çok daha farklı. Unutmayalım ki, milliyetçilik kavramı Batı kökenlidir. Orta Doğu halkları için vatandaşlık hep ikinci plandadır. Çok sık duyduğumuz bu Sykes-Picot Anlaşması'nın Orta Doğu'yu bir felakete sürüklemiş olduğu muhabbeti çoğunlukla doğrudur. Kendilerini farklı "milletler" olarak gören insanları, aynı sınırlar içerisinde toplayıp, bir bayrak ve bir kimlik altında birleşmelerini beklemek deliliktir. Orta Doğulular önce Müslüman(veya her neyse), ondan sonra ülkelerinin vatandaşıdırlar. Şii Iraklılar ve Sünni Iraklılar birbirlerini aynı milletin parçaları gibi görmezler, aynı şekilde Sünni Suriyeliler ve Nusayri Suriyeliler de kendilerini aynı bütünün parçası olarak görmez. Tipik bir İranlı Fars, olaya "Şii, Sünni, Zerdüşt, Hristiyan; hepimiz İranlıyız" diye bakmaz, "Fars, Azeri, Hazara, Arap; hepimiz Şiiyiz" diye bakar. Bu durum Türkiye'de de böyledir. Halk beraber, birlik olamaz, çünkü dini kimlikler milli bütünlüğün önüne geçer hep. Cumhuriyetin ilanından önce halkın dinlerine göre milletlere ayrıldığını hepimizin hatırlaması gerek; yüzyıllar boyunca bu topraklarda Müslüman Türkler ve Hristiyan Türkler ayrı milletler sayılırken, Müslüman Türkler ve Müslüman Yunanlar aynı milletten sayılıyordu. Orta Doğu halklarına göre ayrı sınırlar, ayrı bayraklar, ayrı hükümetler altında yaşayanlar değil, ayrı dinlere mensup olanlar yabancıdır. Ortalama bir Sünni Türke göre, Alevi bir Türk, Sünni bir Suriyeliden daha yabancıdır. Mezhebi ne olursa olsun, laik Türkler İslamcı Türklere göre yabancıdır, zimmidir, hatta mürteddir. Halkın zaten özünde ayrılmış olduğu bir ülkede CHP nasıl "birleştirici güç" rolünü üstlenebileceğini sanıyor, anlamıyorum. Orta Doğu'da kimlik siyaseti yapmadan bir yere varılamaz; Orta Doğuluların çoğu(siyasi partileri ne olursa olsun) zaten "bizi rahat bırakın da o bize yeter, biz de size dokunmayız o zaman" diye düşünmezler.
CHP'nin "herkesin partisi" olma eforları sadece bir işe yaramamakla kalmıyor, CHP'yi CHP yapan özellikleri de çöpe yolluyor. Daha önce de sordum, yine soruyorum. CHP bu ülkenin ne partisidir? Kamalist partisi midir? Sosyal demokrat partisi midir? Alevici partisi midir? Yoksa ılımlı İslamcı partisi midir? Kılıçdaroğlu sanırım CHP'nin temel oy veren kesiminin—envai çeşit solcu gruba mensup olmuş, yeri geldiğinde din siyaseti yapmış, etnik ayrılıkçılığa sempatiyle yaklaşmış kesimin değil—yani 3+1 evde oturup bir arabaya sahip olan ve siyasi görüşlerini "Atatürkçü" olarak özetleyen memur kesimin, CHP'ye neden oy verdiğini bilmiyor. Yolsuzluk, hırsızlık, baskı, adam kayırma, ona buna kuklalık; bunlar tabi ki de kötü şeyler, ve ortadan kaldırılmaları gerek. Fakat bunlara karşı olan nefret hiçbir CHP oy vereninin CHP oy vereni olmasının ana sebebi değil. CHP oy verenlerinin çoğu için bir şeyi temsil eder: Laiklik. Kılıçdaroğlu bunun bizim için olan önemini anlamıyor. CHP laiklik ilkesini gözden çıkarırsa, CHP'yi at gitsin zaten. Oy vereninin ne kadar büyük bir bölümünün böyle düşündüğünü bilmiyor. Açıkçası bunun için suçlanacak tek kişi de o değil, çünkü bahsettiğim kesimde bir partizanlık zaten yok. Kılıçdaroğlu'nun çevresi solcu, laikliği ikinci planda tutan, ana hedeflerini "insan hakları,eşitlik, barış, halkların kertenkelelelölöl" diye özetleyen tiplerle sarılı. Tabi ki de bu kişiler siyasal İslamcılara tercih edilebilir insanlar, fakat Kılıçdaroğlu bunların etkisinde kalarak CHP'nin laiklik ilkesinin ne kadar ciddiye alındığını göremiyor, ve laiklikten taviz vererek genel halkın sevgisini kazanmaya çalışıyor. Bu sadece CHP'yi CHP yapan bir özelliğin tarihe karışmasına sebep olmuyor, aynı zamanda işe de yaramıyor arkadaşlar. Bu çok basit bir denklem. AKP'nin ılımlı versiyonu olarak gözükerek, AKP'ye aşık bir toplumun sevgisini kazanamazsınız. "X" Türk milleti, "Y" de REİS olsun. Eğer X Y'yi seviyorsa, X'in sevgisini kazanmak için Y.2 olmanız gerekir, Y/2 değil. Şu anda Rusya'yla aşağı yukarı iyi geçinen REİS çıkıp bi de Putin'e posta koysa halkın sevgisini daha da kazanmaz mı? Kazanır. REİS özünü, esansını bir şahıs ne kadar çok benimserse, o insan Türk milleti tarafından o kadar çok sevilir. Matematiğim hiçbir zaman iyi olmadı ama ben bile bunu kafamda kurabiliyorsam, Kılıçdaroğlu kesinlikle kurmalı.
Partiyi geçtik, bi de oy verene gelelim. Bana kalırsa CHP oy vereni dört ana gruba bölünüyor; ulusalcılar, sosyal demokratlar, liberaller, ve apolitik Aleviler. Bu gruplar da kendi aralarında alt gruplara bölünüyor.
Her şeyden önce ulusalcı tayfanın beni büyük bir hayal kırıklığına uğrattığını söylemek istiyorum. İdeolojilerine dine bağlı gibi bağlı, bir takım fikirleri kayıtsız şartsız kabul etmeye dayalı bir grup olup çıkmışlar. Kamal'in ilahlaştırılmaya Menderes döneminde başladığının farkında değiller, yüz yıl önce yaşamış bir şahsın sünnetini oluşturmanın ne kadar gerici bir şey olduğunun hiç farkında değiller. Kendi vaktinde—bir çok danışmanının karşı çıkmasına rağmen—halkın aklına gelemeyecek yenilikler yapmış, kutsal gördükleri hilafeti yıkmış, başlarının üstünde tuttukları hocaları asmış, giydikleri kıyafetleri bile değiştirmiş Kamal'in en büyük özelliğinin ilericilik olduğunu hala çıkaramamışlar. Kamalistler sahip oldukları ideolojinin son yüzyıldan kaldığını ve ileri taşınması gerektiğini asla kabullenemiyorlar, Kamal bugün yaşasaydı ve takipçilerinin hala yüz yıl önceden geldiğini görseydi geçireceği travmayı hayal edemiyorlar. Aynı şekilde Kamal'in ikinci en büyük özelliğinin de pragmatizm olduğunu da bilmiyorlar. Kurtuluş Savaşı'nda savaşanların hepsini herhalde kendileri gibi laik, kültürel olarak Batılı insanlar sanıyorlar; halbuki büyük bir bölümü Kamal'in ileride yıkacağı hilafeti korumak için kendilerini ölüme atmış İslamcılar. Adam kendisi için savaşmış bir çok asker, siyasetçi, ve din adamını savaştan sonra temizliyor; vakti geldiğinde onlarla pragmatik bir ilişki kuruyor ve kullanma tarihleri dolunca da onlardan kurtuluyor. SSCB'den sayısız yardım alıyor; silah, cephane, para, her neyse. Savaş bitince onlara da siktiri çekiyor. Bu adamın askeri olduğunu iddia edenler bugün gelmiş "Ea orada HDP'liler var yav ben gitmem oraya" diye mızmızlanıyor. CHP'nin ülkede HDP dışında hiçbir müttefiği kalmamışken, HDP'li vekillerin içeri alınmasını alkışlıyor. Adamlara sorsan CHP batsın, yok edilsin, içeri alınsın, ülkede laiklik kalmasın; yeter ki HDP de bitsin. "Atam" dedikleri adamın nasıl bir pragmatist, nasıl bir stratejik deha olduğunu bilmiyorlar. Tabi onları da suçlamamak lazım; müfredata göre sırf iman gücüyle kovduk zaten düşmanı.
Bi de bunların arasında yollarını şaşırmış çomarlar da var. Yine laikliği ikinci planda tutanlar. Birinci planda tuttukları şey neymiş? Anti-emperyalizm. Emperyalizm hiçbirimizin hoşlanmadığı ve sonu gelmesi gereken bir şey, fakat bana sorarsanız dıştan gelen emperyalizm ve içten gelen emperyalizm arasında pek bir fark yok. Ha dış bir güç bizi sömürgeleştirmiş, ha bizi zimmi olarak görenler bizi ikinci sınıf vatandaş haline getirmiş; aradaki fark nedir? Fakat Perinçek ve tayfasına göre aradaki fark çok büyük... çok büyük, ve aynı zamanda Batı emperyalizmi kötü ama Rus emperyalizmi süper. Çoğu zaman FETÖ ABD için neyse, Perinçek de Rusya için oymuş gibi geliyor. Laik kesimin çoğunun benimsediği "REİS'i sevmesek de Gülen'e karşı destekleyelim" düşüncesini, "REİS'i sevmesek de Gülen var ondan REİS'i destekleyelim" haline getirmişler. Benim de katıldığım "REİS'e her konuda karşı çıkalım ama Gülen konusu ayrı, o konuda REİS'in arkasındayız" düşüncesine katılıyor gibi değiller, daha çok "Gülen diye bir şahıs var ondan her konuda REİS'in arkasındayız" diye düşünüyorlar. İdeoloji üzerinden değil de vatan-millet-Sakarya üzerinden siyaset yapmaya çalışırsanız sizden bir bok olmaz, buraya yazıyorum. Bu parti oyların %0,25'ini almış olsa bile, düşünce tarzlarının fazla yaygınlaştığını hissediyorum. Bu tehlikelidir. Türkiye'nin başındaki güç, bu ülkenin üzerine kurulduğu idealleri yerlerde sürüklerse, o zaten emperyalizmdir arkadaşlar.
Sosyal demokratlara ve diğer solculara geçelim. Bunlar genelde daha aklı başında, ama gerçekle son derece arası kopmuş bir kesimleri var bunların. Hala, hala, ve hala "A-a-ama ikna odalarıı..." diye takılan bir grup var. Artık bunlara ne diyeceğimi ben de pek bilmiyorum. Hala Dersim edebiyatı yapan var. Herhalde 20. Yüzyıl'da, medeniyetin beşiği olan topraklarda kalkıp Game of Thrones LARP'ı oynamaya çalışan aşiretlere gökten bomba değil de çiçek yağmasını falan bekliyorlardı. Kabilecilik iyi bir şey değil. Bu kadar basit bir şeyi oturup niye tartışıyoruz hala, anlamıyorum. Hiç merak etmiyorlar mı acaba bu hocalar, alimler zart zurt niye asılmış? Adam ciddi ciddi Selanikli Kamal geldi, fesleri beğenmedi, ondan milleti astı kesti sanıyor. Bu arkadaşlar keşke gidip mazlum Anadolu halkının Kamal'in xulümü gelmeden önceki haliyle bir konuşabilse, onlara feminizm ve ateizmden bahsedebilse. CHP'ye ülkede en çok oy veren üç yerden biri Ardahan'da bir ilçe, ikisi Hatay'da iki ilçe. Doğuda CHP'nin 0en çok oy aldığı ilçe Tunceli; Kamal'in bombalattığı, çay isteyip kola almış Tunceli. Bu yerler le elit kesim mi? Bu yerler çok mu liberal? Neden CHP'ye oy veriyorlar sizce? Geçmişte mazlum Anadolu halkı tarafından kıtır kıtır doğrandıkları için olabilir mi?
Sola gittikçe de yanılgılar artıyor. Bazı adamlar hala sanıyor ki ülkedeki laik kesimi işçiler, çiftçiler, bilmem ne temsil ediyor. Bu arkadaşların yaşadıkları paralel evrende AKP'liler "elit", zengin. Gidip tipik bir mavi yakalı çalışana REİS'i kötüleyin, bakalım olay yerini götünüzde kürekle mi tornavidayla mı terk ediyorsunuz.
"Biz okumuş insanlarız diyorlar. Biz sanatçıyız diyorlar, biz yazarız, biz sermayedarız, biz imtiyazlıyız diyorlar. Biz her şeyi biliriz, biz her şeyden anlarız diyorlar. Bizim oyumuzla Kayseri'deki Ahmet'in, Mehmet'i, çobanın oyu bir olmaz diyorlar... On yıllar boyunca bunlar Boğaz'a karşı viskilerini içtiler, Çankaya'da sefalarını sürdüler."
-Recep Tayyip "REİS" Erdoğan
Bakın bu bir gerçektir. Ülkenin laik kesimi budur. Ha istisnalar olabilir; koyu laikçi kasketli dayılar gerçekten de mevcuttur, veya babası yandaş bir firmanın sahibi alfa AKP'liler bulunabilir, ama yapılan her anket CHP'lilerin bu ülkenin en zengin kesimi olduğunu, gelir düzeyi azaldıkça AKP oylarının arttığını kanıtlıyor. Ve bu kötü bir şey değil. Çalışıp para kazanmak, akraba ilişkisi mahsulü olmamak, "elit" olmak; bunlar iyi şeyler. Uğruna çabaladığınız işçiler, emekçiler sapına kadar REİSçi. Neden olmasınlar ki? Açlıktan ağzı kokan, anasının dizi dışında bir dişiye dokunmamış adam "kızlı erkekli" ortamları gördükçe kuduruyor, çıldırıyor. Bahsettiğiniz kesim sosyal özgürlüğü sevmiyor, çünkü zaten ondan faydalanamıyor ki. Bende olmayan kimsede olmasın mantığıyla gidip basıyor oyu REİS'e. REİS yol yapıyor, köprü yapıyor, demir yolu, hava alanı, liman, her neyse. Bu adamlar neden şimdi REİS'e oy vermesin? REİS onlara materyal sunuyor materyal; elle tutulan şeyler sunuyor. Fikirleri, ideolojileri yiyemezsiniz, üstlerinde gezemezsiniz, içlerine binip uçamazsınız. Hayatının amacı sadece hayatta kalmak olan bu adamlar neden REİSçi olmasın soruyorum size? Ve maalesef bu halde olmalarının da tek sorumlusu kendileri. Benim ailemde de buram buram çorap kokan yerlerde doğup, iki üniversite bitirip kendilerini kurtaran insanlar var. Yapan nasıl yapıyor? Açıklayayım size, geri zekalı olmayarak yapıyor. Durum bu. Bu adamların çoğu oldukları haldeler çünkü mayaları onu götürüyor.
Bunlar militarizme karşıdır, bunlar milliyetçiliğe karşıdır, bunlar doğal seleksiyona karşıdır. Ee? Nasıl bir şeyleri değiştireceksiniz sayın solcular? Sizin sevip desteklediğiniz adamlar sizden tiksinir, sizinle en azından sosyal açıdan aynı görüşlere sahip olanları da siz sevmezsiniz. İnsanlık onuru kazanacak hede hödö. Nasıl kazanacak? Altın yürekli çocuklar görüyorum hep, kafaları da az çok çalışıyor, ama harcanmışlar. Beyinleri insan oğlunun aslında özünde iyi olduğuna ve bir gün hepimizin el ele tutuşup kırlarda çember kuracağımıza inanmak üzere yıkanmış. Oysa insan bir hayvandır; yemek için çalmaya, üremek için tecavüz etmeye, tehdit görünce de öldürmeye programlıdır. Bizi bunlardan alı koyan tek şey aklımızdır, düşüncelerimiz üzerine düşünebilmemizdir. Fakat maalesef uğuruna saçlarınızı süpürge ettiğiniz, kahvaltıda ekmek arası çay yiyen bu adamların çoğu bu yetiden yoksundur, diğer hayvanlardan çok da farklı değildir, sadece daha medeni insanlar bunları medeni olmaya zorladıkları için medeni taklidi yaparlar. Tekrar ve tekrar ve tekrar ve tekrar söylüyorum; bunlar katiyyen eğitilmezlerdir. Lütfen sizden nefret eden bu insanlar uğruna edebiyat yapmaya son verin.
Dediğim gibi, zaten laik her kesimin en büyük sorunu ne olduğunu bilmemek. Sadece CHP değil, CHP'liler de ne olduklarını bilmiyor. Adam oturmuş AKP'liler Rum dölü, sizin hocanız keşke Yunan kazansaydı dedi diye saçmalıyor. Hani Rum olmak kötü bi şey mi falan işin orasına girsek zaten çıkamayız bu adamlarla. Ama açık açık söylüyorum ki, CHP kaleleri hemen hemen her yönüyle Yunanlara Türklerin geri kalanına olduklarından daha yakındır. Zaten bu normal bir şeydir. İzmir'den Yunanistan'a yüzersin lan, ne bekliyorsun ki? Ulusalcılarla Yunanlar zaten aynı, aynı, aynı, tıpkısının aynısı. Karakterler farklı o kadar. Mesela benim dincilerin neden daha fazla takmadıklarını merak ettiğim bir konu, kıyı kesimindeki bazı Müslümanların Hristiyan türbelerine uğramaları. Sen böyle bir şey yapıyorsan zaten ülkenin %60'ına göre kafirsin, yabancısın. Buna rağmen CHP'lilerde hala Balkan ülkelerine karşı beslenen bir düşmanlık, bir biz öyle değiliz biz de sizin gibiyiz tavrı. Hilafeti yık, Latin alfabeleriyle yaz, demokrasi getir, şapka tak, rakıyı götür, karı kız, vals... ama biz aslında gerçek Müslümanız, siz din tüccarlığı yapıyorsunuz. Lan yürü git. Zaten böyle bi şey kimi nasıl şaşırtabilir hala anlamıyorum. Kamal Selanikli, silah arkadaşlarının %90'ı Rumelili, geri kalanlarının %90'ı batı Anadolulu. Şu anda bile 60 sene önce Almanya'ya gitmiş Türklerin çocuklarının bize konuştukları dili anlayamıyoruz; yüzyıllarca oralarda yaşamış Türklerin oranın yerlilerine daha çok benzemeleri çok mu tuhaf? Size garip mi geliyor bu şahısların halka dayattığı ideolojiyi benimseyen kişilerin Balkanlılara daha çok benzemeleri? Buna rağmen bu adamlar hala gelmiş Tayyip aslında Ermeni biz hakikiyiz diye sayıklıyor. Bi de Atatürk aslında Turan Türkçü Yörükoğlu ayran içiyordu hep diye sayıklayan bi kesim var. Git ya git.
Ha tabi oraya da geliyorum. Burada oturup solcuların sıkıntılarından sonsuza kadar bahsedebilirim; batı illerinde erkeklerin taşaklarını ezmeden oturmalarına ses çıkarırken doğu illerinde kadınların gördüğü muameleye laf etmemeleri, İslamcılar gibi "benim hislerimin başladığı yerde başkalarının hakları biter" mantığıyla hareket etmeleri gibi. Fakat Türkçü-Turancı tayfaya gelmemin de vakti geldi.
Bu adamlara nereden başlayacağım onu bile bilmiyorum. Değişik bir grup. Çoğu kişi Batı'daki altright akımına benzetiyor ama ben hiç sanmıyorum; onlar daha çok Perinçekçiler gibi geliyor. Bunlar en çok NatSoc tayfaya benziyor gibi. Eski kültürlere olan bir hayranlık, ulusu yüceltme ve (vatan haini olarak görülmeyen)herkese aile muamelesi yapma, bilime dayalı siyaset izleme(veya en azından bunu yapmayı isteme)... böyle gidiyor bu. Fakat bunları Türk siyasetinin büyük bir bölümünden ayıran şey, bazılarının—özellikle gençlerinin—rasyonel düşünce kapasitesine sahip, argüman yaratabilen, oturup adam gibi bir şey tartışabilen adamlar olmaları. Bunlar gerçekten de takım tutar gibi siyasi taraf tutan adamlar değiller, ve argümanları çoğunlukla akılcılığa dayalı; ülkenin %90'ının argümanları tamamen hislere dayalı. Adam çıkarıp sana bi haplogrup haritası gösterebiliyor en azından, ya da bak Çin yazıtları Kırgızları kızıl saçlı olarak tanımlıyordu diyebiliyor. Kamalistinden tut İslamcısına, solcusundan tut ülkücüsüne herkes sırf hisler üzerinden siyaset yapmaya çalışıyor, ne doğru hissediyorsa ona dadanıyor. Bu adamlar genelde öyle yetiştirildikleri için değil, okuyup bir takım fikirlere vardıkları için Turancı oluyor; zaten ülkede Turancı kaç aile var?
Sorunları maalesef vardıkları ideolojilerin kendilerinde. İdeolojiler diyorum çünkü kendi aralarında anlaşamıyorlar. Bildiğin Kamalist olup sırf Göktürk yazıtlarını beğendiğinden Turancı edebiyatı yapanından tut, tarihsel revizyonizmin amına koyup ironik olmadan kafatası ölçmeye çalışan Atsızcılara, onlardan tut bildiğin İslam Arapların işi Tengrici olalım bozkırlarda at sürelim boğazdan şarkı söyleyelim diye takılan gruba, bi de onlardan tut Tigir Er gibi iyice saykodelik gruplara kadar gidiyoruz. Fakat bunların içinde en tehlikelisi, bildiğin ülkücü olup, daha havalı olduğu için kendine Turancı diyen, ironik olmadan REİSçilik yapan grup. Bu grubu zaten İslamcılarla bir tutuyorum, onlara değinmek gereksiz. Diğerlerinden ilki zaten bahsettiğim Kamalist gruplardan pek farklı olmuyor. Geri kalanından bahsediyorum. Ne diyordum? Hah, ideoloji sıkıntı. Ve bunun yüzünden Turancıları suçlayamıyorum. Memlekette sarılacak doğru düzgün ideoloji yok ki. Çevrelerine bakıp tutunabilecekleri adam gibi hiçbir şey bulamayan gençler de bu gibi ideolojilere sarıyor.
Çoğu otoriteryen, ve bence sadece buradan kaybediyorlar zaten, ama oturup burada otoriteryenlik-liberteryenlik tartışması yapmak istemiyorum. Sadece kimliklerinin ve romantizmini yaptıkları şeylerin çoğunun gerçeğe dayanağı olmadığını söylemek istiyorum. Çoğu zaman bundan bahsedildiği anda bu adamlarda gördüğüm rasyonellik gidiyor, yerini [otistik ciyaklamalar] alıyor. Yapılan her türlü DNA testi, Türklerin diğer Türki halkların çoğuyla aşağı yukarı alakasız olduğunu kanıtlıyor. Bunlara karşı hep haplogrup çalışmaları sunuluyor; bakınız diğer Türki gruplarda şu haplogruplar varmış da bizde de görülmüşmüş, hatta ta Sibirya'daki Hiungnu mumyalarının içinden Türklerde bulunan haplogrup çıkmış. İyi, güzel de haplogrup dediğiniz şey sadece en eski babasal veya annesel atanızı gösteren bir şey, bütün etnisitenizi çıkarmıyor. Eğer J1 haplogrubuna ait bir Arapın İsveçli bir kadından bir oğlu olursa(:DDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDDD) bu çocuğun Y kromozomu J1 olur, bu çocuğun da etnik İsveçli bir kadından oğlu olursa onun da taşıdığı Y kromozomu J1 olur, onun da etnik İsveçli bir kadından oğlu olursa onun da taşıdığı Y kromozomu J1 olur, ve onun da etnik İsveçli bir kadından oğlu olursa onun da taşıdığı Y kromozomu J1 olur. Bu çocuk etnik açıdan çoğunlukla İsveçli olsa bile, Y kromozomu ne olursa olsun J1 olarak kalır. Haplogruplar etnisite belirlemez. Onu belirlemek için en güvenilir test otozomal DNA testidir. Bunların hepsinde de Türkler Ermenilere, Gürcülere, ve komşularımız olan diğer etnik gruplara Orta Asyalılara benzediklerinden daha çok benzerler. Buna karşı üretilen bir argüman ise Oğuzların aslında hiç diğer Türkiler gibi olmadıkları, o yüzden Türklerin Kazaklara ya da Kırgızlara benzemiyor olmasıdır. Bu hemen hemen doğru; Türkmenler diğer Türkilere çok yakın değildirler, ve Türklere en yakın Türki halklardan biridirler... ama Türkler Ermenilere ve diğer Orta Doğululara Türkmenlere olduklarından bile daha yakın. Zaten Türkmenler Orta Doğululara genel olarak yakınlık gösteriyor.
Zaten bu şaşırtıcı bir şey değil, benzer olaylar tarihte çok sık görülmüştür. Kafkasya'nın kuzeyinden çıkıp Avrupa'nın çoğunu ve Asya'nın büyük bir bölümünü fetheden proto-Hint-Avrupalıların dilleri ve kültürleri fethedilen halklar tarafından benimsenmiştir. Sizce hem Hintler hem İskandinavyalılar gerçekten de birkaç bin yıl önce dünyaya yayılmış bir halkın soyundan mı geliyor? Ama dilleri benzer, dinleri bile benzer; Hinduluk, Yunan politeizmi, İskandinav politeizmi arasında sayısız benzerlik var. Bu adamların gen havuzlarına olan katkıları sınırlıdır, kattıkları şey çoğunlukla kültüreldir. Fetih ve asimilasyon konusunda neden bu kadar becerikli olduklarını biz de bilmiyoruz; kimisi diyor çok savaşçı bir kültürleri vardı, kimisi diyor at arabalarını ilk kullanan onlardı ve bunun askeri açıdan çok büyük etkileri oldu. Ama sonuç olarak fethettikleri diğer halklara dillerini ve kültürlerini aşılayıp, onların soylarına çok da bir etkide bulunmadan yok oluyorlar. Araplar da aynı şekilde; Levant Arapları Arapça konuşur ve çoğulukla Müslümandır, ama genetik olarak Süryanilere Körfez Araplarına olduklarından daha yakındırlar çünkü çoğu asimile edilmiş Süryanilerdir. Kuzey Afrika, Irak; buraların halkları genetik olarak Körfezlilere çok da yakın değil, hepsi oralarda binlerce yıldır yaşayan halkların asimile edilip başka bir kültürü benimsemiş hali. Aynı şey Türklere de oldu. Zaten, neden bilmiyorum ama Anadolu başka kültürleri benimsemeye çok eğilimli bir yer. Buraların kendi dil grubu var; Anadolu dilleri. Büyük İskender buraları fethettikten sonra ise kısa bir sürede bu dilleri konuşan kalmıyor, halk Yunanca konuşmaya başlıyor, Yunan oluyor. Oğuzlar gelince de aynı halkın büyük bir bölümü onların dinlerini benimsiyor, haliyle kimliklerini benimsiyor, sonra da dillerini.
Neden bu kadar fanatik, bu kadar tutkulu bir şekilde bizim gerçekten de Orta Asyalı olduğumuzda ısrar ediyorlar, onu da anlamıyorum. Ne var Orta Asya'da? Orta Asyalılar insanlığa ne kattı? Cengiz Han'ın ordusunun çoğu Türktü aslında diyor adam. İyi bi şey mi lan bu? Cengiz Han kadar dünyaya zarar vermiş bir insan yok. Orta Asya'daki göçebe halklar tarihlerinin çoğu boyunca yoğurt dışında hiçbir şey icat etmemiş, medeniyetten nasibini alamamış, yakıp yıkıp öldürüp tecavüz etmiş, büyük ve kadim medeniyetleri bokun içine batırmış, herkesin başına bela olmuş o kadar. Diğerlerinin teknolojileri ilerleyince de ağızlarına sıçmışlar bunların. "Halkı İslamcılığın etkisinden kurtarmak için Orta Asya kültürünü dayatmalıyız" diyorlar. Bu arkadaşlar sanırım Orta Asyalıların aralarında pek bulunmamışlar. Ben bulundum, ve gerçekten de—tabi ki de istisnalar vardır ama—çoğu hiç örnek almak isteyeceğiniz insanlar değiller. Türkiye'deki laik kesime benzemiyorlar, Kamalistlere hiç benzemiyorlar. Bıraksan onlar da—onlarca yıl sürmüş Sovyet diktasına rağmen—İslamcı olacaklar, neyse ki başlarında sağlam diktatörler var. Zaten Suriye ve Irak Orta Asyalı mücahit dolu; Uygur, Özbek, Kırgız, Kazak, dolu lan dolu. Soruyorum, neden bu adamların kültürlerini benimseyelim? Osmanlıcılık, İslamcılık beni ne kadar rahatsız etse de ciddi ciddi söylüyorum ki İslam öncesi Türkler o dönemin Müslümanlarından da daha beter. İlla bir tarihimiz olsun, bir şeyin edebiyatını, romantizmini yapalım diyorsanız bu topraklarda medeniyetten çok ne var? Seç bi tanesini işte. "We wuz" yapabileceğin o kadar, o kadar çok halk var ve sen gidip Orta Asyalıları seçiyorsun. Eğer hedefin "muasır medeniyetler seviyesine ulaşmak" ise çok yanlış yoldasın.
Fark ettiyseniz yazının kalitesi sonlara doğru düşmeye başladı, ondan daha fazla uzatmayayım. Koltuk profesörü olarak bunları gözlemledim.
submitted by Pruswa to Turkey [link] [comments]


2016.05.05 09:12 Chuvashia Pelikan Dosyası

Hocanın ekibi yeterince konuştu.
Hocalarıyla beraber yeterince ortalığı karıştırdı.
Biraz da biz konuşalım mı?
Biraz da, REİS için canını feda edecekler konuşsun mu?
Çok az kişi aslında neler olduğunu biliyor.
Kabus gibi.
Hani çığlık atarsınız da kimse duymaz ya..
İşte öyle bir şey.
Hani herkesin ortasında cinayet işlenir de kimse aldırmaz ya..
İşte öyle.
Yani benim hissettiklerim öyle.
Her şey ortada, ama gören yok.
İnsanlar uyumak yerine, sırf ortada olanı görmeyi başarabilselerdi, benim bu yazıyı yazmama gerek kalmazdı…
Buradan çığlık atıyorum. Duyun artık:
Hanımlar! Beyler! Burası dehşet bir ülke.
Hiçbir şeyin yüzeysel bir bakışla görülemeyeceği bir ülke.
Üzerinde tüm süper güçlerin satranç oynadığı bir ülke.
Öyle Ergenokun’u pasifleştirmekle, paraleli tırstırmakla falan, bir günde güllük gülistanlık olacak bir ülke değil.
Bir haini def etseniz, yerine hemen yenisini getirirler.
Öyle kolay kolay, bizi bize bırakmazlar.
İcabında bizden olanları bile bize karşı hale getirirler.
Onun için gözlerinizi dört açın!
Etrafınızda ne oluyor, şöyle bir bakın.
Ama iyi bakın. Yüzeysel bakmayın.
Ve görün benim gördüklerimi.
Şimdi biraz da siz çatlayın:
Temayül yoklamalarında 1. Gül, 2. Yıldırım, 3. Davutoğlu çıktı.
Buna rağmen REİS hocayı parti başkanı yaptı.
Gül’ün çok yakışıklı İngiliz arkadaşları, bir de REİS’ten ve ailesinden nefret eden, ancak Hürriyet’e de pek aşık, ‘intifada’cı bir hanımı vardı.
REİS Gül’ü başkan yapmadı.
Yıldırım REİSçiydi.
Falsosu yoktu. Başarılıydı.
Parti tarafından seviliyordu.
Ama yeterince karizmatik değildi.
Kukla muamelesi yapacaklardı.
REİS Yıldırım’ı da başkan yapmadı.
Davutoğlu güzel konuşuyordu.
Hocaydı.
Ayrıca, görece tazeydi.
Uzun yıllar REİS’le de çalışmıştı.
Evet kibirliydi. Hem de çok.
Her şeyi o bilirdi. Ama teorik olarak.
Pratikte genelde çuvallardı. Örnek; Suriye.
“6 ayda Esed devrilir” dedi. Demekle de yetinmedi, bütün planlarını buna göre yaptı.
B planı yoktu. Çünkü çok emindi. Kendinden. Zekasından. Bilgisinden. Okumasından.
Esed kaldı. Hoca çuvalladı. Sonra bir sürü sıkıntı.
REİS yine de hocayı başkan yaptı.
Neden mi?
a) REİS hocanın, Suriye ve Filistin politikalarından hareketle, kendini devirmek isteyen Batı’yla uzlaşmayacak bir politikacı çıkacağını umuyordu.
“Bu hoca, Batı’yla da, onun ülkemizdeki truva atları olan paralellerle ve Doğan medyasıyla uzlaşmaz” diye düşünüyordu.
b) Başkanlık sistemine geçerken argüman üretir, akademik karizmasını, taze politikacı kimliğini bu yolda işlevsel hale getirir diye düşünüyordu.
Kendisinden bu iki konuda söz aldı.
“Temayül yoklamalarını biliyorsun, seni BEN başkan yapıyorum! Ama bu iki konuda söz vermen şartıyla” dedi.
Hoca kabul etti. Ya da etti gibi göründü. Bilmiyorum.
Fakat etrafındaki muhteris danışmanlar kabul etmediler. Bunu biliyorum.
Ali Sarıkaya, Osman Sert, Taha Özhan, Hatem Ete ve Ertan Aydın başlıcaları.
Bunların hepsi “okumuş” çocuklar.
Çok okumuşlar.
Bildiğiniz gibi değil.
Hepsi Allah’ın lüftu.
Hoca da “okumuş” adam.
REİS ise Kasımpaşalı.
Olur mu? Olmaz? Yakışır mı? Yakışmaz!
Dolayısıyla onların yönetmesi lazım.
Bir de REİS var, huzur yok. Batı durmuyor. Gezi, paralel falan.
Bir de yolsuzluk iddiaları.
İddiaların yalan olduğunu hepsi bok gibi biliyor ama olsun, iddiaların ortaya çıkması bile çok sinir bozucu bu ekip için.
İddiların değil REİS’in çürütülmesi lazım.
REİS giderse, bu “okumuş” ekip gelirse, ülkemin tadından yenmez.
Herkesle barışacaklar, REİS’i kurban edecekler.
Sonra kadayıf gibi bir ülkemiz olacak.
Bu kadar basit.
Hasılı kelam bu ekiple birlikte hoca, REİS’ten bağımsız, Batı’ya bağımlı politikalarını belirledi.
1
Reis’in ekonomi yönetimini ekarte etmek için ilk iş “Şeffaflık Yasası”nı çıkartalım dedi hoca.
REİS’in haberi olmadan hazırladı yasa paketini.
Ve kamuoyuna bizzat kendisi açıkladı.
Sonra REİS kendisiyle istişare edilmeden bu paketin hazırlandığını söyledi.
Hoca ve muhteris danışmanları tırstılar.
Paketi geri çektiler.
2
Ama hoca kararlıydı.
Gelir gelmez REİS’i yiyecekti.
17-25 Aralık üzerinden 4 bakanı Yüce Divan’a gönderme oylaması sırasında bir konuşma bahanesiyle İngiltere’ye gitti, meclis grubunun başında durup liderlik etmedi. Ardından Davos’a gitti. Ordan da New York’a sermaye gruplarıyla buluşmak için geçti. Davutoğlu’nun ABD ziyareti hakkında soru sorulan Beyaz Saray yetkilisi bile “Türk Başbakanı’nın burda olduğuna dair bilgimiz yok” dediği bir geziydi bu.
Biliyorsunuz mesele 4 bakan meselesi değildi. REİS’ti.
Önce bunlar Yüce Divan’a gönderilecekler, sonra da REİS.
Lakin hoca bu kadar kritik bir meselede ortada yoktu.
Bunu herkes biliyor.
Kimsenin bilmediğiyse;
Yüce Divan oylamasından bir gün önce 4 bakanın partiye çağrıldığı.
Bağış, Güler, Bayraktar, Çağlayan gecenin yarısında partiye gider.
Hocanın kurmayları kendilerine mecliste aklanmaları gerektiğini söyler.
Bakanlar “siz bizim ak olduğumuzu düşünmüyor musunuz?” diye sorar.
“Düşünüyoruz tabi, ama milletin önünde de aklanmanız lazım” diye cevap verirler.
Bakanlar,
“Biz kendimizden eminiz.
Zerre yolsuzluğumuz yok.
Aklanırız da.
Ancak bu süreç yıllarca sürer, partinin de çok başı ağrır.
Ama en önemlisi, paraleller REİS’i Yüce Divan’a çıkartma imkanı bulabilirler, emin misiniz?” diye sorarlar.
Hoca da gelmiştir.
“Bu bizzat Cumhurbaşkanımızın talimatıdır” der muhterem hocamız.
Çıktıklarında bakanlar çok şaşkındır.
Bağış REİS’i arar. Durumu sorar.
REİS “olur mu öyle şey?!” der.
“Gelin İstanbul’a hemen!” diye ekler.
1 saat sonra, bu sefer REİS Bağış’ı arar:
“Siz Ankara’da bekleyin, ben geliyorum”
Sabahın köründe buluşurlar. Bakanları dinler.
REİS kendisine yönelik kumpasın farkına varır.
Sonra hocaya zılgıtı çeker.
Yüce Divan oylaması ertelenir. Hoca da fırsattan istifade İngiltere’deki toplantısına gider.
Düşünebiliyor musunuz?
Şayet gecenin köründe Bağış o telefonu açmamış olsaydı, bugün belki de darbe yaşamış bir ülke olacaktık!
3
Hoca REİS’i devirmekte başarısız olunca, onu zayıftatmaya karar verir.
Yine onunla istişare etmeden Fidan’ı milletvekili yapmaya kalkar.
İşin kötüsü Fidan da REİS’le istişare etmeden hemen hocasının kucağına atlar.
Bu sefer REİS, medya mensuplarının karşısında hocayı ve Fidan’ı azarlar.
Fidan Umre’de REİS’i bulur.
Nedamet getirir.
Sonra tekrar görevi kendisine iade edilir.
4
Hoca yılar mı hiç! Bu sefer de sazı eline almaya karar verir.
REİS’in 10 seneden fazladır ince ince işlediği çözüm sürecinin kaymağını yemek ister.
Dolmabahçe’de HDP’lilerle Yalçın Akdoğan, Efgan Ala ve Mahir Ünal bir araya gelir.
Dolmabahçe Açıklamasına dışarıdan bakınca çok pozitiftir.
PKK baharda silah bırakmaya davet edilecektir falan.
Fakat asıl konuşan taraf HDP’dir.
Başta Sırrı Süreyya olmak üzere, HDP ekibi sazı eline almıştır artık.
Çözüm sürecinin gidişatını onlar belirler hale gelmiştir.
Şartları onlar tayin eder olmuştur.
O kadar ki Apo’yla sivil akillerin buluşturulmasına bile karar vermişlerdir.
Bizimkiler de “tamam” demiştir.
Devletin bu kadar aciz hale düşürüldüğü başka bir örnek gelmiyor aklıma.
Bugün yaşadığımız terör belasının ardındaki en büyük sebeplerden biri bu sergilenen acziyettir.
HDP’lilerin bu denli şımartılmasıdır…
Sonra REİS, bir ay boyunca PKK tarafının azgınlıklarına rağmen İzleme Komitesi kurulacağı manşetlerde yer alınca, kendisiyle istişare edilmeden Dolmabahçe açıklamasının yapıldığını söyler.
Apo’yla akillerin görüştürülmesinin de, Apo’nun elini güçlendireceğini ilave eder.
Mesele kapanır.
Ama dediğim gibi etkileri bugün bile devam etmektedir.
5
Bu sefer Bülent Arınç meydandadır.
REİS’in yalan söylediğini, kendisinin süreçten haberdar olduğunu ve ülkeyi hükümetin yönettiğini söyler.
Asıl kimin yalancı olduğunu söylemeye gerek yoktur diye düşünüyorum.
Hocamız hemen Arınç’a telefon açar, televizyondaki REİS-karşıtı açıklamalarından ötürü Arınç’ı tebrik eder.
6
Yarattığı hengameler sonunda seçimde hüsrana uğrayan hoca;
Aydın Doğan’ın damadının, Koç’ların ve diğer TÜSİADçıların ayağına (Ali Kibar’ın evinde) gitmiş olsa da,
Erdoğan’ı yeniçeriler tarafından katledilen III. Selim’e benzeten Economist Dergisi’ne koşa koşa röportaj vermiş olsa da,
Doktoruna kadar bütün akraba ve ahbaplarını vekil listesine koymuş olsa da,
başarılı olamaz.
Başkanlık meselesini neredeyse ağzına hiç almamıştır seçim kampanyalarında.
FETÖcusundan PKK’lısına, tüm hainlerin REİS’e “hırsız” “hırsız” diyerek ortalığı inlettikleri bir dönemde cevap mahiyetinde tek kelam etmemiştir.
Partide de bu konularda herhangi bir hareketlilik yaşanmamıştır.
REİS meydanlara inmeden önce yüzde 38’e kadar düşer oylar.
REİS, son bir ayda meydanlara inmeye karar verir ama yanlış politikaların faturasını halk kesmiştir artık.
Sonuç yüzde 41’dir.
REİS’siz siyasetin bedeli ağır olmuştur.
Ama hoca hâlâ asıl sorunun REİS olduğunu düşünmekte ısrar eder.
7
Seçimden hemen sonra “başkanlığı getirmek istedik, halk yetki vermedi” açıklaması yapar.
8
REİS’e yönelik hırsızlık iftirası kampanyasının asenası olarak arzı endam eden Bahçeli “Bilal’i ver koalisyonu al” diye nara atmaya başlar.
REİS çok öfkelenir.
Kendisinden açık açık çocuğunu kurban vermesini istemektedirler.
Hoca ise Bilal Erdoğan’ı kurban olarak isteyen Bahçeli’nin meclis yeminini sonuna kadar bekler.
Ve sonra da tüm kabinesiyle birlikte alkışı basar.
9
Hoca artık REİS’i devirmenin tek yolunun başkanlık yolunu kapatmak olduğuna kanaat getirir.
Bunun içinde mutlaka koalisyon yapması lazımdır.
Koalisyon hükümetinden başkanlık sistemine “olur” vermesini beklemek imkansız olduğu için hoca “koalisyon da koalisyon” diye tutturur.
Fakat muhalafet son derece nazlıdır.
Buna rağmen Kılıçdaroğlu “koalisyonu Erdoğan istemiyor” türünden açıklamalar yapmaya başlar.
Hoca bu açıklamalara hiç itiraz etmez.
Halbuki REİS hocaya “koalisyon kurabilirsen kur ama ısrarcı olma, partiyi aciz gösterme, en kötü ihtimal erken seçime gideriz” diye defaatle söylemiştir.
10
Bu arada Hoca yavaş kendi medyasını kurmaya başlar.
Mustafa Karaalioğlu (ES Medya’da iken ayda 100binden fazla maaş alan, kendisine 400 metrekarelik ofis kuran bu zat Ethem Sancak’ın bütün telkinlerine rağmen Feto’nun beddua haberini bile manşetten görmemiştir, Ekrem Dumanlı’nın Akit muhabirine attığı tokatı arka sayfalara gömmüştür, 17 Aralık’tan sonra bile Ekrem Dumanlı’yla dirsek teması bir süre devam etmiştir, Gezi sürecinde kısık sesle konuşmuştur, sonra görevden alınınca “objektif” gazetecilik yapmaya karar vermiştir),
Mahçupyan (REİS hakkında eşcinsellik imasında bile bulunan bir herif),
Hakan Albayrak (hocayı savunacağım, REİSçilere çakacağım derken Ahmet Hakan’ı bile savunan bir zavallı) ve Diriliş Postası,
Yıldıray Oğur ve Ceren Kenar (bakanların Yüce Divan’a gönderilmesi gerektiğini yazdı, Mahçupyan’a siper oldular, Babacan’a sahip çıktılar, Can Dündar bırakılınca sevinçten havalara uçtular), Genç Siviller ekibi (Yıldıray Oğur’un talimatıyla AK Parti gençlik kollarının üst kademelerine sızdılar),
İbrahim Karagül (1 Kasım seçimlerine bir hafta kala, içinde Ali Bulaç gibi paralellerin de ilk sayfada yer aldığı “gelin uzlaşalım kampanyası” başlattı; “Kabinede mason bakan korkusu” türü haberlerle kabineye ayar vermeye çalıştı) ve Yeni Şafak ekibinin neredeyse tamamı (elbette ki Salih Tuna, İsmail Kılıçarslan, Leyla İpekçi, İbrahim Tenekeci gibi bazı istisnalar hariç).
Abdülkadir Selvi (Yeni Şafak’ta yazdığı dönem, eskiden Aydın Doğan’ın 28 Şubat sürecindeki rolü üzerine yazdığı yazıları unutup CNN ekranlarına çıkmaya başlayarak Doğan medyasıyla dirsek temasına giren, bu arada yavaş yavaş REİS eleştirilerine başlayan, ve sonunda Hürriyet’e geçiş yapan şaşkın)
Akif Beki (REİS’in basın başdanışmanlığı sebebiyle adam yerine konulan, sonra kapağı Radikal ve Hürriyet’e atan, Karar’ın kuruluşunda bizzat etkili olan, ve bugünlerde köşesinden REİS’e “işler daha da çirkinleşebilir” tehditler savuran)
Taraf‘ın tamamı (Alkım ziyareti sonrası)…
Mahçupyan köşesinden REİS’e yardırmaya başlar.
REİS meydanlara indiği, “Başkanlık” dediği için seçim kaybedilmiştir.
Hoca itiraz etmez.
Hakan Albayrak “artık konuşma reis!” “artık köşene çekil reis!” yazıları kaleme alır.
Hoca itiraz etmez.
Bu ekip kendi medyalarında iki seçim arası dönemde tam yüzden fazla haber ve köşe yazısı yazar REİS karşıtı.
Bu arada REİS tarafından çok fazla ses çıkmaz.
Zira REİS müsaade etmez.
Hocayı kendi ıslah edecektir.
Dışarıya kavga görüntüsü vermeyecektir.
11
Hilal Kaplan, Melih Altınok, Kurtuluş Tayiz, Cemil Barlas, Haşmet Babaoğlu gibi isimler inceden dokundurmaya başlar hocaya.
Fakat Suheyb Öğüt Aktüel’de çok sert bir eleştiri yazar.
“Hoca felç geçiriyordum” diye inlemeye başlar.
Derhal Turkuvaz grubunu arar. Yazıyı kaldırtır.
Grup yazıyı hocadan tırstığı için değil, REİS’in politikası bu yönde olduğu için kaldırır.
Öğüt de durumu öğrenir, “eyvallah” der.
Bu arada bizim hocacı liboşlar da susmaktadır.
Şirin ve güler yüzlü hocamız kendisi hakkında ilk defa net bir eleştiriyle karşılaşmış ve ilk tepkisi bu yazıyı kaldırtmak olmuştur.
Bildiğin, Öğüt’ü sansürlemiştir.
Ama ne Mahcupyan, ne Oğur ne de başka bir özgürlükçü vatandaş bu durumu umursamıştır.
Durum hâlâ aynıdır onlar için;
kendisine her gün küfredilen,
uluslararası operasyonlarla devrilmeye çalışılan,
oğlu bile kendisinden kurban olarak istenen Erdoğan baskıcıdır;
kendisini eleştiren ilk yazıyı sansürleyen hoca ise demokrat.
12
Hoca artık kendisine ait müstakil bir medya kurma vaktinin geldiğine KARAR verir.
(Söylemeye gerek var mı bilmem: Bir siyasetçinin kendine ait yeni bir medya kurması, kendine ait yeni bir parti kurmasından farksızdır.)
Basın danışmanı Osman Sert’in desteğiyle KARAR’ı kurar.
KARAR’ın finansmanı “örtülü” olarak halledilir.
Yeni Şafak’a ise Ülker’in arka çıktığı söylenmektedir.
Hani şu hocanın lise arkadaşı Murat Ülker.
Hani şu hocanın vakfı Bilim-Sanat’ı finanse eden Murat Ülker.
Hani şu Rothschild’den aldığı kredilerle Godiva’yı satın alan Murat Ülker.
Hani şu başörtülü kadın nefretçisi Bedrim Baykam’ın boş çerçevesine 500bin TL veren Murat Ülker.
Hani şu Ali Atıf Bir Denen paralel vatandaşı kendi üniversitesine (Şehir) rektör olarak atamaya kalkan Murat Ülker.
Hani şu, Harvard’a milyonlarca dolar bağış yapıp kendi üniversitesindeki yüksek lisans öğrencilerinin burslarını kesen Murat Ülker.
Hatırladınız değil mi?
Hah işte o adam.
En çıldırtıcısı ne biliyor musunuz?
Kendi medyasını kuran hocamız daha geçen gün, Turkuvaz’ı hedef alarak “medya üzerinden siyasete dizayn vermeyin” diye çıkış yaptı.
Galiba şunu söylemek istedi:
Ben çok uğraştım ama yapamadım, beceremedim, Karar bütün çabamıza rağmen hala 2 bin satıyor, ne olur siz de yapmayın, tavsiye etmem.”
13
Eylül’de MKYK’yı baştan sona kendi şekillendirmek isteyen hocaya karşı, REİS’in talimatıyla Binali Yıldırım devreye girdi.
1353 delegenin 900’ünün imzasını topladı.
Sonra da Abdülhamit Gül’den Mehmet Muş’a, Berat Albayrak’tan Ayşenur Bahçekapılı’ya kadar REİSçi pek çok isim MKYK’ya girdi.
Gül’ün ekibi (Hüseyin Çelik, Ali Babacan, Mehmet Şimşek vs.) ise safdışı edildi.
14
Madem ki partinin has isimleri ve tabanı kendisine destek vermiyordu, o zaman diğer kesimlerin desteğinin alması lazımdı.
Gezici ve PKK’cı güruha bile şirin gözükmek için,
PKK’nın ortalığı kan gölüne döndürdüğü, HDP’nin terör propagandası yaptığı, canlı bomba taziyelerine gittiği dönemlerde bile HDP’ye yönelik bir tepki ortaya koymadı.
Baktı ki MHP kendisini eleştirmeye başlamış, işte o zaman, şişin ve kebabın yanmaması için, “bütün dokunulmazlıkları kaldıralım” dedi.
Daha kötüsü hocanın iki adamı, Naci Bostancı ve Ali Sefer Üstün, dokunulmazlık meselesini görüşmek üzere katil HDP’nin ayağına gitti.
Sırrı Süreyya bu şaşkın ikiliyi ceketsiz, kravatsız, gömleksiz, basit bir kazakla karşıladı.
Dayı dayı konuştu. Artistliğini yaptı, bunlar da Sırrı’ya hürmetlerini arz edip gittiler.
15
Bitmedi! Hoca PKK’ya yönelik olarak “2013 Mayıs şartlarına dönülürse her şey konuşulabilir”
diye bir açıklama yaptı.
Barış zamanında savaşı konuşan ne kadar hainse, savaş zamanı barışı konuşan da işte o kadar haindir.
16
Aynı günlerde AK Parti milletvekili Özhaseki “paralel fabrika ayarlarına dönerse mücadele biter” açıklaması yaptı.
Hocamdan tek bir itiraz gelmedi.
17
Avrupa Parlamentosu başkanı Schulz, REİS’e en galiz şekilde küfreden video klibe yönelik Türkiye’nin verdiği tepkiye karşı yine REİS’e yönelik “otoriter” kabilinden hakaretler etti.
Hocamız ise Schulz’a karşı tek kelam etmedi.
18
Schulz’un
“Biz Erdoğan’la anlaşmadık. Bizim muhatabımız Davutoğlu’dur, hükümettir, onlar da gayet ciddi muhataplar”
sözleri üzerine hocamız yine tek kelam etmedi.
REİS ise önce bu Nazi bozmasına çaktı:
“Bahsettiğiniz kişi, benimle ne zaman görüşse, liderliğimin ne kadar saygın olduğundan söz eder.
Yüzüme karşı böyle konuşan bir insanın şimdi o türden tavırlara girmesine ne demeli?
Ben bu tür davranışları, Alman ekolünün Türkiye’ye bir operasyonu gibi görüyorum.”
Sonra da mülteciler konusunda Almanya’ya övgüler düzen hocaya:
“3 milyar euro meselesinde en büyük yükü Almanya alıyor deniliyor. Halbuki cüzi bir miktar hariç, Türkiye’ye gelen bir şey yok. Bizden neyin projesini istiyorsunuz? Sizin proje dediklerinizi biz çoktan yaptık. Proje diyerek kimse bizi aldatmasın.
Birileriyle fotoğraf verebilmek için böyle şeylerin içine girmeye gerek yok”
19
Her işte çuvallayan hocamız artık ne yapacağını, REİS’i nasıl görünmezleştireceğini, kendisinin nasıl varlık göstereceğini şaşırır hale geldi.
“Schengen vize anlaşmasını dört ay öne alacağız. Bu bizim başarımızdır” türünden laflar etti.
REİS “artık yeter!” dedi ve patladı:
“Başbakanlığım döneminde Schengen’in Ekim 2016’da uygulamaya gireceği açıklandı. 4 ay öne çekmenin kazanım gibi sunulmasını anlayamıyorum. Küçük şeylerin büyük kazanım gibi sunulmasına üzülüyorum.”
20
REİS Obama’yla görüştü. Bütün ABD, REİS’in ayağına geldi. Bizim FETÖcu, Gezici ve PKKcı medya mosmor oldu.
Sanıyorum hocam da öyle oldu.
REİS-Obama görüşmesinin üzerinden bir ay geçmeden, hocam Beyaz Saray’dan randevu istedi.
Başka söze gerek var mı?
21
Hocam, Osman Sert eliyle Taha Ün’ü kendi trol ekibine dahil etti.
İşin kötüsü Taha Ün’ün eşi, Emine Erdoğan hanımefendinin özel kalem müdiresi Sema Silkin.
REİS açısından ne kadar berbat bir durum değil mi?
Taha Ün ve ekibi, yanlarına birkaç hırdavatı da alıp, hocayı eleştiren herkesi tvitırda FİTNEci ilan etmeye başladı.
22
Hocanın fahri danışmanı yeni gazetecisi Mahcupyan,
PKK ile masayı kuran onlarca yazı yazdı;
devlete, “dönüp dolaşıp PKK’nın ayağına geleceksiniz, gelmezseniz anti-demokratiksiniz, gayrimeşrusunuz” minvalinde yazılar döşendi.
23
Beştepe’ye karşı paralellerin “İsrafsaray” hakaretleri, 250bin dolarlık masa iftiraları kol gezer, REİS bu kepaze ithamlarla boğuşurken bir kez olsun sesini çıkarmayan hocamızın partisi;
Can Dündar serbest bırakılınca, sevinçle karşıladı.
REİS “karara saygı duymuyorum” deyince,
hükümet sözcüsü Numan Kurtulmuş çıkıp
“Cumhurbaşkanı’nın şahsi fikridir” diyerek makamı küçümsemeye kalktı.
24
REİS’in “yalan söyleyen zat” dediği, “paralel için cübbemi giyerim” diyen Arınç, Manisa’da özel törenle hocamız tarafından karşılandı ve ağırlandı.
25
REİS’e yönelik hemen her gün hakaretamiz haberlerin çıktığı Taraf gazetesinin sahibi Arslan’la Alkım Kitabevi’ne ziyaretine gidip el sıkıştı hocamız.
O gün bugündür Taraf, hocaya taraf.
26
Hoca, “her şeye ben karar vereyim hırsıyla bakanların müsteşar atamasına bile izin vermedi. 4 aydır müsteşarı atanamayan bakanlar var.
27
Hocamız, REİS’in şiddetle eleştirdiği, 1100 terör destekçisi Akademisyen’in imza kampanyası için “görmezden gelsek olay bu kadar büyümezdi” yorumu yaptı.
Sonuç:
hoca ile REİS arasındaki hikaye basit bir ihtiras hikayesi değildir.
Çünkü hoca kendi ihtiraslarının peşinden koşabilmek için,
REİS karşıtı, ve dolayısıyla REİS’i destekleyen halkın karşıtı kim varsa, onunla işbirliği kurma yoluna gitmiştir.
Küresel güçlerin ülkemizdeki satrancında vezir görüntüsüne sahip basit bir piyon olmayı kabul etmiştir.
Kavga budur.
Kaybedeni de bellidir!
submitted by Chuvashia to Turkey [link] [comments]


2014.12.30 01:51 lgbtifm LGBTİ FM Gelecekten Gelmeyen Adam 6- Bir Ayrımcılık Hikayesi

Ayrımcılık...
Artık bu bir suç değil hak haline geldi… Evet, evet hak haline geldi.
Hatta son moda bir çanta gibi herkesin omzunda, kolunda, cebinde taşıdığı bir aksesuar haline geldi. Sokakta, tvde, evde, iş yerinde her yerde, her alanda ayrımcılık bir aksesuar oldu. Bu durum geçmişte daha azdı, şimdi arttı, gelecekte ise bir çok konu gibi bu durumda b.ka sarıyor.
Gelecekte ayrımcılık öyle bir boyuta varıyor ki çok zeki adamlar çok aptal adamların güdümüne “ayrımcılık” yüzünden sokulup, o çok aptal adamlar pis ve sarı dişlerinin arasından sırıtarak, çok zeki adamları bir b.ka saatlerce baktırıp mavi boncuk arattırıyor.
İşte gelecekte ki ayrımcılık yüzünden bürokrasi, özel sektör ve resmi daireler bu noktaya geliyor.
Ben nereden mi biliyorum ben bilmiyorum ancak garip bir gelecekten gelmeyen adam olarak tahmin ediyorum.
Peki bu diplomatik, çıkar ilişkilerinin ayrımcılığı peki ya kişiye tercihleri yüzünden, yapılan diretilen ayrımcılığa ne demeli?
İşte bu ayrımcılık giderek büyüyor ve önü alınmazsa çığ gibi de büyümeye devam edecek demeyi o kadar çok isterdim ki maalesef diyorum çünkü artık önü alınamayacak yani önünde durulamayacak kadar büyüdü. Her önüne geleni içine katıp giderek de büyümeye daha fazlasını içine çekip tutmaya devam ediyor.
Artık kendine göre mavi saç yanlışsa bu duruma medeni bir platformda konuşarak değil de hemen 4 kişilik koalisyon kurup onu saf dışı etmeye çalışıyoruz.
Bu durum saygıyı işler diyorsunuz ama evet saygı sokağından geçiyor ama saygısızlık fiilini ayrımcılık kavramıyla kişiler bir başka kişinin üzerinde uyguluyor.
Şöyle ki; Bunu bizzat yaşadığım bir olay üzerinden konu içerisinde mavi saç olmasa da yakınlığı olan bir konu ile örnekleyeceğim. Her zaman ki gibi bir yerden bir yere giderken eğer arkadaşlarımın veya çalıştığım kurumun aracı yoksa şahsi aracımda olmadığı için toplu taşımayla giderim. Genelde de garip bir kaç komik olay yaşarım. Otobüste Bidbox yapan çocuklar ve bunu anlamayıp kriz geçirdiğini sanan otobüs şoförü yada metroda break dans yapanlara sessizce öğütler bir tonda yaklaşıp “tepene kan iner yavrum ne yapıyorsun” diyen teyzeler veya durak ta sokak tiyatrosunu yaşatan sanatçılara anlamsız ve alakasız sözcüklerle bağırıp onu hain ve hırsız ilan edip gerçek hırsızları alkışlayan amcalar vb, vb, ama bu sefer otobüste ki hiçte hoş olmayan güldürmeyen, sinirlendirip küplere bindiren bir ayrımcılık garipliği yaşandı.
İki çift bindi otobüse önce. Benim hemen 2 sıra arkamdan ve çaprazımda ki ters giden koltuklara oturdular. İzmirliler bilirler (gerçi bir çok kentte öyle artık ama otobüste 4 lü karşılıklı koltuklar var ve bazıları tersli düzlü koltuk düzeni) neyse bir durak sonrada iki erkek genç birey bindi. Yüzümde tebessümle birlikte bir fikir oluştu aklımda ve derken çat diye tam karşımda ki 2 li ters koltuklara oturdular.
Biraz ilerledik çaprazımda ki kızlı erkekli çiftimiz aşk dolu dakikalara başlayıp ufak tefek hoş ve yüzde gülümseme bırakacak el şakalarıyla erkek arkadaşla şakalaşarak yolculuğa devam ediyor. Karşımda ki 2li de öle kendi aralarında neredeyse kendilerinin bile zor duydukları bir desibelde kimselere dokunmadan konuşuyorlar ve fikrim giderek doğru yönde şekillenip onları göz ucuyla izliyorum derken biraz daha ilerledik çaprazımda ki çift biraz daha aşka gelecek oldular ki ufak tefek öpücükler konduruyorlar ve karşımda kiler de şakalaşıp omuz el ısırıp hafif hafif gülümsüyorlar. Ve dedim Burak düşündüğün şey sanırım doğru bir kaç durak ilerledik toplam da bu olay 15-20 dk içerinde gelişti ve karşımda ki çift artık biraz daha yüksek sesle konuşur birbirlerinin omuzuna yatıp gülüşür oldular çaprazımda ki çift ise birazdan evlenecek gibiler. Derken bir hışımla koridorda ayakta ki amca önce homurdanarak sonra da bağırışlar içerisinde “ayıp oluyor gençler hiç yakışıyor mu size? Burada çoluk çocuk var” dedi.
Bende sanırım yanda ki çifte diyor diye düşünüp acaba kim dedi dercesine öyle afaki amcanın önün de ki tüm herkesin pür dikkat baktığı koridor aralığından bende baktım. Tabi çaprazımda ki çift topladı kendi. Benim karşımda kiler ise halen durak isimleriyle dalga geçip çok düşük bir desibelde şakalaşıyorlar.
Derken sanırım amcam bu tüm koridor bana baktı şimdi seçim konuşması yapmalıyım gazını alıp devam etti bu sefer daha insanlık çıkan bir ses tonuyla “hey size diyorum utanmazlar. Çocuk var be tövbe hiç iki erkek tövbe tövbe ısırmalar kıkırdamalar insanda edep olmalı. Baban binse ne diyeceksin.” Şimdi jeton düştü! O amcam da tıpkı benim gibi karşımda ki ikiliyi çaprazımda ki gibi çift sanmış ve izlemiş ama hoş olmayan tiksinen bakışlarla. Ve düşüncem doğruydu karşımda iki tane çift vardı.
Sadece aşık, masum iki çift. Peki neden ayrımcılık yapılıp biri daha masumken o masuma bağırılıp, hor görülüyordu. Acaba bilimde ki isimleri farklı diye mi? Ona “homo” ona “hetero” dedikleri için mi?
Hemen karşımda ki gariplerim toplandı. Önlerine başlarını eğdi.Görseniz kıpkırmızı kesildiler. Azıcıkta göz altında birbirlerine bakıyorlar. Yanda ki çift biraz sinirlendi. Fark ettim çünkü erkek olan elini kız arkadaşından çekmişti. Maço bir tipi vardı. Eh be amca sana yanlış olabilir ama saygı ne oldu neden açık hedef haline getirip milleti birbirine kırdırdın.
İçimden bunlar geçerken amcam devam etti… “Ayıp ayıp, sözde bu moderinlik oluyor. Tövbe gavur söylüyor o televizyonda bunlarda iyi birşey sanıyorlar. Biz sizin yaşınızda askerdik vatanı korurduk sen şimdi git desem gidemezsin. Zaten gitsen de bu halde bizi nasıl koruyacaksın”
Derken çaprazda ki maço abimiz ayağa kalktı daha da sinirlendiği kesin, otobüs homurtular, çocuk pısmaları ve suçsuz masum karşımda küçülmüş iki kişi, ayağa kalkan abimiz bir hışımla hafif boğazını temizleyip bizim masumcukların yanına doğruldu tabi bende biraz dikeldim korktuğum olursa elimden ne gelirse müdahale edeyim derken abimiz elini masumun omuzuna atıp “bey amca ayıp oluyor yaşından utan ne yaptılar da sana sen böyle terbiyeden yoksun konuşuyorsun” gibisinden sadece güzel siyah beyaz Türk filmlerin de göreceğimiz türden şairane bir şekilde edebi replikler attı.
Şok bir şekilde gözlerim büyürken renkli masumlarımız da kafalarını yerden kaldırıp hafif gözleri dolu şekilde birbirlerine bakıyorlar.
Amcamız altta kalır mı bir anda namus tipsali kesilip tek doğrunun kendisi olduğunu düşündüğü o meşhur ve içinden anlam çıkarılmayacak kendince anlamlı sözlerini yine terbiyesi yerlerde bir şekilde sıraladı.
“sana birşey diyen olmadı delikanlı sen otur oturduğun yerde. devam et. onların yüzünden başımıza taş yağacak bu ne ben onları görmek zorundamıyım”
O an kafamı filmler deki yavaş bir şekilde çekilmiş sahne gibi çevirip arkamda ki “duracak” düğmesine basıp “o zaman rahatsızsanız buyurun inin, biz anormal ve nahoş bir durum göremiyoruz sizin dışınızda buyurun sizde inin bu durum bitsin“.
O ana kadar susmuştum. Ne kadar cahile laf anlatırsın ki e malum kaba kuvvete olmaz şu anlık sözlü atışma var Dur Burak gibisinden derken ne olduysa Sanırım o Maço abimiz gaz verdi söyledim.
Neyse amcamız belki diğer otobüs sakinlerinin karışmamasından yalnız hissedip indi belkide evine geldi indi belkide tüm otobüsün cehenlemlik olduğunu :) düşünüp indi ama indi.
İşte sonuç mu?
Sonuç şu ki ayrımcılık o kadar farklı bir boyuta vardı ki öpüşmek tuhaf karşılanırken sana göre daha uçuk, günah, saygısız, kötü vs sayılan bir olayın karşısında normal oldu. Ve ayrımcılık yapıp sen iyisin, normalsin sen anormal ve kötüsün oldu.
Herkes çift her zaman bu kadar şanslı ve mutlu hikayelere sahip olmuyor.
Nice insan ayrımcılık, saygısızlık, hedef gösterilip yafta yapıştırmalar ve dahası yüzünden ölüme sürükleniyor yada öldürülüyor.
Üstelik bu ayrımcılık konusu sadece cinsel tercihler yüzünden insanlara yapılmıyor giderek her konuda, her yerde farklı şekilde yapılıyor. Salata gibi çeşitlerini arttırıp rant için, en ucuz yoluyla ayrımcılığı sunup insanlara birer “protein çubuğuymuş*” gibi ikram ediyorlar…
Kimse masum değil...
O zaman herkes az da olsa temiz olan elinin ucuyla bir zeytin dalı tutsun…Belki gelecek daha oksijeni bol bir dünya olur.
Bilim dergisi yazıyordu oksijenin arttığı yerlerde insanlar daha çok düşünüyormuş çünkü…
Azıcıkta olsa belki sağlıklı düşünürüz diye…
Daima Renkli ve Güzel Düşleriniz olsun…
Not 1 : Seçimler dün gece sonuçlandı. Haftaya da gündem derlemesiyle “Gelecekten Gelmeyen Adam 7- Seçim Sonrası” yazısında görüşmek dileğiyle… Not 2: *”protein çubuğuymuş” mükemmel bir film olan “Snowpiercer” dan bir terim… İzlemenizi tavsiye ederim…
submitted by lgbtifm to lgbtifm [link] [comments]


HAYDAR HAYDAR ('''Türkü Adam''') Sibel Alas - Adam - YouTube MUSLÜMAN KIZA AŞIK OLAN KORELİ ADAM!!!! - YouTube Aşık adam sınanmaz // Beş Şehir - YouTube Aşk adam sınanmaz❤ Khawar & Takbeer // Aşk Adam Seçiyor ♥ ♥ ... (Zakham ... Ebru Gündeş - Âşık (Video Klip) - YouTube Büyük Adam Küçük Aşk - Türk Filmi - YouTube Beş Şehir-Onur Ünlü/2009 [Âşık Adam Sınanmaz!] Zorla evlendiyi adama aşık oldu

Karl Ove Knausgaard – Âşık Bir Adam – Ne Okuyorum?

  1. HAYDAR HAYDAR ('''Türkü Adam''')
  2. Sibel Alas - Adam - YouTube
  3. MUSLÜMAN KIZA AŞIK OLAN KORELİ ADAM!!!! - YouTube
  4. Aşık adam sınanmaz // Beş Şehir - YouTube
  5. Aşk adam sınanmaz❤
  6. Khawar & Takbeer // Aşk Adam Seçiyor ♥ ♥ ... (Zakham ...
  7. Ebru Gündeş - Âşık (Video Klip) - YouTube
  8. Büyük Adam Küçük Aşk - Türk Filmi - YouTube
  9. Beş Şehir-Onur Ünlü/2009 [Âşık Adam Sınanmaz!]
  10. Zorla evlendiyi adama aşık oldu

Ebru Gündeş 'Âşık' albümün ilk video klibi albümle aynı adı taşıyan şarkıya çekildi ve 31 Ocak 2019'da 'Âşık' klibi yayınlandı. Şarkının sözleri Ayla Çelik, ... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. 'Belli senin şiir falan okuduğun yok. Eğer şiir okusaydın bilirdin ki âşık adam sınanmaz.' (Beş Şehir 2009) [Onur Ünlü'nün 'Beş Şehir' filminden Türk sinema... Enjoy the videos and music you love, upload original content, and share it all with friends, family, and the world on YouTube. Beş Şehir, bir polis, bir tezgahtar, bir öğretmen, bir seyyar satıcı ve 11 yaşında bir çocuğun, yaşamla, ölümle ve aşkla iç içe geçen hikayesidir. İstanbul'a... The Animals - House of the Rising Sun (1964) HQ/Widescreen ♫♥ 56 YEARS AGO - Duration: 4:09. The Animals Tribute Channel Recommended for you Ahmet Arslan-Türkü Adam Beğendin · 8 Nisan 2011 HAYDAR HAYDAR KAYNAK-Aşık Nesimi YORUM-Ahmet Arslan-Türkü Adam TÜRK HALK MÜZİĞİMİZE HİZMET AMAÇLI. Music video by Sibel Alas performing Adam. (C) 1995 SONY MUSIC ENTERTAINMNET TURKEY Covert Narcissist Signs You are Dealing with a Master Manipulator/Lisa A Romano Podcast - Duration: 26:01. Lisa A. Romano Breakthrough Life Coach Inc. Recommended for you Büyük Adam Küçük Aşk, Şükran Güngör, Dilan Erçetin, Füsun Demirel, Yıldız Kenter, İsmail Hakkı Şen'in rol aldığı 2001 yapımı film. 2001 yılında Uluslararası ...